Bugün için üzülerek belirtmek zorundayım ki beş yıllık plan tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Gerçekleştirmemi istediğiniz bütün hayaller, ikinci bir çağrıya kadar ertelenmiştir. Herkes işinin gücünün başına dönsün.

11 Ocak 2016 Pazartesi

Mutlu olamadığıma mutsuzum...

Mutsuzluğumla ilgili en çok ne koyuyor biliyor musun? Annem ve babam. Doğduğum günden beri önümde dönüp duruyorlar. 30 yaşıma geldim neredeyse hala önümde dönüp duruyorlar. Sırf ben mutlu olayım diye. Annem 60 yaşına gelecek neredeyse, her gününün yarısı mutfakta. Yorgun argın uğraşıp duruyor. Hala bazen yatağımı o topluyor ben geç kalıyorum diye alelacele çıktığımda. Araba istiyorum dedikçe ben, kendi paranı kazanıyorsun alsana demek yerine kendine dert ediniyor. Harcamasaydın diğerini saçma hayaller peşinde, allah belanı versin bıktım senden demek yerine, Param yok ki, çıkarıp alabilsem diye o üzülüyor. Benden daha çok üzülüyor. Keza babam da öyle. Doğduğum günden beri ne istesem bir şekilde imkanlar dahilinde sağlanmaya çalışılıyor. Yıllar sonra aldığı telefonu çıkarıp hiç düşünmeden bana veriyor. Sırf ben sıkıntı yaşamayayım mutlu olayım diye.

Bazen izliyorum içinden gelerek gülen, neşe içinde dans eden, hoplayan zıplayan, neşeli insanları. Asla onlardan biri olamayacağımı biliyorum. Sürekli somurtan, mutsuz, mızmız bir insan, asla tatmin olmayan, eleştiren; durmadan hayallerim var benim yaa diye ağlayan...Edeyim senin hayallerine!

Mutlu olamadığım, beceremediğim için de mutsuz oluyorum ya, bu da yeni bir zirve herhalde.Keşke sadece kendim mutsuz kalabilsem, başkalarını üzmesem. Nasıl bir zehirsem artık...

9 Ocak 2016 Cumartesi

JOY

Gerçekten kim olduğunu unuttuğunda, kendin değil de ailenin, toplumun olmanı istediği kişiye dönüşmeye başladığında, güvenli görünen ama seni yavaş yavaş öldüren o haline dönüştüğünde...

“Remember what was lost 17 years ago. 17 years – think about it!!! We’ve been hiding for 17 years. When you’re hiding, you’re safe, because people can’t see you. But the funny thing is that you’re hiding from yourself as well”


31 Aralık 2015 Perşembe

Blank space

İyice ergene bağladım ama çok hoşuma gidiyor. Şarkıdan daha çok klibi hoşuma gidiyor; böyle malikaneler, zenginlik, güzellik falan filan... Yeni yılımız da kutlu olsun. Yeni yılda bizim de malikanemiz olsun, araba parçalayalım falan...2016 güzel bir yıl olsun.


30 Aralık 2015 Çarşamba

..... sayılı hikayelerim.

Yılın son günleri. İzinliyim. Hastayım. Evde pinekliyorum. Kafam bir milyon. Artık yazma zamanı geldi. Geçen biriyle tartışırken bir yazar için, ben onun yazdıklarını edebiyat olarak görmüyorum demiştim. Aldığım cevap sen onun yazdığı herhangi bir cümleyi yazabiliyor musun? Yaz ondan sonra konuşalım oldu. Sallamadı ya kadın beni. Kızım yolarım ben seni, hem o cümlenin on katını yazar hem de seni yolarım dedim. Tabi içimden. Öyle hiçbir halt etmeden laf söyleyince sessiz susmak zorunda kalıyorsun haklı olsan bile. Eee bu da benim yeni yıl kararım olsun. Şimdilik buraya ...sayılı hikaye adıyla parçalarını yazacağım. Kafamda oturttuğumda o sayılar birleşip belki bir kitap olur. Olmazsa da savunmam var hastayım. Ateşli olduğum bir anda altından kalkamayacağım bir iddiada bulunmuşum der çekilirim kenara. Hadi bakalım. Bu da yeni yıl kararım olsun ya da yıl sonu saçmalamam. İkisinden biri...

201722 sayılı hikaye

Şimdi sana bir soru... Hani gözümün önünde öyle mutsuz duruyorsun ya, birşeyler yapmaya çalışsam suçlu olur muyum? Hani ilgilenmemen gerekiyor ya, hani ilgisiz görünmen, karşındakine sevildiğini hissettirmemen... Ama sen öyle karşımda durdukça nasıl dayanmam gerektiğini bilmiyorum, ilgilenmeden seninle nasıl durulur bilmiyorum. Bu son bir kaç zaman zor farkındayım, sana çok zor. Alışkın değilsin pohpohlanmamaya, sayılmamaya, söz geçirememeye. Karşına geçip ne olursa olsun ben yanındayım desem... Korkuyorum ama. İlgimi yanlış yorumlamandan, şu an ihtiyacın olanı sana verdiğim için bana yakınlaşıp ona artık ihtiyacın kalmadığında benden uzaklaşmandan. İnsanlar beni hep sıkıntı zamanlarında yanlarında tutmayı seviyorlar. O zamanlarında hep iyi ki varsın diyorlar. Bana iyi geliyorsun diyorlar. İyi zamanlarında arayan soranı görmedim daha. Korkuyorum sende aynısını yaparsın diye. Diğerlerininki artık hiç incitmiyor da, senin öyle yapman çok kırar sanki beni ama yapacaksın da biliyorum. Ama seni böyle görmeye de katlanamıyorum.

Neden seninle hep böyle oluyor? Neden seninle milyon tane olasılıktan milyon tane senaryo üretmem gerekiyor? Neden seninle herşeyi her ihtimali milyon kez düşünmek zorunda kalıyorum? Neden seninle ilgili hiçbir şeyde karar veremiyorum? Neden seninle ilgili hiçbir şeyde emin olamıyorum? Neden seninle bu kadar yoruluyorum?

Neden gelip de neyin var, bak kimse kalmasa da ben buradayım, gitmiyorum; söyle canın neyi istiyorsa iste yapayım, belki bazılarına gücüm yetmez ama izin ver dinleyeyim diyemiyorum? Biraz da olsa senin için birşeyler yapmama izin ver.

Neden diyemiyorum? Onun yerine inadına üstüne gelip, daha da canını yakıyorum. Yapmadığın ama yapma olasılığın olan kötülüklerine şimdiden karşılık vermeye kalkıyorum.

Neden beni anlık bir ilaç gibi alıp, artık ihtiyacın kalmadığında atacağını düşünüyorum? Atar mısın gerçekten? Yoksa dediğin doğru mu, demiştin ya hani, senin bendeki değerini bir bilsen....o zaman daha mı kolay olurdu? Bilmeme neden izin vermiyorsun o zaman? Söyle işte bileyim. Hiçbir şey söylemiyorsun ki...Sonra da ben boşlukları doldurup senaryolarımı yazınca da beni suçluyorsun.

Neden seninle herşey bu kadar zor? Ben seninle çok yoruluyorum.

351722 sayılı hikaye (Çok sıkılıyorum tüm zaman dilimlerimden...)

Öyle bir değiştim ki şimdi, etrafımdaki herşey artık iğreti geliyor. Sanki bir sabah uyanmışım da birden on beş kilo almışım gibi, neyim var neyim yok sıkıyor, boğuyor. Yeniler de içime hiç sinmiyor. Kabullenemiyorum, ısınamıyorum, sevemiyorum. Eşyadan değil insandan bahsediyorum. Çok garip bir yalnızlık bu. Herkes boğuyor, herkes sıkıyor. İnsanlardan değil kendimden bahsediyorum. Kendime ait hiçbir şeyi artık sevmiyor, kabullenemiyorum. Öyle bir değiştim ki, geçmişimden getirdiğim hiçbir şey geçmişimdeki gibi değil artık.

Yeniler ise... ah yeniler apayrı bir terane, o konuya girmek dahi istemiyorum. Sen buna çok ifrit oluyorsun biliyorum. Kızıyorsun bana böyle şeyler söylediğimde. Kimseden üstün görmemeli insan kendini diyorsun. Görmüyorum, üstün görmüyorum. Ama parçalar uymuyor. Boğuyorlar beni. Nefes aldırmıyorlar. Anlatamıyorum kendimi. Saçma gördüğüm muhabbetlerine seyirci kalmama bile izin vermiyorlar, bana da rol biçip dahil ediyorlar. Mecbur oynuyorum. Ama daha sonra onlardan da kendimden de nefret ediyorum. Olmadığım biri gibi davranmamı istiyorlar. Olduğum kişinin yanında rahat edemiyorlar. Bahsettiğim şeyleri anlamıyorlar. Bahsettikleri şeyleri anlamıyorum. Katlanamıyorum. Ne geçmişime ne şimdime. Geleceğimden korkuyorum. Bir sen varmışsın gibi hissediyorum. Bir sen anlıyormuşsun gibi. Bir seninle konuşabiliyorum. Bir sana saçmalayabiliyorum. Bir sana hayal kurabiliyor ve bir sana anlatabiliyorum. Bir sen dinliyorsun. Ve en kötüsü seni de ürküttüğümü biliyorum. Sana çok yabancı olduğumu görüyor ve bana ayak uydurmaya çalışıyorsun.

Ama ben seni de istemiyorum. Bir turist gibi geziyorsun kafamda, bir turist gibi inceliyorsun beni. Kal desem kalmazsın, gitmeye gelmiş bir turist...zaman tutuyorsun, planlar yapıyorsun, şu saatte, şurada, şu kadar diye...Koyveremiyorsun. Ve sen koyversen bile ben seni asla içselleştiremeyeceğimi biliyorum.

Herşey iğreti, herşey yabancı, herşey bir rolden ibaret, herşey geçici bir süreliğine, herşey varmış gibi, herşey sahte. Parçalar uymuyor. Parçalar eşleşmiyor. Öyle bir değiştim ki, ne geçmişime, ne şimdime, ne geleceğime sığamıyorum.
Korkudan da öte, korkudan da daha dehşet verici;
Çok sıkılıyorum tüm zaman dilimlerimden.

27 Aralık 2015 Pazar

Tell everyone you know: "My happiness depends on me, so you're off the hook." And then demonstrate it. Be happy, no matter what they're doing. Practice feeling good, no matter what. And before you know it, you will not give anyone else responsibility for the way you feel -- and then, you'll love them all. Because the only reason you don't love them, is because you're using them as your excuse to not feel good. -Abraham Hicks

Bu ağaç yaprakları olmadan ölecek.

Ağaçların tepesinden düştüm, dizlerim üstüne, çöktüm, yalvarıyorum. Tanrım hala orada mısın? Tanrım orada mısın?

Bu karanlıkları sen mi gönderdin, birşeyler mi patladı, n'oldu, tepemdeki bu dumanlar neden, nereden?

Hepsi bir planın bir parçası mı yoksa tüm bunlar benim hatalarım mı?

Hepsi senin hatan! Her şeyi mahvettin!

Desem daha mı iyi hissedeceksin. Sanki en azından başında her şey düzgündü diye kendini teselli mi edeceksin.

Hiçbir şey hiçbir zaman düzgün değildi. Seninle ilgili hiçbir şey düzgün değildi. Sen bir şeyi mahvetmedin. Sen mahvolmuş olarak doğdun.

Doğduğunda da yaprakları olmayan kuru bir daldın. Azıcık boyun uzadı, ağaca benzedin diye yeşil olacağını mı sandın.

Sen yaprakları olmayan kuru bir ağaç olarak doğdun ve yaprakların olmadan öleceksin.

Ve artık korkabilirsin çünkü yok...

Kork, artık yapılabilecek hiç birşey yok!

Hiç de olmadı.