Bugün için üzülerek belirtmek zorundayım ki beş yıllık plan tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Gerçekleştirmemi istediğiniz bütün hayaller, ikinci bir çağrıya kadar ertelenmiştir. Herkes işinin gücünün başına dönsün.
Les Miserables etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Les Miserables etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ocak 2013 Pazar

Les Miserables




Müzikallere olan zaafım yüzünden mi bilmiyorum ama uzun zamandır sinemada -Hobbit hariç- beni bu kadar tatmin eden bir yapım izlememiştim. Geçirdiğim her dakikaya değdi. Şarkılar zaten muhteşem ötesi ki bildiğim kadarıyla Broadway oyunun sinema uyarlaması film yani aynı şarkılar kullanılmış, sadece seslendirenler farklı. 

Oyunculuklara ise hayran kaldım, filmin tek hatası bence Russell Crowe olmuş, keşke kariyerini A Beautiful Mind ile sonlandırsaymış diye düşünmeden edemiyorum ne zaman o adamı izlesem. Bir de ben artık Helana Bonham Carter'ı hep aynı roller, hem aynı karakterlerde, aynı kostüm ve aynı saç makyajla görmekten çok bayıldım. Kadının Harry Potter'dan, Tim Burton filmleri de dahil bu filme kadar hep aynı karakteri oynaması artık midemi bulandırmaya başladı açıkçası.  

Filmin bir yıldızı varsa bence çocuk Cosette'i oynayan Isabelle Allen'dır ki yönetmen de öyle düşünmüş olacak, filmin posterinde onu kullanmayı tercih etmiş. Ve bence ikinci yıldız ise Anne Hathaway. Kadın muhteşem bir iş çıkarmış, hem şarkıları muhteşem şekilde söyleyip (muhteşemden kastım sesin güzelliği falan değil duyguyu vermesi) hem de öyle büyük oynamış ki sanki karşımda gerçekten o kadın (çocuk) ağlıyormuş gibi hissettim ve ben de kadının tüm sahnelerinde ağlamama engel olamadım. Evet yanınızda peçete falan götürün, ben ömrümde ilk defa bir sinema salonunda salya sümük ağladım. Zaten bu performansıyla da şu anda Oscar'a aday kendisi. 

Bir de Enjolras'ı oynayan Aoran Tveit kıvırcık saçla çok süper olmuş, gerçekteki halini bilmesem kaptıracaktım direnişin genç ve yakışıklı liderine kalbimi. 


Enjolras-Marius
Şarkılar ise hepsi bir birinden güzel, Red&Black olsun, I Dreamed a Dream olsun, Look Down olsun, Do You Hear the People Sing olsun muhteşem ötesi hepsi ama benim favorim Marius ve Enjolras'ın birlikte söylediği ve Marius'un barikatın çocuklarına aşkını anlatması üzerine Enjolrasın  Who cares about your lonely soul? diye başlayıp yoksa bunlar senin gibi zengin bir çocuğa oyun gibi mi geliyor şeklinde giydirdiği favori sahnelerimden olan o sahnede söyledikleri ;

Red - the blood of angry men!
Black - the dark of ages past!
Red - a world about to dawn!
Black - the night that ends at last!,

şeklinde ilerleyen Red&Black şarkısı oldu.




Ayrıca  Anne Hathaway'in muhteşem şekilde seslendirdiği I Dreamed a Dream;

But the tigers come at night
With their voices soft as thunder
As they tear your hope apart

As they turn your dream to shame

şarkısını ve o sahneyi es geçmem imkansız. Sinema tarihinin en etkileyici sahnelerinden biri olduğunu düşünüyorum kendi adıma. Kesinlikle gidip canlı canlı müzikalini izlemem gerektiğini de düşünüyorum artık. 

İzlerken bir şeyi daha fark ettim, ben Sefiller kitabını okudum ama kitaba dair aklımda sadece kırıntılar kalmış,bir de 13 yaşımda ne anladıysam artık kitaptan. Tekrardan okuyacağım elime Türkçe'sini geçirdiğim vakit.

Müzikalleri seviyorsanız bu müzikali sinema salonunda izleme şansını kaçırmayın derim. Gidin, izleyin ama sinema salonundan psikolojiniz bozularak çıkmayı da göze alın, çünkü görecekleriniz sadece sefillerden ibaret.