Bugün için üzülerek belirtmek zorundayım ki beş yıllık plan tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Gerçekleştirmemi istediğiniz bütün hayaller, ikinci bir çağrıya kadar ertelenmiştir. Herkes işinin gücünün başına dönsün.
Kral Katili Güncesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kral Katili Güncesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ocak 2013 Salı

Won't be needing somebody when you come to die


"Perhaps the greatest faculty our minds possess is the ability to cope with pain. Classic thinking teaches us of the four doors of the mind, which everyone moves through according to their need.

First is the door of sleep. Sleep offers us a retreat from the world and all its pain. Sleep marks passing time, giving us distance from the things that have hurt us. When a person is wounded they will often fall unconscious. Similarly, someone who hears traumatic news will often swoon or faint. This is the mind's way of protecting itself from pain by stepping through the first door.

Second is the door of forgetting. Some wounds are too deep to heal, or too deep to heal quickly. In addition, many memories are simply painful, and there is no healing to be done. The saying 'time heals all wounds' is false. Time heals most wounds. The rest are hidden behind this door.

Third is the door of madness. There are times when the mind is dealt such a blow it hides itself in insanity. While this may not seem beneficial, it is. There are times when reality is nothing but pain, and to escape that pain the mind must leave reality behind. 

Last is the door of death. The final resort. Nothing can hurt us after we are dead, or so we have been told."

Patrick Rothfuss

Three White Horses by Andrew Bird on Grooveshark

5 Eylül 2012 Çarşamba

Bilge Adamın Korkusu

Spoiler Alert

“Her bilge adamın korktuğu üç şey vardır: fırtınalı bir deniz, aysız bir gece ve yumuşak başlı birinin öfkesi”
İlk olarak kitabı elime alınca büyük bir şok yaşadığımı belirtmeden geçemeyeceğim. Sebebide kargoyla gelen kutudan çıkan 1142 sayfadan oluşan devasa boyutlarda bir kitap ve ayrıca öyle bol boşluklu büyük fontlu da yazılmamış kitap. ( İç ses “ooo 3 ayda biter artık “).
Kitapta Kvothe bir efsaneye dönüşme yolundaki hikâyesine kaldığı yerden devam ediyor. Kitapta Kvothe gene üniversite’de boğuştuğu harç ödeme sorunları, Üniversitede ki düşmanı Ambrosse ile yaşadığı çekişmeleri anlatarak başlıyor hikâyeye. Daha sonra yaşadığı sorunlardan dolayı üniversiteye ara veren karakterimiz, kendisinin müzik yeteneğinden faydalanmak isteyen ülkenin en güçlüsü Vintas’lı Maer’in sarayanı gidiyor.  Maer’in hizmetinde çalışırken saray entrikaları ve aşkları olsun, sarayın dışında ki haydut problemi olsun Kvothe birçok sorunu çözerek Maer’in gözüne giriyor. Tabi ki Bu sırada da Denna ile karmaşık ilişkisi gelişrerek devam ediyor.
Aslında kitabı, üniversite, Maer’in sarayı, haydutların peşinde ve Adema kasabasında diye dört bölümde incelemek daha faydalı olur gibi.
İlk bölüm üniversitede geçirdiği zaman ki bence çok gereksiz bir bölüm olmuş. Tüm bu kısımda anlatılan herşey birinci kitap’ta anlatılabilirdi böylece kaldırmakta bile zorlandığım devasa bir kitaba dönüşmemiş olurdu. 
İkinci bölüm ise Maer’in sarayında geçirdiği zamanı içeriyor. Okurken en keyif aldığım bölümdü diyebilirim. Belkide en fazla entrikanın bu bölümde geçmesinden dolayı en çok bu kısmı sevdim.


Üçüncü bölüm ise haydutların peşinde ormanda geçirdiği vakitti ve bence kitabın en gereksiz kısmıydı. Sadece 30 sayfada anlatacağı şeyi sırf yoldaşlarından biri olan Adema’yı tanıtmak ve ilerleyen sayfalarda geçecek olaylara altyapı oluşturmak amacıyla sayfalarca anlatması biraz gereksiz olmuş. Haydutların peşinde gezindiği sırada da , erkeklerin başını döndüren, bir peri olan felurianla karşılar.Kvothe’nin kendi deyimiyle Felurian’la bir gece geçirir ve hem canına hem de aklına mukayyet olabilir.Bu kısımda biraz fazla uzun tutulmuş gibi geldi bana ama okurken hiç sıkılmadım sadece kitabı bitirmem açısından birkaç günü daha uzattı okuma sürecini.
Diğer bölüm ise Ademre kasabasında geçmekte. Yol arkadaşı Adema’dan öğrendiği şeyler başına bela olur ve Ademalardan canını kurtarmak, onların savaş sanatını öğrenmek zorunda kalır. Gayet ilginç bir kültür yaratıp güzel bir şekilde işlemiş yazar bu kısımda.
Sonuç olarak yazar Rothfuss gene harika bir iş çıkarmış bu kitapta da. Büyük bir merak içinde o devasa kitabı göz açıp kapatıncaya kadar bitirdim. Tek bir sorunu vardı gereğinden fazla uzun yazılmıştı. Galiba editöre hiç sunulmadan direk baskıya yollanmış ya da nasıl bir editörle çalışıyorsa üçüncü kitapta değiştirir umarım çünkü kült olabilecek bir seriyken,  iyi bir hikayeye sahip başka bir fantastik kitap olarak anılması çok yazık olur.
NOT: Kitap bittikten sonra farkettim ki birinci ve ikinci kitabın arkasında yer alan tanıtım yazısının ne kadar fazla spoiler içeriyormuş öyle. Rothfuss az susaymışsın da biz okusaymışız önce kitabı diyip kendi verdiğim spoilerları hiç saymıyorum. 


Rüzgarın Adı

*Spoiler falan olabilir.

Kral Katili Güncesi adlı serinin 1. Gününü anlatan kitap fantastik dünyanın yeni kazanımı Patrick Rothfuss’un 2007 yılında yayınladığı ama ülkemizde yayınlaması 2011 yılını bulan ilk kitabı. Kitapta Kvothe adlı çok süper özelliklere sahip kahramanının fantastik yaşamını yine kahramanımızın dilinden okuyoruz. Her ne kadar kitap 1. Gün deyince akıllarda bir günlük bir hikâyeyi anlatıyormuş gibi bir önyargı oluştursa da aslında Kvothenin çocukluktan başlayan uzun yolcuğunu temel alıyor.  Kitabın konusunu özetlemek gerekirse eğer;  Kvothe bir edema ruh’tur ki edema ruh bizim bildiğimiz şekilde söylemek gerekirse çingenenin yazar tarafından uydurulmuş versiyonudur. Seri; müzik, kılıç kullanımı ve büyüde üstün yeteneklere sahip olan, hatta Kralı öldürüp savaşa sebebiyet verdiği söylenen Kvothe karakterinin çocukluktan savaşa kadar geçen süredeki hikayesini anlatıyor. İlk kitapta yani Rüzgarın Adında Kvothe'nin annesi ve babasıyla o kent senin, bu kasaba benim dolaşıp, annesinin ve babasının yıllar önce yok oldukları düşünülen, insanların adını bile almaktan çekindikleri bir grup efsanevi bilinmeyen 7 tane varlıktan oluşan chandirialılar tarafından öldürülmesi sonucunda kendini yollarda bulması ve ve Chandirialılar gizemini çözmek için bölgenin en büyük üniversitesine gitmesini ve üniversitede yaşadıkları işleniyor. Tüm bunları yazar anlatırken birçok fantastik öğeden de yararlanıyor. Kitabın her ne kadar Harry Potter’den etkileşmiş olduğu yorumları yapılsa da ama ben bence tek ortak noktaları ikisininde yetim olarak bir büyü öğretilen bir okula gitmeleri ki gittikleri okulların uzaktan yakından hiç bir ortak noktası yok.


Yukarıdaki resimde internette bulduğum en güzel Kvothe çizimi hatta o derece güzel ki kitabı okurken kafamda oluşturduğum Kvothe’nin görüntüsünden daha çok etkiledi beni.
Ben okurken büyük keyif aldım. Kitap genelde çok satan kitaplarda rastlanan basit cümlelerden oluşmuyor. Gayet başarılı bir dille yazılmış. Konu hiçbir yerde okuyucuyu sıkmıyor, çok akıcı ve insanı merak içerisinde bırakıyor.Okuduğum en sürükleyici romanlardan biriydi diyebilirim. Her fantastik kitap severin okuması gerekli.

BENİM ADIM KVOTHE
Uyuyan höyük krallarından prensesler kaçırdım. Trebon kasabasını yakıp kül ettim. Felurian’la bir gece geçirdim ve hem canıma hem de aklıma mukayyet olabildim. Çoğu insanın kabul edildiğinden daha küçük bir yaşta Üniversite’den atıldım. Başkalarının gündüz gözüyle ağızlarına almaktan bile korktukları yollardan ay ışığı altında geçtim. Tanrılarla konuştum, kadınlar sevdim ve ozanları ağlatan şarkılar yazdım.
Belki beni duymuşsunuzdur.