***Spoiler***
Medici: .....Da Vinci. Noterimin piç oğlu olduğunu söylediler. Ayrıca sorun çıkaran, kibirli, aykırı ve kendi fikirlerini kendine saklamada oldukça yeteneksiz olduğun söylendi.
Da Vinci: Kibir kendi değerimi abarttığım anlamına gelir. Ben abartmıyorum.
***Spoiler***
Hikaye olarak bir bilim dahisinin biyografisi sanmayın sakın. Kurgu ile tarihin karıştığı bir yapım. Hikaye ilk bölüm itibari ile oldukça başarılıydı. Şahsen izlerken sıkalacağımı düşünmüştüm, çünkü ilk bölüm itibariyle karakterleri yavaş yavaş tanıyacağız, olay olmayacak, ufaktan bir ısınma bölümü olacak ön yargısıyla başlamıştım izlemeye. Ama çok yanılmışım. Hikaye öyle güzel akıp gidiyor ki, izlerken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsun. Hele bir Türk unsuru var ki, karakterin kendisi ve hikayeye verdiği yön ilk bölüm için oldukça fantastik ve merak uyandırıcı.
Bir de Downton Abbey'in Lordu Robert Crawley'i dizinin hemen başında görmek cidden hayal kırıklığı yarattı bende, o benim asil ingiliz lordum olarak kalsaydı hep, götünü görmesem iyiydi.
Ee hikaye iyi, tarihi kıyafetler, güzel hatunlar, yakışıklı beyler (laf olsun diye dedim, yok yakışıklı falan), merak unsurunu gayet başarılı kullanıldığı bir kurgu.... bir tarihi diziden daha ne beklenebilir ki. Çok pis entrikalar döneceğe benziyor. Evet ilk bölüm itibari ile benim puanım beş üzerinden dört.
Peki şimdi geçelim o bir puan nereden gitti. Bilgisayar ile tasarlanmış şehir kurgusu çok kötü. Gerçekten çok kötü, muhteşem yüz yılın ilk bölümlerini bildin mi, hah aynı o işte. İnsanlar görüntünün üstünde yüzüyor, arkada dalgalanan yeşil perdeyi görüyorum resmen. Ama yakın çekimlerdeki dekorlar başarılı ona lafım yok. Keşke The Borgias dizisini görsellik olarak kendilerine örnek alsalarmış. The Borgias demişken; hem The Borgias'ı izlemek hem de bu diziyi aynı anda izlemek cidden kafa karıştırıcı olabiliyormuş. İkisi de aynı dönem İtalya'sında geçiyor, ikisinde de ortak karakterler var. Ama görüntü ve her şey o kadar farklı ki. Merakla Da Vinci's Demons'd Cesare Borgia karakterini görmeyi bekliyorum. Sonuçta tarih bu ikilinin yakın ilişkisinden çokça bahsediyor.
Ayrıca Leonardo Da Vinci'yi oynayan aktör'ün bir popstar edasıyla, popstar saçlarıyla dolaşmasını kabullenemedim. Gençliği anlatılıyor da olsa Mona Lisa'yı çizmiş, 1452'de doğmuş, bir dahi. Dahiliğinin çılgınlık yönünün vurgulanması istemiş olabilirler, o değil derdim. Mimikler, hareketler, kostüm, saçlar ile sanırsın Tarkan İstanbul sokaklarında Şımarık şarkısını söylüyor kızlar kovalıyor ya da Ricky Martin bilmem nerenin sokaklarında un dos tres söylüyor gene kızlar kovalıyor, öyle yani. Diziyi izleyin ardından bu iki klibi izleyin, ya da izlemeyin zaten beyninizde görüntüler mevcuttur bu kliplere ait, neden bahsettiğimi gayet iyi anlarsınız. (Gözümde seni gidi fındık kıran diye mırıldanıp, Mona Lisa'yı çizen bir insan canlandı)
