Bugün için üzülerek belirtmek zorundayım ki beş yıllık plan tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Gerçekleştirmemi istediğiniz bütün hayaller, ikinci bir çağrıya kadar ertelenmiştir. Herkes işinin gücünün başına dönsün.

7 Şubat 2016 Pazar

gitmelere doyamadım...

Gene gitme vaktim geldi galiba benim. Hiçbir yerde kalıcı olamıyorum, çünkü galiba hep yanlış yerlere gidiyorum, yanlış mekanları konak sanıyorum. Tamı tamı 29 sene oldu. 29 senedir gidip gelip aynı noktaya dönüyorum. İçimde don kişot ve sanço'nun kavgası hiç bitmiyor, bir biri kazanıyor, bir diğeri. Gene don kişot atağa kalktı şimdi. Yak yık diyor. Artizliğini yap çık git diyor. Napacaklar en kötü? Gitmeyi gene kafaya koydum ki ben. Dükkan hayalleri kuruyorum yine yeniden... Savaşacaksın, görmeyeceksin diyorlar.

Ama ben savaşmak istemiyorum ki. Kaldım mı gene ortada. Savaşmak istiyorum da kazanamam biliyorum ki. Aslında gene kazanamayacağım bir savaşa girip kendimi hiç etmek istemiyorum. Gücüm gitti benim. Hadi savaşmadım, huylarına gidemem ki. Midemi bulandırıyorlar. Benim yaptığım birşeyden ötürü ufacık fayda görsünler, bir kişinin takdirini kazansınlar istemiyorum. Artizliğimi yapıp çıkıp gidesim var.

Ama bir taraftan da deli gibi korkuyorum, çok korkuyorum. İnsanların bir günde yaşadığı değişimden, susamamdan, kendime hakim olamayıp konuşmamdan...çok korkuyorum. Başıma iş gelecek, kalacağım gene mal gibi ortada. Yüzüme bakmayan adamlar Nasrettin hoca hikayesindeki gibi timurun önüne beni atıyorlar. Aslansın, kralsın, sen don kişotsun diye yel değirmenin önünde buluverdim kendimi. Yel değirmeni de, değirmen değil canavar çıktı. Yenileceğim kesin bir savaşın ortasında kalakaldım. Halbuki zaten savaşın tam ortasındaymışım. Ama 'O' tüm algımla oynamış, çepeçevre sarıp zırh gibi, ne hasar görmeme izin vermiş, ne de savaşın farkına varmama. Ben onun zırhının içinde keyfime bakarken etrafta ne entrikalar dönmüş. Beni yanına çekerek ortasında kalmama sebep olduğu savaşta şimdi ben savunmasız bir başıma, onun zırhı olmadan, gözleri yeni açılmış bir insan gibi kalakaldım.

En az hasarla nasıl kurtulurum derdinde, durumu idare mi etmeli, kaçmalı mı, yoksa herşeyi göze alıp mahvoluncaya kadar savaşmalı mı?

Ben ama savaşmak istemiyorum ki...

Bıraksınlar beni gideyim istiyorum!

Savaşınıza, hırslarınıza bir, size iki...

4 yorum:

  1. İnsan kullanmayı pek seven insanlar... Aslansın kaplansın der, atarlar seni ortaya. Sonra ara ki bulasın birini. Ben de artizliğimi yapıp çıkıp gitmek istiyorum. Hoş tüm hayatım boyunca öyle yaptım. Hiçbir şey geçmedi elime. Etrafımda da kimse kalmadı... Doğru ne, ne yapmalı hala da öğrenebilmiş değilim :((

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen, sen gittiğinle kalıyorsun anca...doğrusu yok heralde

      Sil
  2. Savaş gözüyle baktığın için olabilir mi? Sistem onu söylüyor, ''en çoğunu iste, en fazlası senin olsun'' diyor, eyvallah da, cidden hiç biri tatmin etmiyor, zira sonu yok. Sanki keyfine bakmak gerek, keyif insanı bencilliğinden alıkoyan ender şeylerden ve gerçekten insan istemedikçe bozulabilen bir şey değil.

    YanıtlaSil