26'ya günler kaldı, ve ben ömrümde ilk defa kendimi yaşlı hissediyorum. Yavaş yavaş yaşlandığımı hissetmeye başlıyorum diye bir şey yok, bir şeye başlamıyorum. Kısa ve net; yaşlı hissediyorum. Bir şeylerin düzene konduğu, geleceğin önünde bariz bir şekilde görüldüğü, detayları değil belki ama ana hatlarıyla az çok ne olacağını tahmin ettiğin o yaş işte. (Hayat detaylar da mı gizli? Bir gider misin lütfen, klişelerini de alıp, çekip gider misin?) Neyse ne. Diyordum ki, her şeyin netleştiği o an vardır ya, işte benim de o anım şimdi. Hiç bir sürpriz ya da mucize olmayacağını kavradığım yaş işte. İnanmayı bırakıp, her şeyi olduğu gibi kabullendiğim o yaş. Yaşlandım ben, rakamdan değil belki ama kendimden ötürü. Bazı şeyler benden geçti artık, öyle işte. Şöyle işte; otobüsün ön koltuğuna oturmak istiyorum, çekirdek çitleyerek bol dramlı tv dizileri izlemek istiyorum, "bizde böyle değildi." şeklinde cümleler kuruyorum, televizyonun kumandasında teletex tuşu arıyorum, mefruşata mı başlasam bir kaç hamur işi mi yapsam karar veremiyorum, renklerim basit; siyah, kahverengi, lacivert. Kimse elimi tutsun istemiyorum, kimse bana dokunmasın istiyorum. Azcık huzur,kamelyada köy kahvaltısı, bahçede çilek, hiç hayal istiyorum. Ne dünyayı gezmek, ne kariyer yapmak, ne zengin olmak, ne aşık olmak... hiç birini istemiyorum. Her şey şu anda kalsın istiyorum. 26 güzel yaş, hamlık bitti, oldum ben artık, çürümeyi bekliyorum.
Yersen tabii. Ben yemedim şahsen. Ne kamelyası lan, daha yeni başlıyoruz. Her şey değişebilir, değişiriz elbet, neden değişmeyeyim, ama az dur, önce bir yemek yiyek, sonra bir yarın olsun, ondan sonra da güzel bir kahvaltı, akşama da bir şeyler olur... değişiriz tabi ama az biraz dur hele.
O değil de neden her şey gece ikiden sonra başlıyor? Bu saate kadar çalışmayı reddeden beyin, birden beni fikir yağmuruna tutuyor. Şaka mı bu? Bir susarsan uyumak istiyorum. Sabah gel anlat ne derdin varsa. Gel hadi uyuyak,hadi hadi, yarın değişiriz.
Kendime not: Kızım olursa adını çilek koyacağım şerefsizim, bu nasıl bir meyvedir allahım, sanki cennete düşen ilk yağmur damlası, ilk güneş ışığı, ilk kar tanesi, sahilde bir kum parçacığı, atomun parçalanmamış hali, karda açan çiçek, bir ateş böceği.
o kızın kızıl saçlı da olur mu dersin :p
YanıtlaSilMümkünse olsun, hatta burnun üstünde çilleri olsun ama genetik biliminin bu sonucu hoş karşılayacağını sanmıyorum. (Esra durduk yere bana çocuğumun fiziksel görünümü de hayal ettirdin ya, buradan başlayıp gelinlik modelinden kahvaltı setine kadar varacağım diye çok korkuyorum şu an.)
YanıtlaSil