Bugün için üzülerek belirtmek zorundayım ki beş yıllık plan tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Gerçekleştirmemi istediğiniz bütün hayaller, ikinci bir çağrıya kadar ertelenmiştir. Herkes işinin gücünün başına dönsün.
8 Mart 2016 Salı
22 Şubat 2016 Pazartesi
niye bu cümleleri kullandın evladım?
Ben hiç hayal kurmadım, hep dua ettim. Tabi o zamanlar pek ayırdında değildim sanırım tutunamadığımın. Bilseydim başka türlü ederdim dualarımı. Ama öyle uzun süredir yalnızdım ki...Aklıma ne gelmişse yazmıştım. Aklı olan kimse de okumadı onları. Dilime ne gelmişse söylemiştim. Onları da duyan olmadı galiba. Hem sevmeyi de bilmiyorum ki ben zaten, çünkü kimse beni sevmedi öğrenemedim sevmeyi. Tamam tamam haksızlık etmeyeyim. Kabul, beni mümkün olan en iyi şekilde sevdiniz, ben ancak bu kadar sevilebilirdim. Beni yapabilecekleri en iyi şekilde sevdiler. Beni sevmenin başka türlüsü mümkün değildi. Kızmıyorum tamam. Hem ben biraz çok geç kaldım. Binlerce kelimeyi bir araya getirmeye çalışıyorum. Oradan buradan duyduğum cümleleri kendime uyarlıyorum. Anlamlarını kendimce yuvarlıyorum. Kahretsin gene kafiye kullanmaya başladım. Kafiye kullanmaya başladığım zamanlarda kendimden çok korkuyorum. Deliliğimin sadece son hecelere sıkışıp kalacağını sanıyorum. Orada sıkışıp kalacak, ve ben deliliğin faydalarından dahi yararlanamayacağım çok korkuyorum. Deliliğim bile hecelere sıkışıp kalacak, ve ben gene yalnız kalacağım. Böyle ardı ardına konuşarak size yetişmeye çalışıyorum. Belki yakalarım. Çok geç kaldım. Yaşayamadıklarımı sayıklarsam belki böyle sizlere yetişirim. Bir sürü cümleyi bir araya getirip cümlelerden hayal kurmaya çalışıyorum. Cümleler de benim değil, kimin olduğunun ayırdına siz varın. Ben sadece anlamlarını kendime yuvarlıyorum. Kendimi de oradan oraya yuvarlıyorum.
Demiş miydim ben hiç hayal kurmadım diye. Yalan söylemişim o zaman. Ben sadece hayal kurdum, ve hep dua ettim o hayaller gerçek olmasın diye. Gerçek olmasın ki, ben başka hayaller kurayım. Mutlu olup da hayal kuran bir insan gördünüz mü siz. Hayaller mutluluk fakirlerinin işidir. Hayaller size diyorum, olmamı istediğiniz adam olmayacağım, olmamı istediğiniz kişi olamayacağım. Hayaller beceriksizlerin işidir. Hayaller albayım, hayaller hiçbir anlama gelmiyor.
Ölüm ne zaman sahneye çıkacak?
Sıkıldım ben biraz sanki. Şimdi çekip gitmiyorum ama biraz çok sıkıldım. Hayır canım hayattan değil. Lanet olsun içimdeki yaşam sevgisine. Yaşamayı gerçekten çok seviyorum sadece beceremiyorum. Dans etmek gibi. İzlerken ne kadar eğlenceli diyorsun. Kalkıp yapmaya çalışıyorsun maymuna dönüyorsun. Yaşamak dans etmek gibi, siz yaşayın ben izlerim, dans etmeyi beceremiyorum. Sadece doğru bir adım için, bütün dengeni kaybediyor, düşüyorsun. Düştüysen kalk bir daha dene diyorlar. Kafanın içinde herkes birşeyler söylüyor.
Söylüyor da, kafanın içinde fısıldayan şeytanların niyetlerinin iyi olabileceği hiç aklına geldi mi? Hiç aklına geldi mi? Hiç onları dinlemeyi düşündün mü? Yani madem ki ben iyiydim, hani dinlemiyordum ya onları, yani madem ki ben iyiydim beni neden cezalandırdılar. Hiç aklına geldi mi niyeti iyi olanların sadece kafandaki şeytanlar olduğu. Şimdi şeytan diyor ki git... ya hadi neyse gene şeytana uymayalım.
Ama bence ben artık bana da uymayayım.
Ben artık yatıp uyuyayım...
Bu arada cidden o ne zaman sahneye çıkacak?
O çıksa da uyansak. Çünkü şimdi bir köşeye çekilmiş kendi ölümümü izliyorum. Sanki onu da beceremiyorum. Sen şimdiye kadar neyi becerebildin ki evladım? Hadi ama bu kadar haksızlık da yeter, bana yaptığın. Neleri becermedim ki? Misal hayal kurmayı becerdim. Bol bol hayallerim var benim. Çok güzel hayallerim var, al sana geleceğe dair bir hayal, ihtiyacın olunca kullanırsın. Bu da güzel günlere dair bir hayal, sakla onu da zamanı gelince kullanırsın. Arada da dua et. Benim için. Çünkü beni arayan belalar varmış. Bulurlar mı dersin? Köşemde kendi ölümümü izlemekle meşguldum. Bu bela da nereden çıktı şimdi. Şimdi o köşeden çıkıp yaşama dönmem, çabalamam, def etmem lazım. Al bu hayalleri sen de, ben kaçarken cebimde ağırlık yapmasınlar, ağırlık yapıp da kaçışımı yavaşlatmasınlar. Tüm hayallerimi çöpe mi atayım? Yo, dostum yo, o kadar da değil. Neyse ben kaçıyorum. Koşuyorum da, neden bu yarışlara kalktın evladım? Senin hayatın ölen bir rüya değildi ki, sen kendini nelere bulaştırdın evladım? Sen karanlıkta mı büyütüldün, canavarlar mı besledi seni de biri gelsin seni kurtarsın diye bekleyip durdun?
Neden bu yarışlara kalktın evladım?
Ettin ikimizin de hayatına. Ölen rüyalarımın en sonuncusu da ben oldum.
Ben artık ardımdan...
Ben hiç hayal kurmadım yalan söyledim.
Ben sadece yaşamayı beceremedim, gece gündüz uyuyup rüyalara sığındım. Ama hep olmayacak düşler görüyorum.
Bu da mı aleyhime kanıt?
Demiş miydim ben hiç hayal kurmadım diye. Yalan söylemişim o zaman. Ben sadece hayal kurdum, ve hep dua ettim o hayaller gerçek olmasın diye. Gerçek olmasın ki, ben başka hayaller kurayım. Mutlu olup da hayal kuran bir insan gördünüz mü siz. Hayaller mutluluk fakirlerinin işidir. Hayaller size diyorum, olmamı istediğiniz adam olmayacağım, olmamı istediğiniz kişi olamayacağım. Hayaller beceriksizlerin işidir. Hayaller albayım, hayaller hiçbir anlama gelmiyor.
Ölüm ne zaman sahneye çıkacak?
Sıkıldım ben biraz sanki. Şimdi çekip gitmiyorum ama biraz çok sıkıldım. Hayır canım hayattan değil. Lanet olsun içimdeki yaşam sevgisine. Yaşamayı gerçekten çok seviyorum sadece beceremiyorum. Dans etmek gibi. İzlerken ne kadar eğlenceli diyorsun. Kalkıp yapmaya çalışıyorsun maymuna dönüyorsun. Yaşamak dans etmek gibi, siz yaşayın ben izlerim, dans etmeyi beceremiyorum. Sadece doğru bir adım için, bütün dengeni kaybediyor, düşüyorsun. Düştüysen kalk bir daha dene diyorlar. Kafanın içinde herkes birşeyler söylüyor.
Söylüyor da, kafanın içinde fısıldayan şeytanların niyetlerinin iyi olabileceği hiç aklına geldi mi? Hiç aklına geldi mi? Hiç onları dinlemeyi düşündün mü? Yani madem ki ben iyiydim, hani dinlemiyordum ya onları, yani madem ki ben iyiydim beni neden cezalandırdılar. Hiç aklına geldi mi niyeti iyi olanların sadece kafandaki şeytanlar olduğu. Şimdi şeytan diyor ki git... ya hadi neyse gene şeytana uymayalım.
Ama bence ben artık bana da uymayayım.
Ben artık yatıp uyuyayım...
Bu arada cidden o ne zaman sahneye çıkacak?
O çıksa da uyansak. Çünkü şimdi bir köşeye çekilmiş kendi ölümümü izliyorum. Sanki onu da beceremiyorum. Sen şimdiye kadar neyi becerebildin ki evladım? Hadi ama bu kadar haksızlık da yeter, bana yaptığın. Neleri becermedim ki? Misal hayal kurmayı becerdim. Bol bol hayallerim var benim. Çok güzel hayallerim var, al sana geleceğe dair bir hayal, ihtiyacın olunca kullanırsın. Bu da güzel günlere dair bir hayal, sakla onu da zamanı gelince kullanırsın. Arada da dua et. Benim için. Çünkü beni arayan belalar varmış. Bulurlar mı dersin? Köşemde kendi ölümümü izlemekle meşguldum. Bu bela da nereden çıktı şimdi. Şimdi o köşeden çıkıp yaşama dönmem, çabalamam, def etmem lazım. Al bu hayalleri sen de, ben kaçarken cebimde ağırlık yapmasınlar, ağırlık yapıp da kaçışımı yavaşlatmasınlar. Tüm hayallerimi çöpe mi atayım? Yo, dostum yo, o kadar da değil. Neyse ben kaçıyorum. Koşuyorum da, neden bu yarışlara kalktın evladım? Senin hayatın ölen bir rüya değildi ki, sen kendini nelere bulaştırdın evladım? Sen karanlıkta mı büyütüldün, canavarlar mı besledi seni de biri gelsin seni kurtarsın diye bekleyip durdun?
Neden bu yarışlara kalktın evladım?
Ettin ikimizin de hayatına. Ölen rüyalarımın en sonuncusu da ben oldum.
Ben artık ardımdan...
Ben hiç hayal kurmadım yalan söyledim.
Ben sadece yaşamayı beceremedim, gece gündüz uyuyup rüyalara sığındım. Ama hep olmayacak düşler görüyorum.
Bu da mı aleyhime kanıt?
21 Şubat 2016 Pazar
Sayıklamalarım
Anlatamıyorum olayın tam olarak ne olduğunu kimseye. Galiba benden başka da kimse bilmeyecek, anlayamayacak asla. Candy izlemediniz mi siz? Anlamanız lazım aslında. Anlatabilmem lazım aslında. Dün bir rüya gördüm, ondan bir ay önce bir rüya daha ve ondan önce de bir rüya daha... Hepsinde başroller aynı, mekanlar farklı ama aslında aynı. Dedim ben, anlattım herkese, tam bundan 17 ay önce olanları. Serendipity izlediniz mi? Onun gibi birşey oldu işte, dedim ben. Beni nereye sürükledi, birinci sahne bitti. Tam bir drama, haksızlığa uğramasına rağmen tam bir kötü olarak bitirdim hemde. Mağdurluktan mağrurluğa yükseldiğimi düşündü herkes. Halbuki daha mağrur olmama çok vakit vardı. Sadece artık mağdur değildim. Tekrar mağdur olacağız gibi. Bakalım ikinci sahnede neler olacak. Sanki ikinci sahne son sahne olacak. Sahne sonunda karakter değişimi katastrofik olacak...ya bana ya başkalarına, eminim. Dönüştüğüm şeyden korkmuyor değilim. Candy gibi kalamadım ki ben. Kurtarabilirim belki, kalan kırıntılar tekrar toparlanıp bütün olur belki. Dönüştüğüm şeyden hoşlanmıyorum çünkü. Neyse rüya diyordum. Sayıklamalarım yazının bütünlüğüne dokunuyor. Sayıklamalarım...Rüyalarım, akıl bütünlüğüme dokunuyor.
Hah neyse, işte tam üç rüya. Ya da dur, bir tane daha vardı tek tek gerçekleşen. Yok sayıyorum onu. Üç rüya...ilkinde benim yanıma gelecek diye bekliyorum. İkincisinde yana yakına arıyorum. Üçüncüsünde sen benim boynuma sarılıp hüngür hüngür ağlıyorsun ama bu sefer ben itiyorum. Çünkü ben seni öyle istemiyorum. Ben seni yanımda da istemiyorum. Sana dokunmak istemiyorum. Öyle karşımda dur istiyorum, sadece dinle...Ben seni sığınak olarak istiyorum. Seni hayatımın bir köşesinde ihtiyaç anında ortaya çıkan, gerçekte kim olduğunu bilmediğim bir destek olarak biliyorum. Kimsenin görmediği gibi beni gördüğünü, kimsenin inanmadığı anda bana inandığını, bir tek senin beni takdir ettiğini, kimsenin inanmadığı gibi inandığını, bana kimsenin bakmadığı gibi baktığını, benimle kimsenin konuşmadığı gibi konuştuğunu, yakınlarımın bile sıkılıp dinlemediği tüm hayallerimi dinlediğini, rüyalarımı bile dinlediğini, kimsenin sevmediği gibi sevdiğini, bende gizli olanı bir senin ortaya çıkardığını, sen güvendikçe kendime güvenmeye başladığımı, kimsenin dinlemediği gibi dinlediğini, kimsenin güvenmediği gibi bana güvendiğini, ve ben kimseye güvenemezken bir sana güvenebildiğimi kimseye anlatamıyorum.Kimseye anlatamıyorum senin kim olduğunu. Senin benim Albert'ım olduğunu...
Hani ben kendimi sevmeyi öğrenene kadar sen yanımda olacaktın! Hani ben kendime güvenmeyi öğrenene kadar benimle duracaktın!
Hah neyse, işte tam üç rüya. Ya da dur, bir tane daha vardı tek tek gerçekleşen. Yok sayıyorum onu. Üç rüya...ilkinde benim yanıma gelecek diye bekliyorum. İkincisinde yana yakına arıyorum. Üçüncüsünde sen benim boynuma sarılıp hüngür hüngür ağlıyorsun ama bu sefer ben itiyorum. Çünkü ben seni öyle istemiyorum. Ben seni yanımda da istemiyorum. Sana dokunmak istemiyorum. Öyle karşımda dur istiyorum, sadece dinle...Ben seni sığınak olarak istiyorum. Seni hayatımın bir köşesinde ihtiyaç anında ortaya çıkan, gerçekte kim olduğunu bilmediğim bir destek olarak biliyorum. Kimsenin görmediği gibi beni gördüğünü, kimsenin inanmadığı anda bana inandığını, bir tek senin beni takdir ettiğini, kimsenin inanmadığı gibi inandığını, bana kimsenin bakmadığı gibi baktığını, benimle kimsenin konuşmadığı gibi konuştuğunu, yakınlarımın bile sıkılıp dinlemediği tüm hayallerimi dinlediğini, rüyalarımı bile dinlediğini, kimsenin sevmediği gibi sevdiğini, bende gizli olanı bir senin ortaya çıkardığını, sen güvendikçe kendime güvenmeye başladığımı, kimsenin dinlemediği gibi dinlediğini, kimsenin güvenmediği gibi bana güvendiğini, ve ben kimseye güvenemezken bir sana güvenebildiğimi kimseye anlatamıyorum.Kimseye anlatamıyorum senin kim olduğunu. Senin benim Albert'ım olduğunu...
Hani ben kendimi sevmeyi öğrenene kadar sen yanımda olacaktın! Hani ben kendime güvenmeyi öğrenene kadar benimle duracaktın!
15 Şubat 2016 Pazartesi
14 Şubat 2016 Pazar
13 Şubat 2016 Cumartesi
7 Şubat 2016 Pazar
Bonjovi
Kazanılmayacaklar savaşlar vardır, öfkem yüzünden acı çekiyorum... Şimdi ben size savaşın ne olduğunu anlatmadığım için anlamayacaksınız, ama anlatmayacağım gene de. Neyse... bugün cdman inimi buldum, içinde bonjovi cdsi ile. ilk şarkı Runaway, ikincisi keep the faith. Sabahtan beri bağıra çağıra dans ederekten ikisini çalıyorum. Nasıl iyi geldi, nasıl bir anda herşey çözülmüş, üzerimden yüz kilo yük kalkmış gibi oldu. Silkelen ve kendine gel gibi oldu. Eskiden de bunları dinleyip kendimi gaza getirirdim. Bakalım etkisi ne kadar sürecek bilmiyorum da, yeni yıl, yeni dönem, yeni kararlar, sonuç en umursamazından ben inşallah. Bıraktım tüm silahlarımı. Hadi bakalım.
Keep the faith!
I've suffered for my anger, there are wars that cant be won. I'm laying down my guns...
Keep the faith!
I've suffered for my anger, there are wars that cant be won. I'm laying down my guns...
gitmelere doyamadım...
Gene gitme vaktim geldi galiba benim. Hiçbir yerde kalıcı olamıyorum, çünkü galiba hep yanlış yerlere gidiyorum, yanlış mekanları konak sanıyorum. Tamı tamı 29 sene oldu. 29 senedir gidip gelip aynı noktaya dönüyorum. İçimde don kişot ve sanço'nun kavgası hiç bitmiyor, bir biri kazanıyor, bir diğeri. Gene don kişot atağa kalktı şimdi. Yak yık diyor. Artizliğini yap çık git diyor. Napacaklar en kötü? Gitmeyi gene kafaya koydum ki ben. Dükkan hayalleri kuruyorum yine yeniden... Savaşacaksın, görmeyeceksin diyorlar.
Ama ben savaşmak istemiyorum ki. Kaldım mı gene ortada. Savaşmak istiyorum da kazanamam biliyorum ki. Aslında gene kazanamayacağım bir savaşa girip kendimi hiç etmek istemiyorum. Gücüm gitti benim. Hadi savaşmadım, huylarına gidemem ki. Midemi bulandırıyorlar. Benim yaptığım birşeyden ötürü ufacık fayda görsünler, bir kişinin takdirini kazansınlar istemiyorum. Artizliğimi yapıp çıkıp gidesim var.
Ama bir taraftan da deli gibi korkuyorum, çok korkuyorum. İnsanların bir günde yaşadığı değişimden, susamamdan, kendime hakim olamayıp konuşmamdan...çok korkuyorum. Başıma iş gelecek, kalacağım gene mal gibi ortada. Yüzüme bakmayan adamlar Nasrettin hoca hikayesindeki gibi timurun önüne beni atıyorlar. Aslansın, kralsın, sen don kişotsun diye yel değirmenin önünde buluverdim kendimi. Yel değirmeni de, değirmen değil canavar çıktı. Yenileceğim kesin bir savaşın ortasında kalakaldım. Halbuki zaten savaşın tam ortasındaymışım. Ama 'O' tüm algımla oynamış, çepeçevre sarıp zırh gibi, ne hasar görmeme izin vermiş, ne de savaşın farkına varmama. Ben onun zırhının içinde keyfime bakarken etrafta ne entrikalar dönmüş. Beni yanına çekerek ortasında kalmama sebep olduğu savaşta şimdi ben savunmasız bir başıma, onun zırhı olmadan, gözleri yeni açılmış bir insan gibi kalakaldım.
En az hasarla nasıl kurtulurum derdinde, durumu idare mi etmeli, kaçmalı mı, yoksa herşeyi göze alıp mahvoluncaya kadar savaşmalı mı?
Ben ama savaşmak istemiyorum ki...
Bıraksınlar beni gideyim istiyorum!
Savaşınıza, hırslarınıza bir, size iki...
Ama ben savaşmak istemiyorum ki. Kaldım mı gene ortada. Savaşmak istiyorum da kazanamam biliyorum ki. Aslında gene kazanamayacağım bir savaşa girip kendimi hiç etmek istemiyorum. Gücüm gitti benim. Hadi savaşmadım, huylarına gidemem ki. Midemi bulandırıyorlar. Benim yaptığım birşeyden ötürü ufacık fayda görsünler, bir kişinin takdirini kazansınlar istemiyorum. Artizliğimi yapıp çıkıp gidesim var.
Ama bir taraftan da deli gibi korkuyorum, çok korkuyorum. İnsanların bir günde yaşadığı değişimden, susamamdan, kendime hakim olamayıp konuşmamdan...çok korkuyorum. Başıma iş gelecek, kalacağım gene mal gibi ortada. Yüzüme bakmayan adamlar Nasrettin hoca hikayesindeki gibi timurun önüne beni atıyorlar. Aslansın, kralsın, sen don kişotsun diye yel değirmenin önünde buluverdim kendimi. Yel değirmeni de, değirmen değil canavar çıktı. Yenileceğim kesin bir savaşın ortasında kalakaldım. Halbuki zaten savaşın tam ortasındaymışım. Ama 'O' tüm algımla oynamış, çepeçevre sarıp zırh gibi, ne hasar görmeme izin vermiş, ne de savaşın farkına varmama. Ben onun zırhının içinde keyfime bakarken etrafta ne entrikalar dönmüş. Beni yanına çekerek ortasında kalmama sebep olduğu savaşta şimdi ben savunmasız bir başıma, onun zırhı olmadan, gözleri yeni açılmış bir insan gibi kalakaldım.
En az hasarla nasıl kurtulurum derdinde, durumu idare mi etmeli, kaçmalı mı, yoksa herşeyi göze alıp mahvoluncaya kadar savaşmalı mı?
Ben ama savaşmak istemiyorum ki...
Bıraksınlar beni gideyim istiyorum!
Savaşınıza, hırslarınıza bir, size iki...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
