Bugün için üzülerek belirtmek zorundayım ki beş yıllık plan tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Gerçekleştirmemi istediğiniz bütün hayaller, ikinci bir çağrıya kadar ertelenmiştir. Herkes işinin gücünün başına dönsün.
31 Mayıs 2015 Pazar
Zengin kızlar...
Yok efendim yok, olay hiç de öyle hile değilmiş, inanmıyorum artık beforelarınıza afterlarınıza, bu hatunların ciltleri gayet de düzgün, kandırmayalım şimdi kendimizi. Madem makyajdan böyle güzeller, neden ben o fondöteni sürünce neden gözenekler iki kat daha belirgin bir hal alıyor, ha neden?
Makyajdan falan değil, genler düzgün. Düzgün besleniyorlar. Stres yok. Gençler...bunlar benim kendimce bulduğum sebeplerdi ama düşündüm gençlik ne alaka ki. Hadi Emma Watson makyajsız güzel olsun, o daha bir çocuk, onu anlarım da öyle 50 yaşlarına gelmişleri var bunların, o nasıl oluyor diye hayatı sorgulamaya başlamıştım. Dedim "Allah'ım neden beni ucube gibi yarattın acaba?, nasıl bir deney yapılıyor üstümüzde acaba?" Sonra bir gün mail kutumda bir Rich Girl Skin diye bir başlık gördüm. Her yere üye olduğumdan bazen ne geldiğini çözemiyorum, 1962 adet mail var. Öyle de bilinçsizce üye olurum her yere. Arada da gözüme böyle şeyler çarpıyor işte. Bunu niye anlatsımsa şimdi. Neyse geçelim.
Demek ki tek suçumuz zengin olmamakmış. Bunun stresle, genlerle, yaşımızla ilgisi yokmuş. Hanımlar yılda neredeyse 50bin doları cilt bakım merkezlerine gömüyorlarmış. Detayları okumak için sizi şöyle alayım, uğraşamayacağım özet geçmeye, kendiniz okuyun.
What It Takes To Get "Rich-Girl Skin
Demek ki benim de o kadar param olsaymış, ben de ucube gibi dolaşmak zorunda kalmazmışım.
30 Mayıs 2015 Cumartesi
Raskalnikov'un gelen kutusu ve pasif agrasif karga
Okurken hepsi çok hoşuma gitti, bazısını anlamadım gerçi ama en çok da aşağıdaki ikisine güldüm.
Neşesiz günün neşesinde...
Bir yerde duydum, nerede hatırlamıyorum, fransızca bir şarkı olmalıydı galiba, ama hatırlamıyorum, bulamadım da çünkü aramadım;
Kalbimi çürümeye bıraktım
Pencerenin eşiğinde
Gelecek güne güveniyorum
Kargalar gelebilir, umarım gelirler
Sivri gagalarıyla uzakta kümelenecekler
Bu bir parça çiğ ette
Kalbimi çürümeye bıraktım
Pencerenin eşiğinde
Neşesiz günün neşesinde
Kaygılarım azalıyor
Eğer kavga eden karga sürüsü görürsen
Onlara taş atma çünkü ben buna değmem
Kalbimi çürümeye bıraktım
Pencerenin eşiğinde
Gelecek güne güveniyorum
Kargalar gelebilir, umarım gelirler
Sivri gagalarıyla uzakta kümelenecekler
Bu bir parça çiğ ette
Kalbimi çürümeye bıraktım
Pencerenin eşiğinde
Neşesiz günün neşesinde
Kaygılarım azalıyor
Eğer kavga eden karga sürüsü görürsen
Onlara taş atma çünkü ben buna değmem
24 Mayıs 2015 Pazar
23 Mayıs 2015 Cumartesi
Vergilius'un Ölümü
...kaybolup gitmişti ondan sonra filizleneceği kesin ve uçsuz bucaksız yeni zamanlara ait bütün umutlar, Platon'un şehrinde, sanata sırtını dönmüş, şiirden özgürleşmiş, felsefeye ve bilime adanmış bir hayata ait umut; kaybolup gitmişti bir daha İyonya topraklarına ayak basma umutları; kaybolup gitmişti bilginin mucizesine ve bilgide şifa bulmaya ilişkin umutlar. Neden feragat etmişti bütün bunlardan? Gönüllü olarak mı? Hayır! Bu, sanki hayatın karşı konulmaz güçlerinin bir buyruğu gibiydi; kaderin o geri çevrilemez güçleri ki, asla bütünüyle kaybolup gitmezlerdi, kimi zaman yer altının, görünmezliğinin, duyulmazlığının derinliklerine dalsalar bile, yine de insanın kendini asla pençelerinden kurtaramadığı, sadece boyun eğmekle yükümlü olduğu güçlerin sırrına vakıf olunabilmesi imkansız tehdidi niteliğiyle, varlıklarını korurlardı; bu, kaderdi. Vergilius, kendini kaderin kollarına bırakmıştı, ve şimdi kader, onu Son'a doğru sürüklemekteydi. Ama hayatı hep böyle olmamış mıydı? Herhangi bir zamanda daha farklı yaşamış mıydı? ...dahası yerleşmeye zorlanmış biri; aynı zamanda da, daha yüce bir kader gereği, yurdundan ne kopabilmiş ne de orada kalabilmiş biri; bu kader, onu ötelere, toplumun dışına sürüklemiş, kalabalıklar içerisinde düşünülebilecek en çıplak, en kötü, en vahşi yalnızlığın içine atmıştı; onu kökeninin yalınlığından koparmış, uçsuz bucaksızlığa, gittikçe büyüyen bir çeşitliliğe doğru kovalamıştı; böylece büyüyen, sınırsızlığa açılan, sadece gerçek hayat ile arasındaki uzaklık olmuştu; evet, gerçekten de yalnızca bu uzaklıktı büyüyen: Vergilius, hep kendi tarlalarının sınırlarında gezinmiş, her zaman kendi hayatının sınır boylarında kalmıştı; huzur nedir bilmeyen bir insan; ölümden kaçarken ölümü arayan, eser vermek isterken eserden kaçan biri; bir aşık ama yine de hep kovalanmaya yargılı, gerek iç gerekse dış dünyanın tutkuları arasında yolunu kaybetmiş, kendi hayatına sadece konuk olabilmiş biri. Ve bugün, neredeyse bütün güçlerinin sonuna vardığı noktada, kaçışının ve arayışının sonunda, tam kendi kendinin üstesinden gelmişken ve ayrılmaya hazırken, böyle olabilmek için kendini aşabilmişken ve son yalnızlığı da üstlenmeye, iç dünyasında bu yalnızlığa uzanan yolda yürümeye artık hazırken, kader onu bir defa daha eline geçirmiş, yalınlığı, köklerine dönmeyi, iç dünyayı ondan bir defa daha esirgemiş, dönüş yolunu yine değiştirmiş, bu yolu dış dünyanın alacasına doğru saptırmış, bütün hayatını gölgelemiş olan kötülüğe geri dönmeye zorlamıştı Vergilius'u; sanki artık kaderin Vergilius için saklı tuttuğu tek yalınlık kalmıştı - ölmenin yalınlığı.
Una Salus Victis Nullam Sperare Salutem...
Una Salus Victis Nullam Sperare Salutem...
19 Mayıs 2015 Salı
18 Mayıs 2015 Pazartesi
Korku
Yazmışım, silmişim, arıyorum bulamıyorum. Neden yazdıklarımı silmişim ki? Nedeni basit, yazdıklarımdan korkmuşum. Nedeni basit, hissettiklerimden korkmuşum. Nedeni çok basit insanların ne hissettiğimi bilmelerinden ödüm kopmuş. Korkmuşum, kaçmışım; korkmuşum, silmişim; korkmuşum, saklamışım.
Halbuki ne demiştim bundan tam 3 yıl önce, ne söz vermiştim kendi kendime. Kimsenin senin hakkında ne düşündüğünün bir önemi yok. Kimsenin hiçbir önemi yok. Yalnızlıkta sıkıntı yok. Yalnızlık planların hazır. Yalnızlık hazır. Sadece senin ne düşündüğün önemli.
Ama ne oldu; bunu da yapamadın. Gerisin geri bir korkağa döndün. O ne düşünüyor, bu neden böyle dedi, o neden yok...Ederim hepsinin içine. Korkacak bir şey yok. Seni bir saniye bile olsun kötü hissettiren, değersiz hissettiren hiçbir şeyin, hiç kimsenin bir değeri yok. Bırak, gitsinler.
Korku yok. Korkma.
Saklandığın kibarlığın arkasından çık, ne istiyorsan git al. İstemediğin bir şey olduğunda yak, yık, ne önemi var. Korkundan sakladıklarını at gitsin. Korkundan yokluklarında ne yapacağını düşünüp de korktuğundan sakladıklarını at gitsin. Bir düşün bakalım, o sakladıklarının sana ne zaman bir faydası oldu. Ne zaman ihtiyaç duyduğunda yanında oldu. At gitsin, ne önemi var, herkesin, her şeyin.
Özür yok. Korku yok. Kimseye ihtiyacın yok!
At gitsin.
Yalnızlık planların kaç yıldır hazır cebinde. Kullan artık.
Affetme artık insanları, hoş görme, iyi niyetlerine dair sebepler üretme. Yoksalar yokturlar.
Bırak, korkma, bırak! Korkmayı bırak! Korkuyu bırak!
Korkuya yer kalmadı artık.
"Beni nasıl karşıladığını hiç düşünmüyorum. Kimsenin beni nasıl karşıladığını hiç düşünmüyorum. Belki bencillik ediyorum ama,artık bir yerde,ancak benim, kendimin herkesi ve her olguyu nasıl karşıladığım ilgilendiriyor beni. Hiç değilse böyle davranmayı hak ettiğimi sanıyorum"
Artık hak ettiğin gibi davran!
Silme yazdıklarını.
Saklama kim olduğunu.
Saklanma!
Halbuki ne demiştim bundan tam 3 yıl önce, ne söz vermiştim kendi kendime. Kimsenin senin hakkında ne düşündüğünün bir önemi yok. Kimsenin hiçbir önemi yok. Yalnızlıkta sıkıntı yok. Yalnızlık planların hazır. Yalnızlık hazır. Sadece senin ne düşündüğün önemli.
Ama ne oldu; bunu da yapamadın. Gerisin geri bir korkağa döndün. O ne düşünüyor, bu neden böyle dedi, o neden yok...Ederim hepsinin içine. Korkacak bir şey yok. Seni bir saniye bile olsun kötü hissettiren, değersiz hissettiren hiçbir şeyin, hiç kimsenin bir değeri yok. Bırak, gitsinler.
Korku yok. Korkma.
Saklandığın kibarlığın arkasından çık, ne istiyorsan git al. İstemediğin bir şey olduğunda yak, yık, ne önemi var. Korkundan sakladıklarını at gitsin. Korkundan yokluklarında ne yapacağını düşünüp de korktuğundan sakladıklarını at gitsin. Bir düşün bakalım, o sakladıklarının sana ne zaman bir faydası oldu. Ne zaman ihtiyaç duyduğunda yanında oldu. At gitsin, ne önemi var, herkesin, her şeyin.
Özür yok. Korku yok. Kimseye ihtiyacın yok!
At gitsin.
Yalnızlık planların kaç yıldır hazır cebinde. Kullan artık.
Affetme artık insanları, hoş görme, iyi niyetlerine dair sebepler üretme. Yoksalar yokturlar.
Bırak, korkma, bırak! Korkmayı bırak! Korkuyu bırak!
Korkuya yer kalmadı artık.
"Beni nasıl karşıladığını hiç düşünmüyorum. Kimsenin beni nasıl karşıladığını hiç düşünmüyorum. Belki bencillik ediyorum ama,artık bir yerde,ancak benim, kendimin herkesi ve her olguyu nasıl karşıladığım ilgilendiriyor beni. Hiç değilse böyle davranmayı hak ettiğimi sanıyorum"
Artık hak ettiğin gibi davran!
Silme yazdıklarını.
Saklama kim olduğunu.
Saklanma!
13 Mayıs 2015 Çarşamba
My nightmares now my days...
Sleep blesses; my nightmares now my days,
Days pace year-long where I live and cannot die;
Where I die and cannot live, lost in ways.
Past help and hope, in the dark I lie.
But I bare, bare and wait. It comes; I wait
for joys of home or the thrills of hate
Hani rüyanı kabus yapacak görünürde hiçbir şey yoktur, ama sen gene de huzursuzca etrafta dolaşırsın, korkarsın bilmediğin bir sebepten ötürü, saklanacak bir yer, sığınacak bir insan ararsın. Sürekli aynı çemberin etrafında dönüp durursun, çıkamazsın, kurtulamazsın, her dokunduğun elinden kayar, her şansını saçma sapan bir hatayla boşa harcarsın...korkarsın, her şey çok güzel gibi görünürken korkar her şeyi eline yüzüne bulaştırırsın, her taraf huzurlu gibi görünürken sen korkarsın...Şimdi benim günlerim böyle bir kabus, uykuya sığındığım, yaşadığım ama ölemediğim bu yerde....
Days pace year-long where I live and cannot die;
Where I die and cannot live, lost in ways.
Past help and hope, in the dark I lie.
But I bare, bare and wait. It comes; I wait
for joys of home or the thrills of hate
Hani rüyanı kabus yapacak görünürde hiçbir şey yoktur, ama sen gene de huzursuzca etrafta dolaşırsın, korkarsın bilmediğin bir sebepten ötürü, saklanacak bir yer, sığınacak bir insan ararsın. Sürekli aynı çemberin etrafında dönüp durursun, çıkamazsın, kurtulamazsın, her dokunduğun elinden kayar, her şansını saçma sapan bir hatayla boşa harcarsın...korkarsın, her şey çok güzel gibi görünürken korkar her şeyi eline yüzüne bulaştırırsın, her taraf huzurlu gibi görünürken sen korkarsın...Şimdi benim günlerim böyle bir kabus, uykuya sığındığım, yaşadığım ama ölemediğim bu yerde....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



