Haziranda gösterime girecekmiş...ama ben hemen şimdi izlemek istiyorum!
Bugün için üzülerek belirtmek zorundayım ki beş yıllık plan tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Gerçekleştirmemi istediğiniz bütün hayaller, ikinci bir çağrıya kadar ertelenmiştir. Herkes işinin gücünün başına dönsün.
7 Şubat 2016 Pazar
Bonjovi
Kazanılmayacaklar savaşlar vardır, öfkem yüzünden acı çekiyorum... Şimdi ben size savaşın ne olduğunu anlatmadığım için anlamayacaksınız, ama anlatmayacağım gene de. Neyse... bugün cdman inimi buldum, içinde bonjovi cdsi ile. ilk şarkı Runaway, ikincisi keep the faith. Sabahtan beri bağıra çağıra dans ederekten ikisini çalıyorum. Nasıl iyi geldi, nasıl bir anda herşey çözülmüş, üzerimden yüz kilo yük kalkmış gibi oldu. Silkelen ve kendine gel gibi oldu. Eskiden de bunları dinleyip kendimi gaza getirirdim. Bakalım etkisi ne kadar sürecek bilmiyorum da, yeni yıl, yeni dönem, yeni kararlar, sonuç en umursamazından ben inşallah. Bıraktım tüm silahlarımı. Hadi bakalım.
Keep the faith!
I've suffered for my anger, there are wars that cant be won. I'm laying down my guns...
Keep the faith!
I've suffered for my anger, there are wars that cant be won. I'm laying down my guns...
gitmelere doyamadım...
Gene gitme vaktim geldi galiba benim. Hiçbir yerde kalıcı olamıyorum, çünkü galiba hep yanlış yerlere gidiyorum, yanlış mekanları konak sanıyorum. Tamı tamı 29 sene oldu. 29 senedir gidip gelip aynı noktaya dönüyorum. İçimde don kişot ve sanço'nun kavgası hiç bitmiyor, bir biri kazanıyor, bir diğeri. Gene don kişot atağa kalktı şimdi. Yak yık diyor. Artizliğini yap çık git diyor. Napacaklar en kötü? Gitmeyi gene kafaya koydum ki ben. Dükkan hayalleri kuruyorum yine yeniden... Savaşacaksın, görmeyeceksin diyorlar.
Ama ben savaşmak istemiyorum ki. Kaldım mı gene ortada. Savaşmak istiyorum da kazanamam biliyorum ki. Aslında gene kazanamayacağım bir savaşa girip kendimi hiç etmek istemiyorum. Gücüm gitti benim. Hadi savaşmadım, huylarına gidemem ki. Midemi bulandırıyorlar. Benim yaptığım birşeyden ötürü ufacık fayda görsünler, bir kişinin takdirini kazansınlar istemiyorum. Artizliğimi yapıp çıkıp gidesim var.
Ama bir taraftan da deli gibi korkuyorum, çok korkuyorum. İnsanların bir günde yaşadığı değişimden, susamamdan, kendime hakim olamayıp konuşmamdan...çok korkuyorum. Başıma iş gelecek, kalacağım gene mal gibi ortada. Yüzüme bakmayan adamlar Nasrettin hoca hikayesindeki gibi timurun önüne beni atıyorlar. Aslansın, kralsın, sen don kişotsun diye yel değirmenin önünde buluverdim kendimi. Yel değirmeni de, değirmen değil canavar çıktı. Yenileceğim kesin bir savaşın ortasında kalakaldım. Halbuki zaten savaşın tam ortasındaymışım. Ama 'O' tüm algımla oynamış, çepeçevre sarıp zırh gibi, ne hasar görmeme izin vermiş, ne de savaşın farkına varmama. Ben onun zırhının içinde keyfime bakarken etrafta ne entrikalar dönmüş. Beni yanına çekerek ortasında kalmama sebep olduğu savaşta şimdi ben savunmasız bir başıma, onun zırhı olmadan, gözleri yeni açılmış bir insan gibi kalakaldım.
En az hasarla nasıl kurtulurum derdinde, durumu idare mi etmeli, kaçmalı mı, yoksa herşeyi göze alıp mahvoluncaya kadar savaşmalı mı?
Ben ama savaşmak istemiyorum ki...
Bıraksınlar beni gideyim istiyorum!
Savaşınıza, hırslarınıza bir, size iki...
Ama ben savaşmak istemiyorum ki. Kaldım mı gene ortada. Savaşmak istiyorum da kazanamam biliyorum ki. Aslında gene kazanamayacağım bir savaşa girip kendimi hiç etmek istemiyorum. Gücüm gitti benim. Hadi savaşmadım, huylarına gidemem ki. Midemi bulandırıyorlar. Benim yaptığım birşeyden ötürü ufacık fayda görsünler, bir kişinin takdirini kazansınlar istemiyorum. Artizliğimi yapıp çıkıp gidesim var.
Ama bir taraftan da deli gibi korkuyorum, çok korkuyorum. İnsanların bir günde yaşadığı değişimden, susamamdan, kendime hakim olamayıp konuşmamdan...çok korkuyorum. Başıma iş gelecek, kalacağım gene mal gibi ortada. Yüzüme bakmayan adamlar Nasrettin hoca hikayesindeki gibi timurun önüne beni atıyorlar. Aslansın, kralsın, sen don kişotsun diye yel değirmenin önünde buluverdim kendimi. Yel değirmeni de, değirmen değil canavar çıktı. Yenileceğim kesin bir savaşın ortasında kalakaldım. Halbuki zaten savaşın tam ortasındaymışım. Ama 'O' tüm algımla oynamış, çepeçevre sarıp zırh gibi, ne hasar görmeme izin vermiş, ne de savaşın farkına varmama. Ben onun zırhının içinde keyfime bakarken etrafta ne entrikalar dönmüş. Beni yanına çekerek ortasında kalmama sebep olduğu savaşta şimdi ben savunmasız bir başıma, onun zırhı olmadan, gözleri yeni açılmış bir insan gibi kalakaldım.
En az hasarla nasıl kurtulurum derdinde, durumu idare mi etmeli, kaçmalı mı, yoksa herşeyi göze alıp mahvoluncaya kadar savaşmalı mı?
Ben ama savaşmak istemiyorum ki...
Bıraksınlar beni gideyim istiyorum!
Savaşınıza, hırslarınıza bir, size iki...
6 Şubat 2016 Cumartesi
5 Şubat 2016 Cuma
Gene yenileceğim bir kavgaya girdim...
"Apansız uykum kaçıyor kaç gece, bu da mı aleyhime kanıt? Sondan saymaya başladım adları, böyle hoşuma gidiyor. Beğenmeselerde seviyorum ellerimi, hep olmayacak düşler görüyorum, yenileceğim kavgalara giriyorum durmadan.Silin adımı listenizden, yokum; aslında bir oyun olan kavgalarınızda ve aslı bir kavga olan oyunlarınızda. Kirli sevinçlerinize ortak etmeyin beni. Gözyaşlarınızı da paylaşmıyorum. Yalan övgülerinize ihtiyacım yok. Gıyabımda kesinleşmiş hükümler verin.Bir sürgün nereye sürülebilir? Gölgeler kelepçeye vurulur mu? Çekilin, yürümediğiniz yollarımı kirletmeyin.”
3 Şubat 2016 Çarşamba
Hayaller
Hayal, beynin kalbe oynadığı bir oyun, bir eşek şakası. Senin kalbinde çok saf, hemen kanıyor, gerçek sanıyor, gerçekten olabilir sanıyor. Hem de kırılgan, sonra da hep kırılıyor. İnanmamayı bir başarsa...
Ain't no sunshine
Tamam tamam abartmayacağım ama Raising Hope'daki uyarlaması çok hoşuma gitti onu bulamadım bunu da paylaşmadan duramadım. :)
Şizofrenik haller...bipolar mı yoksa? Aman ne bileyim ben! hiç işte...
Ağlıyorsun, çırpınıyorsun, istiyorsun, boğuluyorsun, çabalıyorsun, ölüyorum sanıyorsun ya...ama işte tek bir cümle yetiyor. Tek bir cümle hepsini bıçakla kesebiliyor. Birden istemiyorsun. Öyle kalbini eline almış, elinden kanlar akarken çiğnemeye başladığını gördüğünde bitiveriyor. Çok arabesk bir cümle oldu değil mi? Değil aslında Khalesinin at yüreğini yediği sahne aslında gözümün önündeki. At benim bu sefer ama. Kocaman bir atsam demek ki, at kafası işte. Şimdi sana bakınca aynen o iğrenç sahneyi görüyorum. Normal şartlar altında o sözlerin beni ayakta duramayacak kadar sarsması, kendime engel olamayarak ağlatması gerekirdi. Aksine midemi bulandırdı. Öyle sana bakınca biraz midem kalkıyor sadece. Başka hiçbir duygu kalmıyor. Nasılda özetledin öyle tüm yaptıklarını, ama salak gibi hissetmiyorum kendimi. Sadece bilmiyorum, bence kim olsa kanardı gibi görünüyor, çok da suçlamıyorum kendimi...
...Demiştim tam iki hafta önce ama biliyorum ya da bir bok bilmiyorum. Sadece canım yanıyor. Hiçbir şey hissetmiyorum artık derken öyle canım yanıyor ki, bitince şimdi. Ömrümde ilk defa birinin karşısında "ben sensiz napacağım şimdi" diyerek ağladım, tutamadan, istemsizce... ömrümde ilk defa birinin karşısında biri için ağladım...ve ilk defa gözleri dolan, kendini sıkmaktan kızarmış, ben ağlarken canı yanan birini gördüm karşımda (ama hala ağzında o kanlar, iğrençliğin duruyor unutmadım, o akamayan gözyaşları da bana değil biliyorum, başka şeylere) Ama gene de gitme diye yapışasım var niyeyse, at kafası işte, nasıl bir bağımlıysam.
Halbuki hiçbir şey bilmiyorsun con sınow, hiçbir halt bildiğin yok. Çocuk gibi analiz etmeden, düşünmeden duygularınla oradan oraya sürükleniyorsun. Gitsin işte, bir kurtul yüreğindeki sıkıntıdan. Rahatla uzaklaşsın engel gibi durmasın orada, sömürmesin seni, manipüle etmesin ne bileyim ben işte çıksın gitsin tüm iğrençliğiyle. Eski sorumsuz hayalperest hayatına dönüver sen de. (Dönüversen de hiçbir şey dönmeyecek ki eskisine)
Tekil şahıslar da zaten bir birine girdi. Sen derken konuşan ben miyim, kendimden mi bahsediyorum başkasından mı, ben kimim ki zaten? Hiç işte...
Lanet gelsin içimdeki sene
Sen kimsen artık, ha sen ha ben
Sıçtık ağzıma birlikte. Çok sıkıldım benden, senden, bizden; benden yani biz derken benden bahsediyorum. Sen diye biri yok zaten bir ben varım, ben de bir başkası...
...Demiştim tam iki hafta önce ama biliyorum ya da bir bok bilmiyorum. Sadece canım yanıyor. Hiçbir şey hissetmiyorum artık derken öyle canım yanıyor ki, bitince şimdi. Ömrümde ilk defa birinin karşısında "ben sensiz napacağım şimdi" diyerek ağladım, tutamadan, istemsizce... ömrümde ilk defa birinin karşısında biri için ağladım...ve ilk defa gözleri dolan, kendini sıkmaktan kızarmış, ben ağlarken canı yanan birini gördüm karşımda (ama hala ağzında o kanlar, iğrençliğin duruyor unutmadım, o akamayan gözyaşları da bana değil biliyorum, başka şeylere) Ama gene de gitme diye yapışasım var niyeyse, at kafası işte, nasıl bir bağımlıysam.
Halbuki hiçbir şey bilmiyorsun con sınow, hiçbir halt bildiğin yok. Çocuk gibi analiz etmeden, düşünmeden duygularınla oradan oraya sürükleniyorsun. Gitsin işte, bir kurtul yüreğindeki sıkıntıdan. Rahatla uzaklaşsın engel gibi durmasın orada, sömürmesin seni, manipüle etmesin ne bileyim ben işte çıksın gitsin tüm iğrençliğiyle. Eski sorumsuz hayalperest hayatına dönüver sen de. (Dönüversen de hiçbir şey dönmeyecek ki eskisine)
Tekil şahıslar da zaten bir birine girdi. Sen derken konuşan ben miyim, kendimden mi bahsediyorum başkasından mı, ben kimim ki zaten? Hiç işte...
Lanet gelsin içimdeki sene
Sen kimsen artık, ha sen ha ben
Sıçtık ağzıma birlikte. Çok sıkıldım benden, senden, bizden; benden yani biz derken benden bahsediyorum. Sen diye biri yok zaten bir ben varım, ben de bir başkası...
1 Şubat 2016 Pazartesi
Başka bir şey umma- Bineceğin gemi yok, çıkacağın yol yok.
Şehir
"Bir başka ülkeye, bir başka denize giderim," dedin,
"bundan daha iyi başka şehir bulunur elbet.
Her çabam kaderin olumsuz bir yargısıyla karşı karşıya;
-bir ceset gibi- gömülü kalbim.
Aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede?
Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam,
kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün,
boşuna bunca yıl tükettiğim ülkede."
Yeni bir ülke bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir. Sen gene aynı sokaklarda
dolaşacaksın. Aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda. Başka bir şey umma-
Bineceğin gemi yok, çıkacağın yol yok.
Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
Öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de.
Konstantin Kavafis
"Bir başka ülkeye, bir başka denize giderim," dedin,
"bundan daha iyi başka şehir bulunur elbet.
Her çabam kaderin olumsuz bir yargısıyla karşı karşıya;
-bir ceset gibi- gömülü kalbim.
Aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede?
Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam,
kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün,
boşuna bunca yıl tükettiğim ülkede."
Yeni bir ülke bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir. Sen gene aynı sokaklarda
dolaşacaksın. Aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda. Başka bir şey umma-
Bineceğin gemi yok, çıkacağın yol yok.
Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
Öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de.
Konstantin Kavafis
Böyle zamanlar tehlikelidir şemsettin...
Müjdat Gezen'in Şizoşems şiiri animasyonla buluşmuş, ben çok beğendim...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)