Bugün için üzülerek belirtmek zorundayım ki beş yıllık plan tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Gerçekleştirmemi istediğiniz bütün hayaller, ikinci bir çağrıya kadar ertelenmiştir. Herkes işinin gücünün başına dönsün.
6 Şubat 2016 Cumartesi
5 Şubat 2016 Cuma
Gene yenileceğim bir kavgaya girdim...
"Apansız uykum kaçıyor kaç gece, bu da mı aleyhime kanıt? Sondan saymaya başladım adları, böyle hoşuma gidiyor. Beğenmeselerde seviyorum ellerimi, hep olmayacak düşler görüyorum, yenileceğim kavgalara giriyorum durmadan.Silin adımı listenizden, yokum; aslında bir oyun olan kavgalarınızda ve aslı bir kavga olan oyunlarınızda. Kirli sevinçlerinize ortak etmeyin beni. Gözyaşlarınızı da paylaşmıyorum. Yalan övgülerinize ihtiyacım yok. Gıyabımda kesinleşmiş hükümler verin.Bir sürgün nereye sürülebilir? Gölgeler kelepçeye vurulur mu? Çekilin, yürümediğiniz yollarımı kirletmeyin.”
3 Şubat 2016 Çarşamba
Hayaller
Hayal, beynin kalbe oynadığı bir oyun, bir eşek şakası. Senin kalbinde çok saf, hemen kanıyor, gerçek sanıyor, gerçekten olabilir sanıyor. Hem de kırılgan, sonra da hep kırılıyor. İnanmamayı bir başarsa...
Ain't no sunshine
Tamam tamam abartmayacağım ama Raising Hope'daki uyarlaması çok hoşuma gitti onu bulamadım bunu da paylaşmadan duramadım. :)
Şizofrenik haller...bipolar mı yoksa? Aman ne bileyim ben! hiç işte...
Ağlıyorsun, çırpınıyorsun, istiyorsun, boğuluyorsun, çabalıyorsun, ölüyorum sanıyorsun ya...ama işte tek bir cümle yetiyor. Tek bir cümle hepsini bıçakla kesebiliyor. Birden istemiyorsun. Öyle kalbini eline almış, elinden kanlar akarken çiğnemeye başladığını gördüğünde bitiveriyor. Çok arabesk bir cümle oldu değil mi? Değil aslında Khalesinin at yüreğini yediği sahne aslında gözümün önündeki. At benim bu sefer ama. Kocaman bir atsam demek ki, at kafası işte. Şimdi sana bakınca aynen o iğrenç sahneyi görüyorum. Normal şartlar altında o sözlerin beni ayakta duramayacak kadar sarsması, kendime engel olamayarak ağlatması gerekirdi. Aksine midemi bulandırdı. Öyle sana bakınca biraz midem kalkıyor sadece. Başka hiçbir duygu kalmıyor. Nasılda özetledin öyle tüm yaptıklarını, ama salak gibi hissetmiyorum kendimi. Sadece bilmiyorum, bence kim olsa kanardı gibi görünüyor, çok da suçlamıyorum kendimi...
...Demiştim tam iki hafta önce ama biliyorum ya da bir bok bilmiyorum. Sadece canım yanıyor. Hiçbir şey hissetmiyorum artık derken öyle canım yanıyor ki, bitince şimdi. Ömrümde ilk defa birinin karşısında "ben sensiz napacağım şimdi" diyerek ağladım, tutamadan, istemsizce... ömrümde ilk defa birinin karşısında biri için ağladım...ve ilk defa gözleri dolan, kendini sıkmaktan kızarmış, ben ağlarken canı yanan birini gördüm karşımda (ama hala ağzında o kanlar, iğrençliğin duruyor unutmadım, o akamayan gözyaşları da bana değil biliyorum, başka şeylere) Ama gene de gitme diye yapışasım var niyeyse, at kafası işte, nasıl bir bağımlıysam.
Halbuki hiçbir şey bilmiyorsun con sınow, hiçbir halt bildiğin yok. Çocuk gibi analiz etmeden, düşünmeden duygularınla oradan oraya sürükleniyorsun. Gitsin işte, bir kurtul yüreğindeki sıkıntıdan. Rahatla uzaklaşsın engel gibi durmasın orada, sömürmesin seni, manipüle etmesin ne bileyim ben işte çıksın gitsin tüm iğrençliğiyle. Eski sorumsuz hayalperest hayatına dönüver sen de. (Dönüversen de hiçbir şey dönmeyecek ki eskisine)
Tekil şahıslar da zaten bir birine girdi. Sen derken konuşan ben miyim, kendimden mi bahsediyorum başkasından mı, ben kimim ki zaten? Hiç işte...
Lanet gelsin içimdeki sene
Sen kimsen artık, ha sen ha ben
Sıçtık ağzıma birlikte. Çok sıkıldım benden, senden, bizden; benden yani biz derken benden bahsediyorum. Sen diye biri yok zaten bir ben varım, ben de bir başkası...
...Demiştim tam iki hafta önce ama biliyorum ya da bir bok bilmiyorum. Sadece canım yanıyor. Hiçbir şey hissetmiyorum artık derken öyle canım yanıyor ki, bitince şimdi. Ömrümde ilk defa birinin karşısında "ben sensiz napacağım şimdi" diyerek ağladım, tutamadan, istemsizce... ömrümde ilk defa birinin karşısında biri için ağladım...ve ilk defa gözleri dolan, kendini sıkmaktan kızarmış, ben ağlarken canı yanan birini gördüm karşımda (ama hala ağzında o kanlar, iğrençliğin duruyor unutmadım, o akamayan gözyaşları da bana değil biliyorum, başka şeylere) Ama gene de gitme diye yapışasım var niyeyse, at kafası işte, nasıl bir bağımlıysam.
Halbuki hiçbir şey bilmiyorsun con sınow, hiçbir halt bildiğin yok. Çocuk gibi analiz etmeden, düşünmeden duygularınla oradan oraya sürükleniyorsun. Gitsin işte, bir kurtul yüreğindeki sıkıntıdan. Rahatla uzaklaşsın engel gibi durmasın orada, sömürmesin seni, manipüle etmesin ne bileyim ben işte çıksın gitsin tüm iğrençliğiyle. Eski sorumsuz hayalperest hayatına dönüver sen de. (Dönüversen de hiçbir şey dönmeyecek ki eskisine)
Tekil şahıslar da zaten bir birine girdi. Sen derken konuşan ben miyim, kendimden mi bahsediyorum başkasından mı, ben kimim ki zaten? Hiç işte...
Lanet gelsin içimdeki sene
Sen kimsen artık, ha sen ha ben
Sıçtık ağzıma birlikte. Çok sıkıldım benden, senden, bizden; benden yani biz derken benden bahsediyorum. Sen diye biri yok zaten bir ben varım, ben de bir başkası...
1 Şubat 2016 Pazartesi
Başka bir şey umma- Bineceğin gemi yok, çıkacağın yol yok.
Şehir
"Bir başka ülkeye, bir başka denize giderim," dedin,
"bundan daha iyi başka şehir bulunur elbet.
Her çabam kaderin olumsuz bir yargısıyla karşı karşıya;
-bir ceset gibi- gömülü kalbim.
Aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede?
Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam,
kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün,
boşuna bunca yıl tükettiğim ülkede."
Yeni bir ülke bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir. Sen gene aynı sokaklarda
dolaşacaksın. Aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda. Başka bir şey umma-
Bineceğin gemi yok, çıkacağın yol yok.
Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
Öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de.
Konstantin Kavafis
"Bir başka ülkeye, bir başka denize giderim," dedin,
"bundan daha iyi başka şehir bulunur elbet.
Her çabam kaderin olumsuz bir yargısıyla karşı karşıya;
-bir ceset gibi- gömülü kalbim.
Aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede?
Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam,
kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün,
boşuna bunca yıl tükettiğim ülkede."
Yeni bir ülke bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir. Sen gene aynı sokaklarda
dolaşacaksın. Aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda. Başka bir şey umma-
Bineceğin gemi yok, çıkacağın yol yok.
Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
Öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de.
Konstantin Kavafis
Böyle zamanlar tehlikelidir şemsettin...
Müjdat Gezen'in Şizoşems şiiri animasyonla buluşmuş, ben çok beğendim...
21 Ocak 2016 Perşembe
11 Ocak 2016 Pazartesi
Mutlu olamadığıma mutsuzum...
Mutsuzluğumla ilgili en çok ne koyuyor biliyor musun? Annem ve babam. Doğduğum günden beri önümde dönüp duruyorlar. 30 yaşıma geldim neredeyse hala önümde dönüp duruyorlar. Sırf ben mutlu olayım diye. Annem 60 yaşına gelecek neredeyse, her gününün yarısı mutfakta. Yorgun argın uğraşıp duruyor. Hala bazen yatağımı o topluyor ben geç kalıyorum diye alelacele çıktığımda. Araba istiyorum dedikçe ben, kendi paranı kazanıyorsun alsana demek yerine kendine dert ediniyor. Harcamasaydın diğerini saçma hayaller peşinde, allah belanı versin bıktım senden demek yerine, Param yok ki, çıkarıp alabilsem diye o üzülüyor. Benden daha çok üzülüyor. Keza babam da öyle. Doğduğum günden beri ne istesem bir şekilde imkanlar dahilinde sağlanmaya çalışılıyor. Yıllar sonra aldığı telefonu çıkarıp hiç düşünmeden bana veriyor. Sırf ben sıkıntı yaşamayayım mutlu olayım diye.
Bazen izliyorum içinden gelerek gülen, neşe içinde dans eden, hoplayan zıplayan, neşeli insanları. Asla onlardan biri olamayacağımı biliyorum. Sürekli somurtan, mutsuz, mızmız bir insan, asla tatmin olmayan, eleştiren; durmadan hayallerim var benim yaa diye ağlayan...Edeyim senin hayallerine!
Mutlu olamadığım, beceremediğim için de mutsuz oluyorum ya, bu da yeni bir zirve herhalde.Keşke sadece kendim mutsuz kalabilsem, başkalarını üzmesem. Nasıl bir zehirsem artık...
Bazen izliyorum içinden gelerek gülen, neşe içinde dans eden, hoplayan zıplayan, neşeli insanları. Asla onlardan biri olamayacağımı biliyorum. Sürekli somurtan, mutsuz, mızmız bir insan, asla tatmin olmayan, eleştiren; durmadan hayallerim var benim yaa diye ağlayan...Edeyim senin hayallerine!
Mutlu olamadığım, beceremediğim için de mutsuz oluyorum ya, bu da yeni bir zirve herhalde.Keşke sadece kendim mutsuz kalabilsem, başkalarını üzmesem. Nasıl bir zehirsem artık...
9 Ocak 2016 Cumartesi
JOY
Gerçekten kim olduğunu unuttuğunda, kendin değil de ailenin, toplumun olmanı istediği kişiye dönüşmeye başladığında, güvenli görünen ama seni yavaş yavaş öldüren o haline dönüştüğünde...
“Remember what was lost 17 years ago. 17 years – think about it!!! We’ve been hiding for 17 years. When you’re hiding, you’re safe, because people can’t see you. But the funny thing is that you’re hiding from yourself as well”
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
