Bugün için üzülerek belirtmek zorundayım ki beş yıllık plan tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Gerçekleştirmemi istediğiniz bütün hayaller, ikinci bir çağrıya kadar ertelenmiştir. Herkes işinin gücünün başına dönsün.

15 Aralık 2012 Cumartesi

The Greek Authentic Cuisine

Vedat Milor gezilerimin ikincisini bir yunan restoranında gerçekleştirdim. Neden oraya gittim, çünkü yelp' de Santa Cruz'da ne varmış ne yokmuş diye bakarken iki tane yunan restoranı olduğunu görmüştüm ve her ikisininde menüsünün birer kebapçıdan farkı olmadığını fark edince sırf meraktan gittim. İçeri girince yüzüme vuran yunan milliyetçiliğinin tavan yapmış dekorunu görmezden gelip masama oturdum. Duvarlarda Atina'nın, daha bilmediğim birçok yerin resimleri, dedelerinin resimleri, tavanda hacivat-karagöz figürleri, her yerde yunan bayrakları ve masaların tam karşısında ise kocaman bir yunan heykeli ile dekor tamamlanmış. Kültürel şeyleri kullanmaları doğal da biraz bokunu çıkarmışlar gibi geldi bana.



Hacivatlar-Karagözler
İçeride ben hariç iki müşteri daha vardı, yani mekan sinek avlıyordu diyebilirim resimdende anlayabileceğiniz üzere. Oturdum yerime diyet kolamı sipariş ettim, menümle başbaşa kaldım. Menüden ne bekleyeceğimi gelmeden önce yelpe baktığımdan dolayı aşağı yukarı tahmin ediyordum. Zaten açıkcası kebap yemeye gelmiştim itiraf ediyorum. Ama ingilizcesi kebab yada kabab olan kebap'ı ka-bob şeklinde yazacaklarını tahmin etmemiştim. Galiba yunancası da souvlaki olacak ki parantez içinde öyle de yazmışlar. Dolma  yani yaprak sarması da yunancada dolmathes'miş, köftede koftedes gibi birşeydi yanlış yazmış olabilirim.Bir de beni en çok derinden yaralayan imam bayıldı meselesi oldu. İmam bayıldı ya, yemeğin adı imam bayıldı.Bari onu da dolma gibi imam bayıldithes yapsaydınız. Neyse eve gelince araştırdım imam bayıldı aynı isimle ortadoğuda ve yunanistanda yenen bir yemekmiş. Zaten yunanlılarla böreğinden dolmasına her yemeğimizin adı aynı, büyük ihtimal yarısı onların yarısı bizim ben bilemem o kadarını ama imam bayıldı ya. Ama bunların hepsini yemelerine bir şey demiyorum ama benim takıldığım nokta restoran'ın adını authentic koyup bunu yapmaları, bizde cheesecake yapıp yiyoruz ama turkish cuisine diye pazarlamıyoruz orada burada.



Ben siparişimi kuzu kebaptan yana kullandım. Ama gelen şeyin kebapla uzaktan yakından alakası yoktu. Kocaman bir tabağa salata, pilav, patates, cacık ve pide ekmeği (Burada gayet yaygın şekilde pita bread olarak tüketiliyor) tepiştirilip üzerine de küçücük bir şişte et parçası bırakıverilmiş. Etin tadı baharatlardan mı yoksa salatanın sosuyla karışmasından mıdır bilemedim ama çok kötüydü yarısını bile yiyemedim. Tabaktaki en güzel şey cacıktı, yani ona da şaşırmamak lazım sonuçta hıyarla yoğurdu karıştırmak ne kadar zor olabilir ki.

Anlaşılmasa da o etin içinde çöp şiş var.
Daha sonra tatlılardan da birini denemeye karar verdim. Tatlılar kadayıf, baklava, karidopita diye yazılmış cake with syrup dediğinden revani olduğunu düşündüğüm bir tatlı ve ballı yoğurt. 


Ben tercihimi kadayıftan yana kullandım, sonuçta baklava bulmak çok kolay burada. Safeway'de (ki kendisi çok yaygın, makromarket tarzı bir market ) bile european baklava diye sürekli satıyorlar. Gelen kadayıf görüntü açısından gayet güzeldi, o sebeple güzel bir kadayıf yiyeceğimi düşünmüştüm ama kadayıf ömründe ilk defa kadayıf yapmış yeni evli bir kadının yaptığı kadayıf tadındaydı. Yani yılların tecrübesiyle kazanılmış şerbet oranını tutturma konusunda sınıfta kalmış bir kadayıftı. Şerbetin şekeri neredeyse hiç yoktu ve kadayıf baya kuruydu. Ama çok merak ettim acaba burada kadayıfı nereden buldular, hayır alıp yapacağımdan değil ama merak işte. (Amma da kadayıf dedim ha)


Yemeklerin fiyatları buranın piyasasına göre uygun olsa da - toplamda 20 dolar verdim -,tadları hiç güzel değildi, üstüne üstlük yedikten sonra da baya miğdemi rahatsız etti. Bir de burada bahşiş olayı çok kafamı karıştırıyor benim, kaç lira vermem gerekiyor hiç bilemiyorum, Lane yüzde yirmisi olduğunu söyledi ama ona hiçbir konuda güvenemiyorum sanki bana yüzde on gibi geliyor (nereden geliyorsa ) ama az bırakmaya da korkuyorum, sonuçta küçük bir yer ikinci geldiğimde hatırlayıp yemeğime bir pislik yapma ihtimalleri var, ben korkarım garson insanından. Bozuk yok diye beş dolar bıraktım ama çok içime oturdu lan. Yılların know-how'ını bırakıp geldik buraya çözemedim adamların kurallarını.

Çok merak içindeyim bu restoran yelpte nasıl dört yıldız almış, kebapla ilk kez tanışan bir insan olsam kebaptan nefret ederdim kesinlikle. Birde bu menunün aynısını yani kebap, kadayıf şeklinde içeriği olan bir afgan lokantası varmış, bir dahaki sefere orayı deneyeceğim bakalım. Valla çok ilginç bizim yemekleri afganından yunanlısına kadar herkes sahiplenip traditional food'ları olarak pazarlıyor burada, bende acaba buraya türk lokantası mı açsam ki, oo annemi de getirip mutfağa şef yaparsam, bunların işi gücü yemek yemek zaten valla da zengin olurum. (Oh lord wont you buy me a mercedes benz)

Resimdeki ortadaki fesli amca çok ilginç geldi bana, hele sağdaki bıyıklı amca orta asyadan göçmüş gibi, birşeyleri bize yanlış öğretiyorlar ama çözemedim.

Tuvalette bile duvarlardan milliyetçilik akıyor, bokunu çıkarmaktan kastım bu işte.

Restoranın arkası

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder