Bugün için üzülerek belirtmek zorundayım ki beş yıllık plan tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Gerçekleştirmemi istediğiniz bütün hayaller, ikinci bir çağrıya kadar ertelenmiştir. Herkes işinin gücünün başına dönsün.

14 Aralık 2012 Cuma

Cheesecake Factory

Bir haftadır yazsam diye oturup en sonunda başladım bakalım. Amerikaya her gelen insanın dilinden düşürmediği, o herkesin bildiği cheesecake factory neymiş, ne değilmiş bende öğreneyim diye gittim. Yalnız ben bu amerikanın lokanta sistemine bir türlü alışamadım, bazı yerlerde önce sipariş veriyorsun ödemeyi yapıyorsun numarayla gidip istediğin masaya oturup yemeğini bekliyorsun, bazı yerlerde biri gelip seni oturtana kadar beklemek zorundasın, bazı yerlerde ise öyle bekliyorsun biri gelsin seni oturtsun diye ama aslında beklemeden boş bulduğun yere otursan da oluyormuş, salak salak ayakta baya bekliyorsun. Başta baya zorlanmıştım sistemin işleyişini çözene kadar ama şu anda içine girince konsepti az çok anlayabiliyorum. Ama hala hesabı ödemek için garsonu nasıl çağırmam gerektiğini çözemedim, yemeğimi yedikten sonra çok gergin anlar yaşıyorum. Bir de burada fast food tarzı yerlerde yediğin yemeği sen götürüp çöpe atıyorsun, tepsiyi bırakıp çıkamıyorsun masada, başta bir iki kere elimi kolumu sallayarak çıktım da baktım insanlar hiç öyle yapmıyor kendime çeki düzen verdim. Ne demişler " si fueris romae, romano vivito more; si fueris alibi, vivito sicut ibi" yani Romadayken romalı gibi yaşıyorum.


Neyse ben sanıyordum ki cheesecake factory adından dolayı cheesecake satan pastahane tarzı bir yer. Yok öyle değilmiş işte bildiğin cafe-restoranmış. İçi de böyle biraz kebapçı konseptine göre dizayn edilmiş ne yalan söyleyeyim adımı atınca biraz hayalkırıklığı yaşamadım değil. (resimlerin bazıları netten ama benim gittiğim yer bunların tıpatıp aynısıydı o yüzden fark yapmaz)


İlk oturur oturmaz garson geldi," benim adım bilmem ne size bugün ben yardımcı olacağım, karar verebildiniz mi" dedi bende "Şimdi adınla ilgilenmiyorum, söylediğin saniyede adının ne olduğunu unuttum zaten hatta unutmadım sen söylerken duymadım bile, çok fazla gereksiz bilgi, şimdi izin verirsen biraz zamana ihtiyacım var menünün hepsini içindekilerle birlikte okumak için" deyip yolladım garsonu. İlk olarak baya düşündüm ne yesem diye, baya geniş bir menüleri vardı, makarnalar, salatalar, sandviçler, et tavuk yemekleri, burgerler, falan (ne işinize yarar bilmiyorum ama menuye bakmak isterseniz: buyrun) İlk olarak chicken bellagio diye bir çeşit tavuk yemeye karar verdim ama garsona sipariş verirken ne olduysa ağzımdan classic burger çıkıverdi, hiç bilinçsizce. İyiki de öyle olmuş, kocaman bir hamburger köftesi, içinde tomates, soğan, marul ile getirdiler. Whooper'ın tadının aynısının bin kat iyi olanını düşünün. Birde çok pişmiş isteyince hani whooper'ın böyle hafiften bir yanık tadı oluyor ya, o tadıda yakalamışlar, ooo süper bir tadı olmuş, seviyorum ben yanık tadını. Buraya geldiğimden beri bir restoranda yediğim en güzel yemekti.


Daha sonra cheesecake factory'e gelip de cheesecake yemeden olmaz diye cheesecake siparişi için menüyü tekrar istedim. Bunun menüsüne bakmak istersiniz diye düşünüyorum : buradan. Allahım saatlerce baktım, baktım, baktım ama karar veremiyorum. Zaten sevmem fazla cheesecake ne yesem ki, diyip garantici olup muzlusunu yesem mi, sonuçta içinde muz olan birşeyin kötü olma ihtimali yok, ama çikolatalı birşeyler yesem çok mu ağır kaçar, napsam meyveli olsun evet evet meyveli olsun, mangolu birşey var şurada ama yok ya, limon çok mu kötü olur ki, diye saatlerce düşünürken en sonunda fresh strawbery'de karar kıldım. Anında geldi cheesecake'im muhteşem görüntüsüyle.


Bu arada ekleyeyim servis konusunda süperler, herşey çok hızlı, herkes güleryüzlü, çatallar masalar falan temiz, takdir ettim. Çatalıma aldığım bir parçayı ağzıma götürmemle cheesecake hakkındaki bütün düşüncelerim değişti. Nasıl bir süper tadı var, bayıldım. O türkiyede yediklerimde aldığım ağır peynir tadını asla duymadım. Demek ki türkiyede cheesecake yapamıyorlarsa, ben ondan sevmediğimi sanıyormuşum. Çilekle de birleşince muhteşem bir tat ortaya çıkmış. Arada gidip bütün meyveli tatlarını deneyeceğim ama çikolatalı tatlardan uzak duracağım. Neden mi?


Hazır o kadar yolu gelmişken eve de götürmek için bir de oreo'lusundan almaya karar verdimdi. Ama o çok kötüydü tadı, midem bulandı, yiyemedim. Peynirin çikolata ile birleşmesi çok ağır, kötü bir tat ortaya çıkarmış. Demek ki cheesecake'imi meyveli seviyormuşum ben. Bu arada google'da ararken gördüm, Türkiye'ye de şube açacaklarmış. İlk olarak İstanbul'dan başlayıp artık Ankara'ya doğru yayılırlar. Antikapitalist yanım buna üzülse de, bünyemin çok az bir miktarı antikapitalist olduğundan genel olarak ben bu habere açıkcası çok sevindim. Sizleri muhteşem cheesecake'lerle baş başa bırakıyorum. Birde o gün ki gezime dair bu resimler ve daha fazlası instagramda, merak eden fallow etsin bir zahmet.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder