Bugün için üzülerek belirtmek zorundayım ki beş yıllık plan tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Gerçekleştirmemi istediğiniz bütün hayaller, ikinci bir çağrıya kadar ertelenmiştir. Herkes işinin gücünün başına dönsün.

9 Aralık 2012 Pazar

Ağlama duvarından günlüğe

Madem blog günlüğe döndü, hakkını verelim, sevgili günlük al sana naçizane hayatımdan kıssalar.

Mesafeler gözümde küçülmeye başladı, otobüsteki insan sayısının azalmasıyla. Her yere otobüsle rahatça ulaşabileceğimi fark ettim hem de bedavaya, uzaklarda ise zaten pek bir halt yok. Ben de o sebeple artık araba almak yerine araba parasını yeyip içip gezmek şeklinde kullansam mı diye düşünmeye başladım.

Otobüsteki insan sayısının azalmasıyla doğru orantılı olduğunu düşündüğüm güzel kız sayısında baya bir azalma oldu. Nerede o sutun bacaklı, sarı saçlı hatunlar. Her binen otobüse benden şişko, döneme zayıf başlayıp sonlara doğru kilo aldılar diye düşünmeye başladım.

Bunların kilosu da bir değişik, bende obez oldum, şimdi şişkoyum ve ne şişkolar gördüm böyle görmedim. Ya göbeğin çok büyüktür, ya götün, ya orantılı bir kilo vardır ama bunlar dünyayı yutmuş yılan gibiler, göt ve göbek o kadar yuvarlak olmasına rağmen kol ve bacaklar ince. Yani ince dediysem vucutlarının diğer bölümlerine göre ince yoksa kolları benim bacağım kadar. Daha doğrusu yarı dolu un çuvalını al, iki kol ayak ekle o yani. Yedikleri şeylerin farklılığından yağlar vücudun orta bölgesinde depolanıyor sanırsam.

Dışarıda durmadan yağmur yağıyor, ve görmediğim bir yağmur çeşidi. Adımını attığın anda seni yamyaş yapacak bir yağmur o yüzden evden uzaklaşamıyorum  ve bu sebeple son bir haftadır aynen böyle (bkz aşağıdaki resim ) yaşıyorum. Çekirdeklerin kusuruna bakmayın, kirazları yedikten sonra resim çekmek aklıma geldi ve hepsini öyle artizlik olsun diye dizmedim, hepsini ardarda yedim, oh yarasın. Biraz abartmış mıyım ne?


Ortada gördüğünüz içecek sparkling water yani gazoz, ama ben ömrümde böyle güzel bir şey içmedim. Pembe greyfurt aramolı olan bu ama aroma falan değil sanki direk greyfurtu yiyorsun o tadı alıyorsun, narlısı, mangolusu, portakallısı falanda var onlarda aynen meyveyi yiyormuşsun gibiler. Bayıldım da çok pahalı, şu yarım ltlik bir şişe 2 dolar. 

Bende böyle yediğimden arkamda göt önümde göbek hava yastığı şeklinde dolaşmaya başlayacağımdan korkmaya başladım. Zaten geldiğimden beri verdiğim kiloların hepsini geri aldım, bu sebeple Merve (diyetisyenim) mail atıp ben diyete başlayacağım dedim, o yaptı yolladı listemi. Tekrar diyetteyim, nasılsa yiyecek bir şey bulamıyorum zayıflayayım bari.

Lane kendine döndü gibi ama her an sapıtabilir gene. Bir de çalışmak için gelen karşı komşu Laurie geldi, biz çalışırken ona şey sormaya gelen roommate'e kapıyı açıp mutfağa Laurie'ye haber vermek için geçip " Laurie there something in the door" demeyim mi, sonra düzelttim de olan oldu, ki kızla tanışmışız, ne adını ne komşumuz olduğunu hatırlamıyorum hadi o neyse de kıza something dedim ya.

Okulun bitmesiyle 25 Aralık-7 Ocak tarihlerini Newyork-Orlanda-LA-SF şeklinde bir düzlemde esrayla geçireceğim sanırsam, tüm dökümanlar öyle gösteriyor. İnanmak istiyorum ama inanamıyorum. New York'u görmekten çok korkuyorum, bilmiyorum neden ama sanki şehri gördüğüm an aşık olup, neden buraya gelmedim ki okumaya diye pişmanlıkla dolacakmışım gibi geliyor. Benzer korkuyu biraz Los Angelas içinde yaşamıyor değilim ama herkes LA için çok boktan şehir diyor, bir bildikleri vardır. Ama çok mutluyum esasında , esra geliyor ve Harry'e gidiyoruz. Bu sebeple Harry Potter'ı tekrar okumaya karar verdim ama daha birinci kitap bitmedi hepsini o tarihe biterebileceğimden emin değilim, neyse en azından ingilizcem gelişir. Birde rüya gördüm, bizim iş yerinde bir sekreter vardı, kendisi herşeyin en doğrusunu bilir, girdiği ortamda seni yönlendirmeye başlar, dediği dedik bir insandır, ne hikmetse harry potter gezimize o da katılıyor ve tüm planı kafasına göre değiştiriyor. Esra o kadar sinirleniyor ki, burun deliklerinin genişlemesinden anlıyorum, burun delikleriyle bir karadelik yaratıp dünyayı yok etmesinden korkuyorum. Rüyanın bir safhasında da bir kar kaplanı tarafından kovalandık esrayla, rüyamı görüyom, maratona mı hazırlanıyorum belli değil, hiç anlamadım ki.

Bende apple dünyasına adımımı atıyorum. Yeni ipad mini aldım, kafelerde parklarda elimde ipad minimle kuş öldürüp, meyve kesebileceğim, çok mutluyum. Yalnız bu hızla para harcamaya devam edersem kaliforniyadaki homeless olma hayalim gerçek olacak, okul falanda kalmayacağından giderim joaquinin çöplerini karıştırır, ewan'ın karton kutularında uyurum artık,  aferin kızıma. Way to go girl. Birde elindeki teknolojiyi değerlendirip facebook'u twittere döndürürüp otun bokun resmini koyarsam " facebook ortamı kızı" oldum sanmayın (allah korusun daha şimdilik evimin tencerelerini çekip ilkokul arkadalşlarımla paylaşmaya niyetim yok) sadece twitter kullanamıyorum, hem anamın babamın da twitterı yok sonuçta, benim merak ettiğini düşündüğüm insanlarla paylaşım yöntemi olarak bunu seçtim, sonuçta herkes blogu okumuyor, okumasında. Instagram hesabımda oldu bakınız. Bir de photoshop falan yalanmış, bütün olay front cameraymış arkadaş.

1 yorum:

  1. ya sayende sabahları pek bi neşeleniyorum, resmen günüm güzel başlıyo ya, sen günlük olarak devam et :D esranın burun delikleriyle karedelik yaratıp dünyayı yok etmesi ha :D olası :)

    YanıtlaSil