Bu bankadakiler benden ne istiyor, müşteri olan ben değil miyim? Velinimetim ben. Velinimet olduğu yerde bile horlanır mı insan? Müşteri hizmetlerini arıyorum, limitim dolmuş, ben o kadar harcama yapmış olamam, şüpheli bir durum var bak diyorum "Harcamışsınız işte" diyor bana. Harcamadım, iyi bak, bana son hareketleri söyle diyorum, şu tarihte şu kadar harcamışsınız diyor, ben harcamadım, kime çekilmiş, hangi saatte, nasıl diyorum, şimdi detaylarını göremem ben buradan diye geçiştiriyor. Bakmak zorundasın, ben harcamadım diyorum. Bakamam dedim ya hanfendi diye bana atar yapıyor haspam. Kadının işini yapabilmesi için yarım saat dil döktüm, sanki ben ne harcadığımı bilmiyorum, şüpheli alooo şüpheli hareket, baksana şuna diye bir şarladım da öyle çözüme ulaştım. Mal banka, şu taahhütüm(yazarken yoruldum bu nasıl bir kelime) bitsin seninle tüm ilişiğimi keseceğim.
Bugün de diğer bankanın gişe memurundan bildiğin tripler, azarlar... Neymiş efendim ardarda bir milyon soru sormuşum, hepsine aynı anda cevap veremezmiş. Ekranda bir işlem yaparken diğerini göremiyormuş. Ekranla ne alakası var sorduğum soruların. Genel geçer yapılan işlemler, bilmen lazım o işi yapıyorsan. Ya da insan gibi söyle, bir saniye bakıyorum diye. Sinirden histerik bir kahkaha attım kadının suratına. Ekrana bakmadan her gün yaptığın işlemlerin yapılıp yapılamadığını bilmiyor musun? "Sen" dedim üstüne basa basa, oh iyi yaptım. O da iyice sinirlendi, dekontları kafama atmadığı kaldı. Sırf çok soru sordum diye kavga çıktı. Polisler geldi, ben o sırada kafama çorap örüyordum, parmağımı kadına uzatmış "Çabuk soruların cevaplarını ver yoksa öldürürüm seni, şunun cevabını da ver, bunun da, çabuk, çabuk, çabuk, doldur şu torbayı cevaplarla!" diye bağırıyordum. "Niye beni azarlıyorsunuz. Öldürürüm lan sizi." İşte tam o sırada, "Herkes yere yatsın, bu bir baskındır" diye polis bankayı soydu, o suç da bana kaldı çünkü kafasında çorap olan bir ben vardım. Sonra polisler bir de beni çok soru sormaktan tutukladılar. Soru sormak yasakmış, bilgi hırsızlığı suçları kapsamında inceleniyormuş. Mahkemeye çıkartıldım. Hakim savunmamı bile dinlemedi, azarladı beni susturdu, öyle karar verdi; müebbet azar cezasına çarptırıldım. Önüme gelen tarafından azarlanmak zorundaymış bundan sonra.
Allah kahretsin. Neden beni azarlıyorsunuz? Çocuğum ya ben azarla beni. Neden hep ben azarlanıyorum? Halbuki ne kadar da masumum.
Çok içten yazıyorsun ya, aslında üzülmem benim de kızmam gerek bu terbiyesizliklere ama olmuyor valla, gülüyorum okurken:)
YanıtlaSilEhehe, istemeden oluyor, ya da başıma gelen kötü şeyleri biraz geyiğe vurarak aktarınca belki daha katlanılır bir hal almışlar gibi hissediyorum, yaşarken sinirleniyorum da, sonradan ben de gülüyorum senin gibi...
Sil