1918 ve köyde erkek sayısı ikiye düşmüştü savaştan dönen iki erkekle. Savaştan dönen Jordan, kadınlarla dolu bir köyde kendini savunamayacağını anladığında üzüm bağına mayın döşemişti, mayınların haritasını ise hiç çizmemişti, aman eline geçmesin düşmanların. Kısa çöpü çeken gitmişti hep bağdan meyve toplamaya, ama dönen hiç olmamıştı."Şimdi ne yapmam lazım, mayına basınca ne yapıyorsunuz?"
"Havaya uçuyoruz."
Sonuç ise bir köy dolusu kadın ve sadece uyuşuk, yaşlı bir erkek, Bisa dede; ama onlar için sevmeyi bilen her erkek tam bir erkekti, uyuşuk bir bunak olsa bile.
"Ağlaman lazım Ognjenka, Üzüntü, üzüntü, üzüntü düşün,üzücü bir şey, üzücü, üzücü..."
"Hala ağlamıyor musun Ognjenka, şimdi dene"
"Yapamam"
"Dinle Ognjenka, sana yardım etmek için......Bu sonbaharda 22 yaşına girip, gerçek bir ağıtçı olacaksın, çünkü hiç aşık olmadın! Üstelik hal böyleyken senin için pek bir umut da yok, bir kaç yıla kalmaz kuruyup gideceksin.Seninle karşılaşan herkes,"İyi günler Ognjenka nene!" diyecek,Ama hiç kimsenin büyükannesi olamayacaksın. Çünkü hiç âşık olamadan ihtiyarlayacaksın."
"Sen 21 yaşına girecek... ve ağıtçı olacaksın."
"Evet bunun farkındayım ve bu yüzden istediğim zaman ağlayabilirim."
Böyle bir günde Ognjenka'yı gönderdiler, dedenin yanına. Şanslı olan oydu, köyün tek erkeği için seçilmiş olan. Ama o öyle bir çığlık attı ki, köy tek erkeğinden de oldu. Artık lanetlenmişlerdi iki kızkardeş köyün büyücüsü tarafından, tek kurtuluşları ise köye yeni bir erkek getirmekti. İki kız kardeşler çıktılar eşeklerinin sırtında bir yolculuğa, erkek nüfusunun üçte ikisini kaybetmiş Sırbistanda bir erkek bulmaya.
İşte böyle başlıyor iki kız kardeşin yolculuğu, Belgrad'a ulaşma hayalleri. Yönetmen Uros Stojanovic , böyle bir masal anlatmış işte. Görsellik öyle güzel ki, bazı sahnelerde filmi dondurup digital eser diye saklamak geldi içimden, öyle güzel bir görselliği var işte. Büyü, masal, aşk, komedi, dram hepsini harmanlayıp çok değişik, çok farklı bir film çıkarmış ortaya. Değişik kamera oyunları, hikayenin orjinalliği ve görselliğin muhteşemliği ile kesinlikle ders olacak bir film, özellikle filmin rengine bayıldım. Bilmiyorum ya bana çok farklı geldiği için bu kadar sevdim, belki gerçekten de sevilesi bir film. Ama savaşın sonuçlarını, bir dramı, karikatürize edilmiş karakterlerle, böylesine bir masala çeviren bir film nasıl sevilmesin ki? Gerçi karikatürize karakterlerden, abartı masallardan hoşlanmıyorsanız sevmeme ihtimaliniz de var bence.
Rakamları ise şöyle Charleston & Vendetta ya da Funeral Bride ya da Tears for Sale ya da türkçe ismiyle Satılık Gözyaşları, diye adlandırılan filmin; 2008 yılında yayınlanmış, ve 4 milyon avro bütçesi ile de o dönem çekilmiş en pahalı sırp filmiymiş.
"Burada bulutların üzerinde dans hiç durmaz, aşkın dansı, unutulmanın dansı, yeni bir çağın dansı...Orkestra bu gece çarlistonu, Ognjenka'ya için çalacak"

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder