Hatta ben bu dünyada şanslı olan azınlıktanım, ne istediysem er ya da geç - gerçi genelde hep geç ama olsun- sahip oldum, deneyip "ıgıh ben bunu istemiyorum" demek her insana nasip olmaz, okudum ben bunu istemiyorum dedim, resim yaptım ben bunu istemiyorum dedim, gezdim ben bunu istemiyorum dedim, farklı yaşadım ben bunu hiç istemiyorum dedim, çalıştım işe girdim ben bundan azcık nefret ettim galiba, istemiyorum dedim, fotoğraf çektim ben bunu istemiyorum dedim, şarkı söyledim ben bunu hiç beceremiyorum dedim, denedim vazgeçtim, denedim vazgeçtim, gene deneyeceğim gene vazgeçeceğim,, istediğim neyse artık, taa ki bulana kadar. Çok mu kafam karışık göründüm? Karışık zaten, korkuyorum bazen evet, ne istediğimi hiç bulamayacağım diye, azcık hüzün varsa bünyede sebebi odur.
Sen iste mutluluğumu dökerim ben senin yollarına da,şimdi ben burada öyle şeyler yazarım, mutluluğumu kelimelere öyle bir dökerim kelimeler kıyafetsiz kalır, üşütürler, yazık. Hem nefret edersin benden, kıskanırsın biliyorum, okumazsın bile. Öyle hikayeler yazarım ki gerçekliğini sorgulamadan başlar nefretin mutluluğuma karşı. İşte hüznüm de öyle benim, o okudukların gerçek değil, ufacık bir gerçek kırıntısından belki, oradan çıkmış masallar bütünü. Bir şarkı sözü belki, koklamadın mı çeviri kokusunu cümlelerimde, bence farketmiş olman lazım. Tüm bunlar bir deneme belki, günün birinde ben bunu bir yerde kullanırımlar bütünü. O okuduklarının hiç bir değeri yok, ne gerçeklik anlamında ne edebi anlamda, düz yazı bile değil ki onlar, ders dinlerken defterimin kenarına karaladığım yuvarlaklar, kareler sadece. Ben ciddiye almazken hiçbir şeyi, bence siz de almayın beni, almıyorduysanız da öyle devam, doğru yol o.
Gerçi almadığını düşünüyorum, alsaydın neyi sevip sevmediğimi sorgulamak sana düşmezdi bence, benim yerime ruh halimi inceleyip bence sen şöyle hissediyorsun da ondan demezdin, der miydin, bak bilemedim. Ama sen elindeki sınırlı veriyle bir sonuca ulaşamayacağını bir bilseydin, ulaştığın sonucun da gerçek değil senin götünün uydurması olduğunu kavrayabilseydin, ne değişirdi?, Benim için bir şey değişmezdi, belki bunu yazmazdım.
Ha ne diyordum , evet, he hü dostum, he hü ben acılar çocuğuyum, pişmanım çok, ne acılar çektim. Oldu mu? (Evet bunu da işler güçlerden duydum, hatta adamlar lan diye bir kelime uydurmuşlar, hiç duymamıştım ömrümde,onu da kullanıyorum sürekli, lan diye kelime ya düşünebiliyor musun?)
İşte tüm bu ahval ve şerait içinde yukarıdaki önermeleri ister gerçek diye al, ister uydurmuş gene diye geç git, sen bilirsin ben bilmem.
İşte tüm bu ahval ve şerait içinde yukarıdaki önermeleri ister gerçek diye al, ister uydurmuş gene diye geç git, sen bilirsin ben bilmem.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder