"Önüne her imkanı sunduk,ne istediysen aldık,
bilgisayar, telefon, televizyon, ne derdin var anlamıyorum ki?"
"Anne sizin zamanınızdaki gibi değil, deniyorsun
biliyorum ama anlamana imkan yok, benim gibileri anlamana imkan yok. Sizin
önünüzde sadece bir pasta vardı, sizin için uygun görülmüş biriyle
evlenecektiniz, bazı şanslılarınız belki sevdiğiyle, bazılarınızsa bonus
olarak işe girecektiniz ve iş dediysem masa başı bir iş işte, işin iyisi kötüsü olmaz. Önünüzdeki
pasta tek çeşitti, düğün pastalarınız gibi, ne çizkek, ne tart bilmezdiniz, o
yüzden başka türlüsünü hayal bile etmezdiniz.
Sadece bazılarınızın pastası süslemeli, bazısı sade, bazısı az kremalı
ama hep aynı pasta.
Fakat biz, öylemiyiz?
Önümüze milyonlarca çeşit pastalar dizilmiş, bak burada makaron var, bak burada
çilekli tart var, bak burada blueberry pie var, bak burada bu var,şu var, o var, milyonlarca
çeşit, rengarenk ışıklı camekanların arkasında parlamakta. Ha birde yaş pasta,
ondan da var. Bunların hepsini gözümüze sokmuş durumdalar ve istediğini
alabilirsin ama makarona ulaşman için şu dağı tırmanman lazım, meyveli tart şu
denizin aşarsan arkasında, hepsine ulaşabilirsin ama kanatlanıp uçman gerekli
belki, belki büyük gemilere ihtiyacın var, ne kadar da güzeller yeterli paran var
mı alacak? Ama bak hemen önünde yaş pastan, diğerleri sadece bir görüntü sana
sunulmuş olan, sadece bu, eğer diğerlerine ulaşmak istiyorsan insanüstü çabalarla gidip almalısın ama boşa uğraşma uğraşırken mahvolacaksın.
İşte tam olarak böyle bir sahne, milyonlarca seçeneğin
içinden, ulaşılabilir gözükmesine rağmen bir ufuk çizgisi gibi imkansız olan
bir sürü seçeneğin içinden, sadece önüne konmuş en gösterişsiz, en sıradan, en
yavan olan yaş pasta. Sadece onu yemeye hakkın var.
O yaş pastayı bazısı kabullenip yiyor, hem de seve seve,
halinden mutlu, damak zevki sonuçta, mutlu insanlar onlar. Bazısının olanakları
var, ya çok çabalıyor, ya da destekler alıyor diğer pastalara ulaşıyorlar,
mağrur ve mutlu insanlar onlar. Geriye benim gibi zavallılar kalıyor, ne o
yavan pastayı görüyor gözü, ne de diğerlerine ulaşmaya gücü yetiyor. Çabalıyor,
tırmanırken kafayı gözü yarıyor, litrelerce tuzlu su yutuyor, etrafı kıra döke,
başkalarının ve en çok da kendi canını yakarak yırtınıyor. Ya da istemiyorum
işte hiç birini deyip küsüp bir köşede ağlıyor, tüm o manzaraya sırtını dönüp,
kolları göğsünde.
Tam unutacakken biri çıkıp meyveli tartı gözünün önüne sokup
istersen ulaşabilirsin, yapanlardan bir farkın yok, çabalamalısın diye
itekliyor seni arkandan. Eğer hayal edersen istediğin her şeyi elde edebilirsin,
çözüm sensin diye süslü cümleler koyuyor önüne. Kalkıyorsun yapabilirim
sanıyorsun, gene deniyorsun, affedersin yırtıyorsun bir yerlerini ama bırak
elde etmeyi yaklaşamıyorsun bile. Ve tüm ömrü aç biilaç heder edip gidiyorsun,
bilmiyorsun ki o süslü pastalar senin için değil.
Ayakta durma yetisinden mahrum bir insana, maraton
şampiyonluğu hayalleri kurduruyorlar anne, çabalıyorsun zar zor ayağa
kalkıyorsun ama bu seferde ilk adımında düşüyorsun. Sonra ilk adımını atıyorsun
ama daha zar zor yürüyorsun. Çabalaya çabalaya tam koşmayı öğreniyorsun ki
yarış çoktan bitmiş, hep boşa uğraşıyorsun. Halbuki mutluydun oturduğun yerde,
bırak koşmayı, ayağa kalkmaya bile ihtiyacın yoktu, mutlu olabilirdin o
oturduğun yerde, bilmeseydin başka seçeneklerin olduğunu.
Anne keşke görmeseydim diğerlerini, ben şimdi ne elimdekiyle
yetinebiliyorum, ne kendime yetebiliyorum, ne de istediklerime yetişebiliyorum.
Büyük hayallerim büyük mutsuzluklara dönüşüyor, her yenilgimde daha çok hırslanıyorum.
Hep daha fazlasını istiyorum ama elimdeki sıfır olunca çarptığım her şeyi
sıfırlıyorum, asla daha fazlası olmayacak biliyorum. Ama anne asıl siz mi şanslısınız, yoksa biz mi
onu bir türlü çözemiyorum. "
İşte tam bunları demek istedim, gözlerinin içine baktım,
sundukları imkanlar karşısında ezildi boynum, dik duramadım. Başım yerde
sustum.
Zaten bunları desem alacağım cevap "Pasta istiyorsan onu da yapıyım ben sana" olurdu.
Sonra kendi kendime kızdım"Yaptığın benzetmeye sıçıyım, pasta ne allah aşkına, pasta ne lan"
Not: Yukarıda anlatılan olaylar tamamen hayal ürünü bir taslağın hayal ürünü bir parçasıdır, yaşanmamıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder