Bugün için üzülerek belirtmek zorundayım ki beş yıllık plan tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Gerçekleştirmemi istediğiniz bütün hayaller, ikinci bir çağrıya kadar ertelenmiştir. Herkes işinin gücünün başına dönsün.

9 Şubat 2013 Cumartesi

Hey dostum karnın mı acıktı yoksa?


"Önüne her imkanı sunduk,ne istediysen aldık, bilgisayar, telefon, televizyon, ne derdin var anlamıyorum ki?"

"Anne sizin zamanınızdaki gibi değil, deniyorsun biliyorum ama anlamana imkan yok, benim gibileri anlamana imkan yok. Sizin önünüzde sadece bir pasta vardı, sizin için uygun görülmüş biriyle evlenecektiniz, bazı şanslılarınız belki sevdiğiyle, bazılarınızsa bonus olarak  işe girecektiniz ve iş dediysem masa başı bir iş işte, işin iyisi kötüsü olmaz. Önünüzdeki pasta tek çeşitti, düğün pastalarınız gibi, ne çizkek, ne tart bilmezdiniz, o yüzden başka türlüsünü hayal bile etmezdiniz.  Sadece bazılarınızın pastası süslemeli, bazısı sade, bazısı az kremalı ama hep aynı pasta.
Fakat biz, öylemiyiz? Önümüze milyonlarca çeşit pastalar dizilmiş, bak burada makaron var, bak burada çilekli tart var, bak burada blueberry pie var, bak burada bu var,şu var, o var, milyonlarca çeşit, rengarenk ışıklı camekanların arkasında parlamakta. Ha birde yaş pasta, ondan da var. Bunların hepsini gözümüze sokmuş durumdalar ve istediğini alabilirsin ama makarona ulaşman için şu dağı tırmanman lazım, meyveli tart şu denizin aşarsan arkasında, hepsine ulaşabilirsin ama kanatlanıp uçman gerekli belki, belki büyük gemilere ihtiyacın var, ne kadar da güzeller yeterli paran var mı alacak? Ama bak hemen önünde yaş pastan, diğerleri sadece bir görüntü sana sunulmuş olan, sadece bu, eğer diğerlerine ulaşmak istiyorsan insanüstü çabalarla gidip almalısın ama boşa uğraşma uğraşırken mahvolacaksın.
İşte tam olarak böyle bir sahne, milyonlarca seçeneğin içinden, ulaşılabilir gözükmesine rağmen bir ufuk çizgisi gibi imkansız olan bir sürü seçeneğin içinden, sadece önüne konmuş en gösterişsiz, en sıradan, en yavan olan yaş pasta. Sadece onu yemeye hakkın var.
O yaş pastayı bazısı kabullenip yiyor, hem de seve seve, halinden mutlu, damak zevki sonuçta, mutlu insanlar onlar. Bazısının olanakları var, ya çok çabalıyor, ya da destekler alıyor diğer pastalara ulaşıyorlar, mağrur ve mutlu insanlar onlar. Geriye benim gibi zavallılar kalıyor, ne o yavan pastayı görüyor gözü, ne de diğerlerine ulaşmaya gücü yetiyor. Çabalıyor, tırmanırken kafayı gözü yarıyor, litrelerce tuzlu su yutuyor, etrafı kıra döke, başkalarının ve en çok da kendi canını yakarak yırtınıyor. Ya da istemiyorum işte hiç birini deyip küsüp bir köşede ağlıyor, tüm o manzaraya sırtını dönüp, kolları göğsünde.
Tam unutacakken biri çıkıp meyveli tartı gözünün önüne sokup istersen ulaşabilirsin, yapanlardan bir farkın yok, çabalamalısın diye itekliyor seni arkandan. Eğer hayal edersen istediğin her şeyi elde edebilirsin, çözüm sensin diye süslü cümleler koyuyor önüne. Kalkıyorsun yapabilirim sanıyorsun, gene deniyorsun, affedersin yırtıyorsun bir yerlerini ama bırak elde etmeyi yaklaşamıyorsun bile. Ve tüm ömrü aç biilaç heder edip gidiyorsun, bilmiyorsun ki o süslü pastalar senin için değil.
Ayakta durma yetisinden mahrum bir insana, maraton şampiyonluğu hayalleri kurduruyorlar anne, çabalıyorsun zar zor ayağa kalkıyorsun ama bu seferde ilk adımında düşüyorsun. Sonra ilk adımını atıyorsun ama daha zar zor yürüyorsun. Çabalaya çabalaya tam koşmayı öğreniyorsun ki yarış çoktan bitmiş, hep boşa uğraşıyorsun. Halbuki mutluydun oturduğun yerde, bırak koşmayı, ayağa kalkmaya bile ihtiyacın yoktu, mutlu olabilirdin o oturduğun yerde, bilmeseydin başka seçeneklerin olduğunu.
Anne keşke görmeseydim diğerlerini, ben şimdi ne elimdekiyle yetinebiliyorum, ne kendime yetebiliyorum, ne de istediklerime yetişebiliyorum. Büyük hayallerim büyük mutsuzluklara dönüşüyor, her yenilgimde daha çok hırslanıyorum. Hep daha fazlasını istiyorum ama elimdeki sıfır olunca çarptığım her şeyi sıfırlıyorum, asla daha fazlası olmayacak biliyorum.  Ama anne asıl siz mi şanslısınız, yoksa biz mi onu bir türlü çözemiyorum. "
İşte tam bunları demek istedim, gözlerinin içine baktım, sundukları imkanlar karşısında ezildi boynum, dik duramadım. Başım yerde sustum. 
Zaten bunları desem alacağım cevap "Pasta istiyorsan onu da yapıyım ben sana" olurdu.
Sonra kendi kendime kızdım"Yaptığın benzetmeye sıçıyım, pasta ne allah aşkına, pasta ne lan" 

Not: Yukarıda anlatılan olaylar tamamen hayal ürünü bir taslağın hayal ürünü bir parçasıdır, yaşanmamıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder