Bugün için üzülerek belirtmek zorundayım ki beş yıllık plan tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Gerçekleştirmemi istediğiniz bütün hayaller, ikinci bir çağrıya kadar ertelenmiştir. Herkes işinin gücünün başına dönsün.

21 Şubat 2013 Perşembe

Reservoir Dogs

Dikkat spoiler var diye uyarmak isterdim ama arkadaş on bir yıl önce yapılmış bir filme spoiler versem nolur bilemiyorum. Ben gene de uyarıyım belki spoiler olabilir, belki de olmaz, ama korkma okuyucu sonunu söylemeyeceğim. Hele köstebek kim onu hiç söylemeyeceğim.



Tarantino'nun çıkışını yaptığı film; en güzel filmi değil belki ama ilkler hep özeldir. Film birbirini hiç tanımayan bir grup adamın basit bir müchever soygunculuğunu boka sardırıp daha sonra da birbirlerinin köstebek olabileceğinden şüphelenmeleri konusunu işliyor en basit şekliyle. Ama öyle klasik bir hırsız mafya filmi gibi değil, olaylar tamamen hırsızlığın öncesi ve sonrasını şeklinde ilerlerken, biz izleyiciler gruptaki birbirinden renkli karakterleri tarantino vahşetiyle, kanla, şiddetle izliyoruz. Tamamını diyaloglar üzerine kurduğu filmini, doğru düzgün hiç bir aksiyon, kovalamaca,hırsızlık sahnesi olmamasına rağmen, Tarantino kendi tarzıyla yani kan ve şiddetle süslemesini çok iyi biliyor.

Film açılışındaki kahvaltı sahnesi biraz uzun sürse de eğlenceli replikleri bünyesinde barındırıyor. Özellikle bahşiş konusunda Mr. Pink'in yaptığı yorumlara hak vermemek elde değil; "sırf toplum böyle istiyor diye bahşiş vermem.Bu bayanlar açlıktan ölmüyorlar.Asgari ücret alıyorlar.Ben de asgari ücretle bir işte çalıştım ama ne yazık ki toplumun bahşişe layık gördüğü işlerden biri olacak kadar şanslı değildim" Ben nedense en çok Mr.Pink'i sevdim ki buna kendisinin grubun en akıllı insanı olmasının etkisi olmuş olabilir.


Filmin senaryosu çok basit, zaten düşük bütçeli bağımsız bir film olarak yola çıkmasından ötürü bence Tarantino'nun tek kaygısı film boyunca bütçe olmuş. Değişik karakterlerden oluşmuş bir hırsızlık filmi çekmek istemiş. Fakat bütün o banka, soygun, kovalamaca şeklinde ki sahneler maddi olarak kendisine pahalıya patlayacağı için dayamış diyalogu  Bütün film neredeyse bir depoda geçiyor, diğer sahneler ise hep masa başı muhabbeti, olayların çoğunu görmek yerine karakterlerin ağzından dinliyoruz. O sebeple de gayet ağır ilerliyor.

Kısaca kimilerinin bu ne boktan bir film diyeceği, kimilerinin ise bayılacağı bir film. Benim içinse biraz ağır ilerleyen, bir başyapıt diyemesem de kesinlikle kendi tarzını oluşturmuş değişik bir film. Sevdim mi bilmiyorum, izlemek biraz uzun sürdü benim için.  Ama karakterlerin işleniş tarzı, acaba ben onların yerinde olsam ne yapardım sorusunu sordurabilmiş olması tüm o ağır işleyişine rağmen filmi kült statüsüne sokmayı başarıyor. Tarantino tarzı diye anılan kan, müzik ve Tarantino bu film de de mevcut, her ne kadar ilk film çekingenliği ile şiddet unsurunu bu filminde biraz korkakça kullanmış olsa da. Ama ben gene de sormadan edemiyorum, eğer oyuncular bu kadar başarılı olmasaydı şu anda insanlar Tarantino tarzı diye bir şeyden bahsediyor olur muydu? Çünkü bu kadar basit bir senaryodan böyle bir film çıkmasında yönetmen kadar oyuncuların da etkisi büyük.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder