Bugün için üzülerek belirtmek zorundayım ki beş yıllık plan tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Gerçekleştirmemi istediğiniz bütün hayaller, ikinci bir çağrıya kadar ertelenmiştir. Herkes işinin gücünün başına dönsün.

18 Şubat 2013 Pazartesi

Kim daha salak?

Evet, kaldığımız yerden devam edelim. Geçen fal ve amerikalılar salak konularına değineceğiimi söylemiştim. Sözü tutmak gerekli o sebepten let the gıybet begin - gerçi bu pek gıybet olmuyor ama olsun, neyse ne.

Santa Cruz'da  Serpent's Kiss adı altında bu pisijik şeyler, ilginç kıyafetler olsun, tozlar, kuru kafalar, büyüler fallar olsun o şekilde bir dükkan var. Böyle amerikan filmlerinde ölü ruhlarla iletişim kursunlar diye gittikleri bir kadın ve mağaza konsepti olur ya, işte tam olarak onun aynısı.  Bende bir bakayım, benimle konuşan ama göremediğim o iç sesle belki iletişim kurmamda yardımcı olurlar diyerek gittim. Yok la tabii ki öyle bir sebeple gitmedim, sadece merak, görmek lazım bu hayatta her şeyi, inanmadığın şeyleri bile hatta.

Gezerken baktım ki, hiç işe yarar bir şey yok, ama gözüm takıldı, kemik falı diye bir şey satıyorlardı. Böyle kadife bir kesenin içinde garip kemik parçalarını koymuşlar, aldım elime sağını çeviriyorum, kullanma kılavuzu arıyorum ama hiç bir halt anlamadım ve  tabi sardı mı beni bir merak, hemen sordum bu nedir? Onunla fala bakıyormuşsun atıp kemikleri zar atar gibi. Hadi ya, dedim, benim falıma da baksanıza. Yok biz bakamıyoruz dedi, hayal kırıklığımın tarifi yok. Halbuki ilginç bir tecrübe olacaktı benim için. Hayır allahım, kemik falıma baktırmadan ölmek istemiyorum, ben ne yapayım, nerelere gideyim, kendimi yollara vurayım, bir şaman bulayım diye düşüncelere boğulmuştum ki, bir fikir belirdi beynimde, neden Tarot falıma baktırmıyorum ki? Evet evet kesinlikle öyle yapmalıydım, her ne kadar karşımda bir whoopi goldberg olmasa da bunu deneyimlemem lazımdı. Hemen sordum "Tarot'a bakıyor musunuz?" diye


Evet bakıyorlarmış, eğer on dk beklersem bakacak kişi bankaya kadar gitmiş, gelecekmiş. Peki peki fiyatı ne kadar? Yarım saati 50, bir saati 100 dolar. Höst dedim ama içimden. Bir de ne kadar da saçma, bir saat ne, yarım saat ne? Almadı aklım, dedim ne farkı var, sanki terapi mi yapıyoruz? Kadın da benim sorumu anlamadı. Cevap olarak biri yarım saat sürüyori biri bir saat, farkı o işte dedi. İşte o noktada kadın Türklerin salak olduğumu düşünürken, ben de amerikalıların salak olduğunu düşünüyordum. Ne kadar da salaktım, yarım saat ve bir saatin arasındaki farkın, birinin bir saat diğerinin ise yarım saat olması olduğunu anlayamıyordum. Kadın böyle düşünürken ben de aynı anda "nasıl yani, eğer yarım saatle bir saat arasında fark yoksa, sen yarım saatte bir şey anlatmazsın ki insanlar bir saat otursunlar diye, ya da en heyecanlı yerinde kesersin ki insanlar parayı verip bir yarım saat daha durur, bu oyununuzu yutuyorlar mı gerçekten" şeklinde düşüncelerle gerçekten başka bir fark olması gerektiğini düşünüyordum. Yani ne bileyim birinde başka bir açılım okursun, diğerinde başka. En sonunda sorumun bu olduğunu anlattığım da kadın salak olmadığıma ikna oldu. Dediği ise bir fark olmadığı, sadece bazı müşterilerin daha fazla detay öğrenmek için bir saat dinlediği oldu. Peki dedim ve çıktım, verebileceğim bir para değildi 50 dolar, özellikle bana bir saatle yarım saatin arasındaki farkı yarım saat olarak tanımlayan insanlara. Gerçi aynı gün hiç beklenmedik şekilde kurabiye falıma baktırarak, geleceğimi bedavaya gördüm zaten.

Tüm bu maceradan sonra amerikalıların salak olduğu kanaatini getirdim. Bunu da amerikalıların icadı interneti, blogu ve diğer teknolojileri kullanarak tüm dünyaya duyurmak istiyorum. Neyse geyik bir yana amerikalılara salak demek mümkün değil, çünkü salak değiller. Cahil denilebilir ki bu da her sınıfı kapsamıyor, genel olarak her ülkenin bir cahil sınıfı mevcut, bunu amerikaya genellemek yanlış olur. Ama amerikalıların öyle bir sorunu var ki- bu belki sorun değil lütuftur- bu amerikalıları bizim gözümüzde salak olarak karalıyor. Kurnazlık, pratik zeka. Evet bu ikisinden yoksunlar çünkü ihtiyaçları yok. Sistemi öğrenip o sistemle yaşamaya devam ediyorlar, sistemi farklı şekillerde değiştirme gibi bir dertleri yok, sürekli ufak hesapların peşinde beyinlerini yormuyorlar, o sebeple de sürekli savunmada yaşamıyorlar. Ben bir saat ile yarım saat arasındaki farkı bu adamlar beni nasıl kazıklamaya çalışıyor diye sorguladığımdan bana anlamsız gelirken o adamlar için öyle bir durum yok. Her şey genel olarak sisteme uygun gittiğinden, farklı şekillerde düşünme yetenekleri körelmiş.

Misal GPS aleti bozulmadığı için bozulduğunda ne yapacağını bilemiyor, yoldan birine sormak aklına gelmiyor. Ya da yolda bir tane bile araba olmasa bile, bekler o ışık yeşile dönsün diye karşıdan karşıya geçmek için. Ya da konserve açacağı yoksa, o konserve kutusunu açmasına imkan yoktur.
Ya da bir kişilik makarna pişirmesi gerekirken kocaman 6 ltlik makarna tenceresini kullanması gerektiğini düşünmesi. Çünkü makarna tenceresi o, ve o kullanılmalı. Ama bir Türk'e bunu yaptıramazsın çünkü önce içine koyacağı litrelerce suyun parasını, o su kaynaması için gerekli gaz parasını üstüne bir de geçecek zamanı hesap eder, ve hiç bir güç bir tabak makarna için o tencereyi ona kullandırtmaz, başka bir yöntem geliştirir. Çünkü beyni sürekli bu şekilde çalışmaya alıştırılmış durumda, sürekli hesap kitap yapmak zorunda. Ben şahsen küçücük bir soslukta yapıp süzme işlemini de delikli kaşıkla alıp tabağa koyma suretiyle yaptığımda bana çok şaşırmışlardı, makarnayı bu tencere de mi yapıyorsun, makarna tenceremiz var kullanabilirsin şeklinde. Bende durumu açıkladığımda onlarda benim yönteme geçiş yaptılar gerçi, o şaşkınlığın arkasından.

Tüm bunlar bu adamları salak yapar mı, bence yapmaz. Aksine bizi acınası yapar, ben şahsen beynimizin bu şekilde çalışıyor olmasına, sürekli bir yırtma peşinde koşmasına çok üzülüyorum. Yazık bize. Ve eğer biz ülkede böyle bir sistem kuramadıysak, kendi elimizle getirdiğimiz insanların bizim ağzıma nasıl edeceğini hesap edip, korunma yöntemleri geliştirip, sonra bunları akıllılık olarak adlandırıyorsak bence salak biziz.

Ama tüm bunlara rağmen gene de salak demek istiyorum ben amerikalılara çünkü warm bodies gibi bir filmde  durmadan tüm salon kahkalar atıyorsa, bir sorun olmalı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder