"Zaferine ulaşamadan, deniz kumundan inşa ettiğin hayalin gözlerin önünde birden yerle bir oldu, evet, ve sen şimdi son kalene gideceksin. Karşında duran bu enkazının üstüne basarak, ayaklarını parçalayarak o son sığınağa doğru ilerleyeceksin. Ama bu sefer yanında en azından bir tane bile destekçi bulacağını sanıyorsan büyük yanılgıdasın, sadece yaraların olacak seninle gelen. Bundan iki yıl sonra o son kalenin kapısının önüne vardığında karşına geçip eğlencelerin en büyüğünü yaşayacağım sen her şeyi kaybederken. Evet kaybedeceksin, son cephen yenilgilerinin en görkemlisi olacak. Elini uzatacaksın bir fatih edasıyla son kalene doğru, fethettim sanarak, ama elin sadece boşluğa ulaşacak. Ah tanrım işte o an, ömrümde gülmediğim gibi güleceğim. Aptal, o hayaller ki yoktular, onlar ki beyninin sana oynadığı en büyük oyundu. Ve böylece son sığınağını da kaybedeceksin, yıkımın öyle acınası olacak ki belki merhametiyle ün yapmış tanrı acır sana, merhamet eder, um ki öyle olsun.
Ah zavallı şey, aslında sadece onlardan biri olmak istemiştin, aralarına karışmak,onlar gibi olmak.."
"Hayır, asla istemedim, kim neden böyle bir şeyi istesin ki?"
"Sus, sen beceriksiz, tembel bir yalancıdan başka bir şey değilken, neden dediklerini ciddiye alayım? Sadece normal olmak istemiştin ama onlara uyum sağlayamadığın için kendine bu hayalleri yarattın. Kendine bir masal yazdın, kralı oynamaya başladın onlardan biri olamamak sanki kendi asil kaderinin sonucuymuş gibi. Olmayan gücünle hayali kaleleri fethetmeye kalktın, bir Don Kişot bile değilken hem de. İki yıl sonra, bundan tam iki yıl sonra gerçekleşecek o en büyük yıkımın. Sonrası sonu beklemek olacak, tabi dayanabilirsen, dayanamazsan da ne yapacağını biliyorsun, tabi yapabilirsen."
"Halbuki her şey gerçek olabilirdi, benimki de herkesinki gibi sadece bir cennet hayaliydi.Bir şarkı dinlersin, bir rüya görürsün... öyle bir şeydi."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder