Bugün bir şey fark ettim. Daha doğrusu hayatıma hiç bakmadığım bir açıdan baktım. Yıllardır yakınıp, şikayet edip duruyorum. Sahip olduklarımı, yaşadıklarımı sürekli küçümsüyorum. Tercihlerimi eleştiriyorum, kendime kızıyorum. Hep kendimi geç kalmış, yaşayamamış, kurallara uyamamış, topluma uyum sağlayamamış, saçma bir hayat yaşamış gördüm. Herkes tek tip bir dal bulup tutunmuş yaşayıp gidiyor, ben ne yapıyorum, ne yapıyorum ben? Bir huzursuzluktur, bir sorgulamadır gidiyor işte.
Ama bugün bir anda bir aydınlanma yaşadım. Bugün fark ettim ki, ben yıllardır tam da istediğim gibi yaşıyorum.
İş yerinde benden sadece bir yaş büyük birisi var. Ve benden bir iki yaş küçük bir kaç kişi de var. Yıllar bazında hep 80'ler işte. Ama olay o bir yaş büyükte koptu. Evli ve bir buçuk yaşında bir çocuğu var. Bana resimlerini gösterdi, hamilelik halleri, ev halleri, çocuğu, eski iş yeri...O kadar bilindik sahneler ki. O koltuklar, televizyon ünitesi, çocuk, ev halleri, aynı örgü yelekler, her şey o bilindik dekor ve yaşam. Sanki bir fabrikadan çıkmış gibi. Hani eskiden Sümerbank satarmış herkeste aynı perdeler, örtüler, tabaklar...olurmuş. Tıpkı onun gibi. Kötü bir şey yok, yanlış anlamayın küçümsemiyorum, mundar demiyorum kedi gibi. Nasıl anlatmalı ki bunu? Sadece bana korkunç geliyor o sahne. Annemin albümlerine bakar gibi. O resimler de hep korkutmuştur beni.
Kızın resimlerine bakarken bir irkildim işte. Sonra garip bir mutluluk duydum. Saçma bir sırıtma kapladı yüzümü. Kendim kutsanmış, koruma altına alınmış biri gibi hissettim. Kendimi o kadar özel, yok özel doğru kelime değil, nasıl demeli, farklı evet farklı hissettim. (Alter-native mi desem ki kendime, çünkü ingilizcesi cuk diye oturuyor; basit ve doğal olanın başka türlüsü) O saniye aklımdan geçen tek şey şunlardı; "Tanrım şükürler olsun bu fotoğraftaki hayatı yaşamama gibi bir seçeneğim oldu." Evet resimlere bakarken ilk defa halime şükrettim. "Tanrım sana şükürler olsun, iyi ki zamanında o seçimleri yapmışım, çocukluğumdan beri o garip hayatı yaşamışım ve şu anki ben olmuşum" oldu.
Sonra benden bir kaç yaş küçüklere baktım. Mezun ol. İşe gir. Kendine garantiye al. Hiçbirinin aklının ucundan dahi geçmiyor başka seçenek. Biliyorum çünkü o insanların benzerlerini bundan 3 yıl önce de gördüm. Hala aynı şikayetlerine rağmen bıraktığım yerdeler; hayatlarındaki tek değişiklik evlilikleri oldu ve onların evlerinin, hayatlarının sahneleri de aynı. Mutlular sonuçta gerçi. Herkes halinden memnun. Hatta benden daha mutlu hayatlar yaşayacaklar büyük ihtimal. Ama ben mutluluktan bahsetmiyorum ki!
Anlatamıyorum şu anda hissettiklerimi tam olarak. Evlilik kurumunu küçümsüyor gibi görünüyorum belki de. Hayır hayır, evlilikle bir derdim yok. O sümerbank hayatı sıtkımı sıyırıyor sadece. Ödüm kopuyor o hayatı yaşamaktan. Hani o tek tiplilik var ya. Tam olarak onu küçümsüyorum hadi itiraf edeyim. Bilmiyorum ama o insanlarla aramızda sadece bir kaç yaş var ve geçmişte yaptığım seçimler olmasaydı, ben bu garip ben olmasaydım, ben de o fabrikasyon sahnede yerimi alacaktım.
Ha ben çok mu orijinalim? Değilim tabii ki. Ama denedim en azından. Geçmişimi anlattığımda insanları şaşırtabiliyorum. Algılamaları için on kere anlatmam gereken bir hayat yaşamışım en azından. Ve hatta anlam veremedikleri bir geçmişim var. Her şey o kadar mantıksız ki. Bazıları saçma buluyor, aptalca geliyor, küçümsüyor, korkakça buluyor. Bazıları gerçekten hayret ediyor. Onlardan "nasıl cesaret ettin?" cümlesini duyabiliyorum. Bazıları ise takdir ediyor ve hatta özeniyor. Ama kimse beni o sümerbank kategorisine sokamıyor. Ve ben bununla garip bir şekilde mutlu oluyorum. Saçma bir şekilde yarım bıraktığım şeylerden ötürü kendimle gurur duyuyorum.
Çünkü ben denedim. Aklımda ne varsa yapmaya kalkıştım. Tanrıya şükürler olsun denemelerime destek olacak şeylere sahip doğmuşum. Çoğunu tamamlamaya gücüm yetmedi ama denedim en azından. Ve hiç bir hevesimin kalmadığı noktada vazgeçtim, arkama bakıp da "ah" etmeyeceğim bir noktada bıraktım. Sonra başka başka hayaller hayal ettim. Daha başka türlü bir hayat istedim. Hala da vazgeçmedim. Hala da başka türlüsünü hayal ediyorum. Ve gene deneyeceğim. Ve büyük ihtimal onlardan da vazgeçeceğim. Ya da belki vazgeçmeyeceğim. Büyük konuşmuyorum, belki ben de evleneceğim. Belki o hayata zamanı gelince bir şekilde ucundan ben de bulaşacağım. Ama emin olduğum tek bir nokta var, ben o sümerbank hayatın içine tamamen asla batmayacağım. O hayatı yaşamamak için elimden geleni yapacağım. Geçmişi halletmişim şimdi gelecek için çabalayacağım. Yani en azından o televizyon ünitesini, o mobilyaları almayacağım. :)
Olayı edebiyata döksem belki daha kolay kendimi anlatacağım;
Tutunamadığım için kendimle gurur duyuyorum. Tutunamıyorum çünkü çoğunluğun tutunduğu o dal bana çok sevimsiz ve korkunç görünüyor. Ben kendi dalımı arıyorum. Hatta ben kendi ormanımı arıyorum. Sonucu sonsuza kadar sürecek bir mutsuzluk, huzursuzluk olsa da, o kuru dala asılıp kalmak istemiyorum.
Öyle işte.
Güzel bir gün bu gün.
Yaşadıklarımız bizim için anlamlıysa gerisi boş.
YanıtlaSilBazen standart olana katılmadık -yada en azından henüz katılmadık- diye eleştiriler, sorular, tembihler dinliyoruz hepimiz.
Belki şu anki aklımız bunu mantıklı buluyor, ileride şu an pek de hevesli olmadığımız şeyleri, o an hevesli olarak yapacağız.
Kim bilir.
Ama hayat böyle biraz.
Mış gibi olsun diye yapmak, pek huzur vermiyor sanırım insana.
Kesinlikle, hatta bütün sorun galiba "mış" gibi yapmakta
SilAnneciğim bu tür sorulara açık daha doğrusu yadırgamayacak bir şekilde yetiştirilmiş bir kadın olsaydı kesin ona sorardım beni mi evlatlık aldın kardeşimi mi verdin diye...
YanıtlaSilNe kadar güzel bir yazı ya. Kendin ol. Olmak istediğin kişi ol. Boş ver milletin genel doğrularını. Boş ver mobilyaları televizyon sehpalarını herkesin aynı şeyi yaptığı yaşadığı ve kendini mutlu sandığı ortak hayatları... Çok güzel çok. Ve aferin sana. Kendine daha fazla haksızlık etmezsin bundan sonra...
Aynı anneden doğmadan da kardeş olabiliriz :) Teşekkür ederim güzel yorumun için. İnşallah ömrümüzün sonuna kadar insanları boş verebilecek güce sahip olabiliriz. Çünkü ben bir noktadan sonra gücü kaybedip, kırılmaktan çok korkuyorum.
SilÇok güzel bi yazı olmuş Niyanım :) Çok yaşasın senin gibi aramaktan ve hayal etmekten vazgeçmeyen insanlar.. Cheers :)
YanıtlaSilTesekkür aysunum <3 ama bence biz çok yaşamayalım :)
SilMerhabalar, blogunu bloglar dayanışmasından gördüm iyi ki de görmüşüm :) Çok güzel bir yazı eline sağlık.
YanıtlaSilÇok teşekkür ederim, senin bloguna da baktım, senin yazıların da çok güzel
Sil