Bugün için üzülerek belirtmek zorundayım ki beş yıllık plan tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Gerçekleştirmemi istediğiniz bütün hayaller, ikinci bir çağrıya kadar ertelenmiştir. Herkes işinin gücünün başına dönsün.

11 Ekim 2014 Cumartesi

Uyumsuz - Divergent

Gene bir gençlik kitabı, gene bir distopya. Kitabı ilk elime aldığımda okumak isteyeceğim bir kitapmış gibi gelmişti, ancak esas kızımın faction seçtiği yere kadar gelebilmiştim. Ömrümde bu kadar basit cümlelere sahip olup da okurken beni bu kadar zorlayan bir kitaba rastlamamıştım. Yarattığı dünyanın mantığı neye dayanıyor, cesaret, fedakarlık neye göre ayrıldı, neden başka bir şey değil de neden o beş grup, ya da o kadar sümsük çizilen bir karakter neden cesareti seçti...hiç bir şekilde karakterlerin motivasyonunu, dünyanın mantığını anlamadım. Üstüne bir de bütün kitabı şimdiki zaman çekimiyle yazılması katlanılır gibi değildi. Ben de kaldırıp attım. (Nasıl olmuş da Goodreads birinciliğini kapmış büyük sır.) Sonunu falan merak ettiğim de yok, nasılsa filmi yapılır diye düşünüp okumaya hiç zorlamadım kendimi.

Keza filmini de yaptılar. Dünyaya bir şeyler olmuş, savaş falan işte bilmiyoruz detay vermiyor. Barışı korumak için insanları fedakarlar, korkusuzlar, barışçılar(bildiğin hippie), bilgeler ve dürüstler diye beş gruba ayırmışlar. Bir serum alıp bilinçaltınıza giriyorlar ve sizin hangi gruba dahil olduğunuzu anlıyorlar. Hiç bir gruba dahil değilseniz Uyumsuz oluyorsunuz ve toplum için zararlısınız, yok edilmelisiniz. Fikir böyle başlıyor. Veronica Roth'ın aklına güzel bir fikir gelir gibi olmuş, sonra onun içine etmiş, üstüne bir de aşk katıp süslemiş. Olaylarda hiçbir dayanak yok. Fedakarlar neden isyan etti. Kız ne mantıkla cesareti seçti. Bu gruplar neye göre ayrıldı. Four nasıl oldu da kıza aşık oldu. Hiç birinin  bir cevabı yok. Bütün film(ki kitap da öyle büyük ihtimal) korkusuzların eğitimiyle geçiyor. O eğitimde ne oluyorsa Eğitmen Four bizim esas kıza aşık oluyor.Ne oluyor gerçekten çok merak ediyorum, nasıl o kadar büyük bir aşk ortaya çıkıyor ki Four bilincini bile kontrol altından kurtarabiliyor. İşte ben bunu anlamıyorum. Bizim esas kız aslında işe yaramazın teki. Eğer Four olmasa hayatta kalmasına imkan yok. Ama kızımız güzel bir genç kız olduğu için onu kurtaracak bir erkek hep bulunur. Tıpkı Hunger Games'te olduğu gibi, Twiglight'da olduğu gibi...Anlaşılan bu young adult kitaplarındaki esas kızlarımız es kaza çirkin doğmuş olsalardı, kimse onları beğenmeyecek, arkasını kollamayacak, onlar da yok olup gidecekti. Kızımız demişken nasıl bir ana karakter yarattılarsa filmdeki repliklerini toplasanız bir paragrafı geçmez. Shailene Woodley'ı daha önce The Fault in Our Stars'da izlememiş olsaydım kesinlikle çok kötü bir oyuncu olduğunu düşünürdüm. Karakter üstüne oturmamış. Oğlan desen üstüne bir parka geçir, al bir dönem dizisine oyuncu diye koy, öyle de bizden biri.


Kesinlikle konunun işlenişi açısından çok başarısız bir kitap/film.(Okuduğum yere kadar olan kısımdan çıkardığım sonuca göre filmin kitaba sağdık kaldığını varsayıyorum) Eğer bu fikir usta bir elde işlenmiş olsaydı, çok iyi olabilirdi. Misal Hunger Games, her ne kadar dilini çok basit bulsam da, gerçekten başarılı bir kitaptı. Konu, yarattığı dünya sağlam temellere otutturulmuştu. Aklıma takılan çoğu sorunun cevabını bulabiliyor, karakterlerin motivasyonunu anlayabiliyordum. Ama Uyumsuz'da o kısım eksik kalmış. Her şey havada uçuşuyor. 

Hollywood bu gençlik kitapları (young adult) katagorisindeki distopya serilerinin ekmeğini daha ne kadar yer merak ediyorum.Adamlar haklı gerçi,bunları yazan kadınlar bir kitapla da kalmıyor, en az 3 film garanti.Son filmi de ikiye böl. 4 film; stüdyo için en 5 yıllık ekmek kapısı. 

3 yorum:

  1. ehehe:D esas oğlanımızın bizden biri gibi gelmesinin sebebi bence, azcık yunan asıllı olması:D hatta downton abbey'nin ilk bölümlerinden birinde direkt bir türk diplomatı mı ne oynamıştı kemal pamuk'tu ismi.
    bir de niye hep böyle yetenekliler yarebbim: http://youtu.be/Byk_RjnorLc

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu o muymuş, kıyafetler değişince aynı adam olduğunu hiç bilememişim ben :) Mr. Pamuuuk, ahahaa, pamuk deyişleri hala kulağımda.

      Sil
    2. ah ah aynı hataya ben de düştümdü, filmi izlerken bir yerden gözüm ısırıyor ama çözemiyorum diye beynim kaşınıp durduydu. Sonradan açıp ismine cismine bakınca anladım. Ama hakkaten rol-oyunculuk-kıyafetler insanı nasıl değiştiriyor. Belki biz de aynı yöntemle değişebiliriz, ne giyersek nasıl davranırsak belki öyle bir insan haline dönüşebiliriz :D

      Sil