Bugün için üzülerek belirtmek zorundayım ki beş yıllık plan tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Gerçekleştirmemi istediğiniz bütün hayaller, ikinci bir çağrıya kadar ertelenmiştir. Herkes işinin gücünün başına dönsün.

9 Ekim 2014 Perşembe

Kim, Neden ve Nasıl?

Geçmiş insanlar hep ilgimi çekmiştir. En sevdiğim ders hep tarihti benim. Gerçi kim nerede ne savaşı yaptıdan çok, arka plandaki motivasyonlar daha çok ilgilendirmiştir beni. Yani 1071'de Malazgirtte bir savaş olmuş, iyi peki de neden Türkler Anadolu'ya girmek istemiş, Alp Arslan'ın kafasında ne varmış, gece yatmadan önce "Allah'ım beni, annemi, babamı ülkemi, ordularımı kazadan beladan koru, amin" demiş mi? Böyle şeyler işte.

Gene aynı şekilde yemekte hep ilgimi çekmiştir. Böyle olunca da yemek tarihi ile ilgilenmeden edemiyorum. Ha ilgileniyorum dediysem, yemek tarihi kitapları okumuyorum, yemeklerin tarihçesini bilmiyorum. Tek bildiğim yoğurtun nasıl bulunduğu, baklavanın sarayda ahçıların "la oğlum geçen deneysel yemek çalışmalarım sırasında aklıma süper bir fikir geldi, ben bu hamurları incecik açıp arasına fıstık koyup padişaha sunacağım, çok süper yemek olacak" diye baklava yapıp, sakar bir ahçının da o börek olacak baklavaları şerbetin içine düşürmesi sonucu ortaya çıkmış olması. (Yanlış bilgi, doğrusunu merak eden araştırıp bulsun)

Baklavanın geçmişi bazı kaynaklarda yazıyor ama her yemek için aynı şey söz konusu değil. Yani her yemekte acaba bunu nasıl buldular diye merak etmeden duramıyorum. Sonunda da böyle hikayeler uydurma yoluyla en yakın sonuca kafadan ulaşmaya çalışıyorum. Çünkü kafamdan başka kaynak yok.

Ha bir de yoğurt teorsini biliyorum, biliyorum da orada da merak ettiğim bir nokta var. Şimdi iki teori var. Birincisi pis bir türkün süte pislik düşürmesi sonucu bakterilenmesi, ikincisi de tembel bir türkün de sütü açıkta unutup bozması sonucu teorileri mevcut. Tamam olabilir şeyler bunlar da, sen hangi kafayla bu hale gelmiş sütü yemeye kalkıyorsun, üstüne de bak bu güzel oldu adına yoğurt diyelim diyorsun? Lan pislik düşmüş içine, onu neden yiyorsun, iç kımızını otur yerine. İşte ben bu kafayı çok merak ediyorum.

Sarma yerken bu soruyu sormamış insan yoktur "Kim akıl etmiş ki bunu?" Bence deli bir kadının işi. Aklı başında bir insanın yapacağı bir iş değil bu. Kapının önünde yapraklar boş boş duruyor, ben bunu alayım, içine bade koyayım, sonra da... Normal bir insan durduk yere bunu düşünmez. Zaten meyvesini yiyorsun, bitkinin yaprağından ne istiyorsun? "Yazın üzümlerini yedik, kışın da yapraklarını yerim ben bunun, dur ben şunları hep bir toplayayım?" Geçende pilav yaptımdı...Yo, yo, ben bu hikayenin baş rolüne deli bir kadın kahraman yerleştirmeden mantıklı bir sonuca ulaşamıyorum. Bak mesela İskender kebabının nasıl keşfedildiğini çözebiliyorum. Ekmekle eti bir arada servis etme işte. Karnıyarık'ı bile algılayabiliyorum çünkü bunların bir başlangıcı var, iki farklı şekilde pişen bir şeyi bir araya getirme mantığıyla bulunmuş.

Ama daha ileriye gidersek peki bir insan hangi meyveyi yiyeceğine nasıl karar vermiş o zamanlarda. Bir sürü zehirli meyve var doğada. Kim bilir kaç kişi telef oldu öyle öyle. Acaba kabileden birini seçip, git bak bakalım önce sen ye ölmezsen biz de yeriz diye bir kafa mı çalışıyordu. Ya da ilk yiyen adamın alerjisi yüzünden kaç çeşit meyve yıllarca zehirli sanıldı. Yol üzerinde fıstık görüyorsun ve kabilenin en feda edilebilir elemanı Muzo'yu fıstık denemeye yolluyorsun ama adamın fıstığa alerjisi oluyor. Aha tüm kabile ömrü billah bir daha fıstık yiyemeyecek. Ya da hurma? Bir insan neden hurma yer ki? Sırık gibi bir ağacın tepesinde garip görünümlü kahverengi bir şeyler görüp, dur ben şunun tepesindekileri yiyeyim nasıl dedin? Sen o upuzun ağacın tepesine nasıl çıktın? Ufacık garip görünümlü bir meyve için bu eziyet niye?

Hele bir ısırgan otu mevzusu var ki...dokunduğun anda kaşınmaya başladığın bir bitki. Her yerin kabarıyor. Sen hangi akılla onu yemeye kalkıyorsun? Aklından tam olarak ne geçiyor?

Ya da şirinler şirin çilekli kekleri hangi yumurtayı kullanarak yapıyorlar? Boyut kıyaslamasına gittiğinde çekirge yumurtası falan kullanmaları lazım. Ayrıca unu nasıl elde ediyorlar? Kalkıp ekin ekecek halleri yok, ekin dediğin şey, onların için koca bir kavak sayılır.

Ya da elmacık kemiği? O nasıl bir isim? "Hanimiş kuzumun elmacıkları, elmacık mıymış onun yanakları?" Bu cümleyi ilk kim kurmuş da o kemiklere elmacık demişiz?

Tamam konudan çok saptım da valla hayatta çok şeyi merak ediyorum ben.

1 yorum:

  1. şimdi sis tüm bu dediklerini ben de merak ede ede büyüdüğümden yıllardır başucu sitesi olarak kullandığım bir yer vardı: http://www.foodtimeline.org/index.html . Burada neyin ne zaman ortaya çıktığını yazmasının yanında, icat edilmelerinin öyküsünü kaynak göstererek anlatıyor. Yani hikaye masal gibi değil de bilmem şu Romalının yazdığı şöyle bir kitapta şu satırlarda geçiyordu oradan da anlıyoruz ki bundan ilk bahseden o demek ki böyle yapılmış falan diye. Benim çok severek baktığım bir yerdir, tavsiye ederim.

    YanıtlaSil