Bugün için üzülerek belirtmek zorundayım ki beş yıllık plan tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Gerçekleştirmemi istediğiniz bütün hayaller, ikinci bir çağrıya kadar ertelenmiştir. Herkes işinin gücünün başına dönsün.

8 Ekim 2014 Çarşamba

Her şeyi altüst eden bir kitap

Çok yazasım geliyor son günlerde, ama ne yazacağımı bulamıyorum bu sefer de. Az önce beynimde sarımsakla ilgili en aşağı 2 paragraf yazı metni oluşturdum, istemsiz. İnsan sarımsakla ilgili yazı yazar mı? Beynimin içinden geçen her düşünceyi dışarı salasım geliyor. Gerçekten öyle düşünüp düşünmediğim önemli değil, o an geliyor ya o düşünceler aklıma, içimde kalırsa patlarmışım gibi. Bit pazarına döndü beynim, bir sürü şey var ama hiç birinin kıymeti yok.

Tutunamayanları okumak hiç iyi gelmedi bana. Selim içindekileri dışarı vuramadığı için ölmüştü. Korkuyorum anlaşılan ben de. Ölümcül hastalığa yakalananların orada burada ne kadar ot, koca karı ilacı varsa denemesi gibi benim halimde galiba; ne kadar işe yaramaz şey varsa ben de ona yapışıyorum. Herkese her düşündüğümü söylemekten de öte, herkese o an aklıma gelmiş her düşünceyi haykırasım geliyor. Kötüsü çoğu zaman gerçekten de öyle düşünmüyorum, sadece aklımda anlık beliriveren düşünceler oluyor. Herkes de olmaz mı öyle, bazen inandıklarınıza tamamen ters bir düşünce beliriverir kafanızda ve onları gerçek düşüncelerinizle karıştırıverirsiniz o anda... Onları bile içimde tutmakta zorlanıyorum, sonra pişman oluyorum. Düşünmeden çok konuşuyorum. Hani ben hep susardım? 

Sonra inandıklarımı da paylaşıyorum, o daha kötü. Sizin heyecanla anlattığınız şeyleri karşınızdaki insanların sıkıcı bir masalmış gibi bayık gözlerle, komikmiş gibi alaycı bir ifadeyle dinlemesi. Hayır beklemiyorum benim gibi heyecanlansınlar ama o an gözümdeki parıltıyı bile söndürecek derecede bu ilgilizlik neden? Çocuk muyum ki ben, büyüyünce astronot olacağım demişim gibi bakıyorsunuz? Diyorum o zaman "zaten hangi yaşantıma içinizden gelerek katıldınız ki?" Her duruma 'Tutunamayanlar'dan bir söz buluyorum. Daha önceden çok tutmuş bir filmin kalitesiz dizi versiyonunu yaşamak gibi.

Sadece bir şeye susuyorum; Bir gün bir şey oluyor, teker teker insanlara küsmeye başlıyorum. Sonra zaman geçiyor, onlar daha küstüğümü bile fark etmeden ben kendi kendime geri barışıyorum. Kırılıyorum, inciniyorum ses etmiyorum. Beni kırdılarsa konuşmam bir daha diyorum, söylemenin faydası ne? Sonra günler geçiyor, yok ya diyorum, ben abarttım diyorum, herkes seninle ne diye uğraşsın diyorum, sen hatalısın diyorum. Görmezden geliyorum.

Yok, yok bir sorun, diye diye hepsini, her şeyi bir halının altına süpürür gibi yok sayıyorum. Üstelik ben önceden de oraya baya bir şey süpürüp saklamışım. Kocaman bir kabartı oluştu orada. Sığmadıklarında, herşey etrafa saçıldığında ne yapacağım hiç bilmiyorum. Halbuki ben onları hep süpürdüm temizledim sanıyordum, sanıyordum ki ben bana yapılan olumsuzlukları unuturum. Unutmuyormuşum işte. A şahsının ben daha 5 yaşımdayken attığı bir bakış; 27 yaşımdaki bana aynı bakışı attığında, hissettirdiği tüm duygularla birlikte, bir anda hafızamda beliriveriyor. Yıllarca hiçbir şey yokmuş gibi takıldığım kişinin bundan 7 yıl önce hissettirdiklerini bugün yaptığı başka bir davranışta yeniden görüyorum, 7 yıl önce hissettiklerime o kişinin bir de bugün hissettirdiklerini ekliyorum, eskiler eksilmiyor, hep çoğalıyor. Kin tuttuğumdan değil ha, elime fırsat geçince intikamımı alırım diye de değil, ben kimsenin canını isteyerek yakamam zaten, hiç bir insanın benim yüzümden acı çekmesine katlanamıyorum, kimsenin hüznünün sorumluluğunu taşıyamam, o kadar güçlü değilim. Sadece artık güvenemiyorum, her yeni olayla biraz daha eksiliyor, affedemiyorum, unutamıyorum. Halının altında tozlar artık gizlenemeyecek kadar çoğalıyor. Selim de unutmamış zaten hiçbirini. Tozlar etrafına saçıldığında hasta oldu o, tedavisini de kendi yaptı. Ben ne yaparım acaba?

Güvenemediğim insanlara susardım eskiden, şimdi nasıl oluyor da her düşüncemi söyleyebiliyor, her şeyi anlatabiliyorum. Ne yaptığımı biliyor muyum ki acaba ben?

Yazmasınlar böyle kitaplar. Yayınlamasınlar, satmasınlar. Zaten tutunanlar sevmiyor, okuyamıyor, tutunamayanlar ise iyice kendilerini bırakıyor. Kime yararı var? Üç aydır aynı kitabı dönüp dolaşıp okuyorum, ne anlamı var bunun?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder