Lütfi Ömer Akad gibi, ben de yazamadığım romanlarımın filmlerini çekmek istiyorum, onu da yapamıyorum, ben de hayallerini kuruyorum.
Gideyim de, azcık da şurada hayal kurayım.
Kafiyeli cümlelerine sebep, geç keşfettiğin yeteneğin değil de, yanında gezdirdiğin görünmez şairdir belki.
"Onunla bir ay mehtabında, çamların altında karşılaştık. Şöyle bir baktım, çarpılıverdi. Dizlerimin dibine düştü şappadak. Ellerimi yakaladı, gözlerime alev alev baktı. 'Sen' dedi 'kalbimin sahibisin, hayatımın kadınısın'" diye uzun uzun anlattı Jilet Necla, kalp hırsızı Murat'la nasıl tanıştıklarını.
Dur daha bitmedi.
Kadın alınmıştı, Jilet Necla'nın burada yer vermediğimiz sansürlü cümlelerine; "Lütfen terbiyeli konuşun benimle" dedi.
Jilet Necla durur mu, yapıştırdı cevabı; "Ayıp ettin cicim, doğduğum gün ebem iki yumurta ile terbiye etmiş beni."
Donunu satsan alamazsın. Niye ki, donum çok mu pahalı, donlar niye bu kadar pahalı? Halbuki de en ucuza onu almıştım, götümde dura dura değer mi kazandı?
"Hitler Polonya'ya nefret ettiği için saldırmıştı. Şimdiki yöneticiler merhametli. Acıdıkları için öldürüyorlar." -Emir Kusturica
Söyle o hayat çok kısa diyenlere; hayat sıkıntıdan ölünecek kadar uzun.
Çocuk dediğin salak olur, olmalı da. "Git bak bakayım ben mutfakta mıyım?" dersin, o da koşarak gider, bakar. Biz böyle bildik.
Kıvanç Tatlıtuğ ve İlker Ayrık'ı ikiz kardeş olarak gösterme fikrini öne süren arkadaşı seviyorum. Ömrüm boyunca hiç bir reklamdan dolayı aynı anda hem bu kadar gülüp, hem de bu kadar hüzünlenmemiştim. İlker Ayrık'ı tenzih ederek söylüyorum, kendimi onun yerine koydum; benim tipimdeki bir insanın, yani benim Kıvanç Tatlıtuğ gibi bir ikizim olsa doğuştan yediğim darbeyle hayata küserim. Benzer hüznü Hülya Avşar'ın kızı Zehra için de hissetmiyor değilim. Gense aynı gen, adaletsizliğin de bir sınırı olmalı.
"Hamur yoğurmak istemeyen, beş gün un elermiş." - Yunan Atasözü

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder