Bugün için üzülerek belirtmek zorundayım ki beş yıllık plan tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Gerçekleştirmemi istediğiniz bütün hayaller, ikinci bir çağrıya kadar ertelenmiştir. Herkes işinin gücünün başına dönsün.

13 Mart 2013 Çarşamba

Kafa benimle kal, gitme o ışığa!


İnsanın aslında kalbi kırılmazmış. Üzülünce kırılan bağırsakmış, boşaltım sistemiymiş. Gerçek. Doktor dedi. İşte tam bu sebepten ötürü bizi üzen insanların ağzına sıçmamız gerekiyor, sistem bozulmuş bir kere, yapacak bir şey yok.

Görücü ön soruları; Okuyor mu? Okul bitti mi? Çalışıyor mu? Bu sorulara sırasıyla hayır-evet-hayır/evet  cevaplarını verdiyseniz, çevrenizdeki teyzeler sizin için çoktan bakınmaya başladı haberiniz olsun, ben uyarayım da. Ben mi? Ben Allah'tan çirkinim de, o tehdit bana ulaşamadan yolda eriyip gidiyor.

Bütün sistemini inanmak üzerine kurmuş bir dünyada, herkes, her şeye, bilip bilmeden inanırken, benim dediğime de inan işte, doğru mu değil mi bilme, inan işte.

Yıl olmuş 2013, sen hala, "bir şeyler olacağım" peşinde. Bırak allasen, olacak olsa şimdiye olduydu, çok kasma artık bence. Ye, şükret, anneni üzme. (Eat, Pray, Love)

Çocuğa oyun oynarken yakalanıp da ödev yapıyorum dersen, ödev mi oynuyorsun sorusuna vereceğin cevabı düşünmekle kalırsın.

Bazı insanlar beni seviyor ya, onlara karşı çok suçlu hissediyorum kendimi.

Durum çok vahim. Bağlaç olan de'yi ayrı yazamıyorum, karıştırıyorum demiştim ya, ben soru işaretini bile kullanamıyormuşum ki. Soru tümcesi olup noktayla biten cümleler var hayatımda.

Ayşen Guruda ve Demet Evgar ikiz olacak kadar birbirlerine benzerlerken, biri çok güzel ve seksi diye adlandırılıp, diğeri çirkin kategorisine koyuluyor ya, kim bunu neden, hangi kafayla yapıyor?

Bir kadın, bir erkek dizisini ilk izlediğim de sadece iki oyuncu üzerinden gitmesi, başka kimseyi göstermemesi, sabit bir kamera kullanılması falan acayip yaratıcı, tasarruflu bir format, çok iyi bir fikir gibi gelmişti. Türkün aklına hayran kalmıştım ki, o da uyarlamaymış, Kanada'dan.

Bakıp da, dinleyip de, görüp de beğendiğin şeylerin çoğunun birebir benzerinin yurt dışında olduğunu keşfedersin, sonra onların bizden esinlendiğini düşünürken ilk onların yaptığını keşfedersin ya, işte hayata karşı böyle hayal kırıklıklarım var benim.

Ben zamanında age of empires'lar, tomb rider'lar, drogan age'ler, elder scrolls'lar, neverwinter nights'lar, icewind dale'ler, long journey'ler anno'lar oynayan bir insandım, hangi ara kendimi hiç düşünmeden şeker patlatırken buldum, kafa yormadan tapınakta koşturup para toplar oldum? Dragon Age 3 bir an önce çıkman lazım, hayal dünyam tehlikede, her şey tehlikede, korkmaktayım barbie giydirme oyununa başlayacağım diye.

Barbie demişken, Barbie bebeklerden nefret ederim. Daha yaşım beşli rakamları yeni görmüşken, misafir geldiği bir gün somyanın altında saklanırken, bir barbie bebek için o somyanın altından çıktığımdan beri nefret ederim. Kendimden taviz vermeme sebep olan ilk şey olduğu için nefret ederim. Yoksa sarışın, uzun boylu ve güzel olmalarıyla hiç bir ilgisi yok, pedagojiden de anlamam zaten.

Sarışın demişken iki yaşındaki bir erkek çocuğu, iki bayandan hangisinin beyaz atlı prensi olmak istersin sorusuna(sorunun saçmalığına değinmiyorum), sarışın olanın diyorsa, bence genlerimize "sarışını sev" diye bir şey kodlanmış olmalı.

Sarışın demişken gene, kıvanç ne olmuş öyle? Ben en son behlül'de bırakmıştım ama o magazin programında, bir dergiye poz verirken, hoplayıp zıplarken, yanındaki dobermanla, klasik spor arabasıyla, ne olmuş o öyle? Bundan sonra erkekte ölçü birimi olarak artık Brad yerine orta doğu ve balkanların Brad'ini kullanırım.

Esra Erol kitap çıkarmış ve çok satanlarda bu kitap. Bunu görünce çok şaşırdım, sinirlendim. Nasıl olur, bu kadın mı? Bu insanların kitap çıkarmaya hakkı yok ki gibisinden bir düşünce. Ama sonradan bir durdum. Bana ne? Buna karar verecek ben değilim ki. Para kazanmak için dünyanın en saçma programını sunuyor olması, onun da anlatacak bir hikayesi olmadığı anlamına gelmez ki. Programında dünya görüşünün sığlığını göze sokarcasına göstermesi, onun da yazacak bir şeyi olmadığını göstermez ki. Vardır ya da yoktur. Bana ne ki? Neden bazı şeyleri, bazı kişilere tapulamak gibi bir özelliğimiz var? Kadını beğenmiyorsan alma kitabını, sana ne, bana ne? İşte böyle kızdım kendime, insanları yargılama hakkını, ne yapıp yapamayacaklarına karar verme hakkını kendimde gördüğüm için. Sonra kendime kızğınlığım geçti. Ama o kadının kitabının çok satanlarda olmasına karşı hissettiğim kızgınlık hala benimle.

Yeni nesil ilişki başlangıcı eleme ön sorusu; Sosyal medyanı kapatır mısın?  Bu da Esra Erol'dan.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder