Bugün için üzülerek belirtmek zorundayım ki beş yıllık plan tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Gerçekleştirmemi istediğiniz bütün hayaller, ikinci bir çağrıya kadar ertelenmiştir. Herkes işinin gücünün başına dönsün.

12 Ekim 2012 Cuma

Whatzzzzz up?

İnsanların sürekli, "arkadaşların nasıl, arkadaş edinebildin mi?" şeklindeki sorularından bayılacağım artık. Aç mısın, açıkta mısın diye soran yok. Hatta benimle iletişime geçenlere sordukları soruda "nasıl, arkadaş edinebilmiş mi?" şeklinde olunca fark ettim ki insanların benim için endişelendikleri tek şey, "bu kız bir şekilde yaşar, kendi başının çaresine bakabilir, ama çok asosyal, acaba birileriyle tanışabildi mi ki? " endişesiymiş. Hatta bazıları ev arkadaşlarımla bile muhattap olmadığımı düşünüyor, dimi bazıları? Ya tamam anlıyorum, böyle düşüncelere kapılmak için yeterli sayıda veriye sahipsiniz ama bu durun ya, daha bir ay olmadı. Napayım yani gideyim " hey dude, whatzzzzzz up" diye millete yapışayım mı? Salsa videolarımı facebookda izlediğiniz gün utanacaksınız sosyalliğimden.

Yeteneklerim hakkında çok yanılıyorlar, yeni arkadaşım Hedwig.
Neyse farkettim ki ben size hiç derslerimden, arkadaşlarımdan, sınıftan bahsetmemişim. Hatta arkadaşları boşverin de hocalara hayranım. İlk ders günü, bizden önceki ders daha dağılmamış, sanıyorum geometri işliyorlar. Hoca bildiğin homeless. Saçlar birbirine karışmış, üstünde buruş buruş, kareli, rengi solmuş bir gömlek, altında bermuda şort ve terlik. Allahım hep hayalini kurduğum şey, istediğin gibi giyinme özgürlüğü. Neyse dedim matematikçiler hep çatlak olur, ondandır diye üstünde durmadım. Sonra benim profesörle tanıştım. Resimlerden gördüğüm kadarıyla kırkbeş yaşlarında kareli polo yaka thirt giyen topluca klasik bir muhammed kıvamında bir hoca bekliyorum. Derste seminer olduğundan iş yerindeki toplantı ortamı gibi bir masanın etrafına içeri giren oturuyor. Ben girdim, arkamdan hemen o girdi "Hi, I am Matt" diye el sıkıştık falan ben sanıyorum ki öğrencilerden biri. Neden öyle sanıyorum çünkü adam taş çatlasın otuz küsür yaşındadır, bir de kızılımsı bir sarışın olunca olduğundan da genç görünüyor, hiç kilolu değil, uzun boylu gayet fit bir insan, hoca olmasına imkan yok. Bir de üstüne her gelen adama Matt diyince ben imkan vermiyorum, hocaya ismiyle mi hitap edilir. Ne bileyim. Bir de bütün güney amerikayı gezip üstüne de en çok görmek istediğim antik kent olan Macha Picchu'yu ziyaret etmiş ya, adamı muhammede benzeterek çok ayıp ettim, allah da benim cezamı versin. Bir diğer hoca ise bayan. Ama şimdiye kadar gördüğüm en güzel hoca, böyle sarışın manken güzelliği değil, tamamen kendine has bir güzelliği var. Kısacık kesilmiş kıvırcık saçları, minyon yapısı, bol paça pantolonu ve deri sırt çantası ile ortaya çıkan bir güzellik. Hatta o sırt çantası ki onu bulana kadar sırt çantası kullanmamaya and içip, tam beş yıldır aradığım çanta.

Sınıf ise bildiğin mühendislik sınıfı.Yalnız derste acayip sıkılıyorum öyle böyle değil, benden geçmiş artık Ne yazdığımı yanımdaki kişi okuyamadığından kendi kendime dedikodu yapıyorum, "nihan şu tipe bak" diyorum o da dönüp bakıyor. Sanki dünyaya gözlem yapmak için gönderilmiş bir uzaylı gibi, oturduğum yerden insanları inceleyip not alıyorum. İnsanlar çok garip, bir tanesi ufacık sanırsın 12 yaşında. Siyah dümdüz boyun hizasında  kesilmiş rock starı saçları var. Bir deri ceket giyse, rock star olabilir, öyle sanıyorum. Hem Okan Bayülgeni bile karizma göstermeyi başarmış deri ceket çok daha fazlasını yapabilir. Sonra bir tanesinin İrlandalı olduğunu düşünüyorum. İlk gün arkamda oturuyordu, konuşmasını duydum sadece ama ses tonunun kalınlığına aksanıda eklenince gözümde onu Thor olarak canlandırdım. Sonra ders bitti, arkama döndüm gitmiş olmalıydı, çünkü arkamda incecik, zapzayıf, ufacık, jöleli saçlı, kolundaki dövmenin bile onu kurtaramadığı birisi vardı. Dönüp baktığımda onun Thor olmadığına o kadar emindim ki o ses bu eziş büzüş bedenden çıkmış olamazdı. Meğerse oymuş, ne büyük bir şaşkınlık. Ama artık eziş büzüş değil, James McAvoy gibi karizma görünüyor gözüme. Sınıfta kız yok, şu anda sayıyorum (evet derste yazdım bunu) 50 kişilik sınıfta ben dahil yedi tane ve ben dahil beş tanesi asya kökenli. Dersin hocası benim Suatı özlemle yad etmeme sebep oluyor ama bu derste dersin hocası yok onun yerine TA var. Ama TA ingilizce konuşmuyor. Cümleye ingilizce başlıyor sonrası tanımlayamadığım bir dile dönüşüyor, hintçe olabilir, oof çok sıkıldım, neden geldim amarikayaaaa, hani quidditch oynayacaktık,.... off bitsedegitsek, bitsedegitsek, bitsedegitsek....Allahım sınıfta Dolph Lundgren var, galiba o da yabancı benim gibi. Neden gitmedim o international students barbekü partisine, neden ha neden, neden?

1 yorum:

  1. Hedwig'e bayıldım Niyanım.. Salsa videolarını da sabırsızlıkla bekliyorum :)

    YanıtlaSil