Bugün için üzülerek belirtmek zorundayım ki beş yıllık plan tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Gerçekleştirmemi istediğiniz bütün hayaller, ikinci bir çağrıya kadar ertelenmiştir. Herkes işinin gücünün başına dönsün.

2 Ekim 2012 Salı

Nihan otobüsde - volume bilmem kaç

Gene bir otobüs macerası, araba almasam mı diye düşünüyorum sırf bu ilginçlikler yüzünden.

Otobüse bineceğim önümde çok yaşlı bir amca, zayıf, kafasında beyzbol şapkası, elinde bezden bir torba. Bir taraftan şoföre  ki şoför 25li yaşlarında (25li yaşlar nasıl oluyor ya) upuzun sarı saçlarını ikiye ayırıp örmüş hanım bir abla, laf atıyor, espriler yapıyor zaten yürüyemediği için konuşması da buna eklenince baya bir süre arkasında kalakaldım. Neyse oturdu dede, oturduğu yerden espriler yapmaya devam ediyor.Ben bushun kızıyla çıkmıştım falan diye geyikleri döktürüyor. Ben başta deli sandıydım ama sadece eğlenceli bir dedeymiş, aklı başında çıktı. Oturduğu bölgede de 18 yaşlarında üniversiteye yeni başlamış bir kız grubu var. Onlara mısırın yavrusuna ne denir pop corn, şeklinde bizim yangın dolabını açarsan nolur, yang kızar şeklindeki geyiklerimizin amerikan versiyonlarını sıralıyor. Önce herkes bir şaşırdı, kızlar da dedenin sorularını bilmeye çalışıyorlar, kızlar gazı verdikçe dede iyice coştu. O bez çantasının içinden bir defter çıkardı, esprilerini ona yazıp anlatıyormuş oda babasınınmıymış neymiş, sonrada bir kitap çıkardı oradan döktürmeye başladı. Bütün otobüs yerlerde ama esprilerden çok durumun komikliğine güldüklerini düşünüyorum(gerçi o sadece ben olabilir duruma gülen, diğerleri esprilere de gülmüş olabilirler, emin olamadım bak şimdi) Yedi cücenin isimlerini sayın diyor kızlara, kızlar grumpy falan diye sayıyorlar, bir tanesi eksik kalıyor ve dede de ekliyor bus driver diye, sonra yolculara laf atıyor dedem, tüm otobüse stand up yaptı ya durduk yere.

Birde bir bayan olarak bunu söylemem ne kadar doğru bilmiyorum ama şoförün bayanından uzak duracaksın, üç tane bayan otobüs şoförüne dek geldim, bir çok kaza atlattık, ani frenler yüzünden camdan uçma tehlikesiyle karşı karşıya kaldık, otobüsü kaldırıma sürttük falan niye bilmiyorum ama böyle de bir durum var. Bir de suratsız bu bayan şoförler, azarlıyorlar biz öğrencileri, halbuki erkek şoförler hiç öyle mi.

Geçende otobüse 3 tane kız bindi hepsinin beli açık, askılıyı giymişler üşütecekler belleri ağrıyacak sonra hastanede sıra oluşturup ihtiyacı olanlara engel olacaklar.(Igyy dededen espri kaptım) Neyse konu şu bunların elleri yüzleri boyalı, bellerinde boyadan el işareti falan bindiler, partiye gitmişler ordan geliyorlarmış, çılgın parti gençliği işte. Bir grup erkek öğrencide bunları gördü, hey girls, hey you whatzzzup, deyip hiç tanımadıkları kızları yanlarına çağırdılar, kızlarda koşa koşa gittiler. Bu haliniz ne, partideydik, bizde yeniyiz telefonunuzu verin şeklinde 3 dklık yolculukta üç tane kızın telefonunu aldılar ya, hepsi barney maşallah. Ya hacı anlamadığım bir konuda bu insanların vucutlarının ısıya verdiği tepki. Şöyle ki hepsi şortlu, hepsi, hepsi. Ve o şortların boyu üzerilerindeki artık tshirt olsun, sweet olsun, hırka olsun ondan daha kısa. Ve işin ilginci bu kızlar galiba ısıyı sadece üst vucut aracılığıyla hissedebiliyorlar yani ben öyle algıladım çünkü o kısacık şortun üstüne üşüyüp sweet, yün hırka giymenin başka bir mantığı yok, götleri üşümüyor. (bunu da dedirttiler ya lan) Ha bir de ayakları üşüyor, canlarım kıyamam, botsuz dışarı çıkmıyorlar.

Başka bir konu, Doutzen kroes'in aynısından ve benzerlerinden bir sürü gördüm ya, geçen durak da bir tanesi gerçi bu daha çok Rosie Hongtington'a benziyordu ama çok çok daha güzel ve galiba iskandinav ırkına mensuptu çünkü tanımlıyamadığım bir dille konuşuyordu, kıza bakakalmışım. Kesin cinsel tercihimi kızlar yönünde kullandığımı düşündü etraftakiler, halbuki öyle bir durum yok, ben sadece çok güzel bir şey görünce bakarsın ya vitrinde, yolda falan öyle baktım, "alıp da evde beslesem, vitrine süs diye koysam, allahım neden gen konusunda bu kadar top noktaya ulaşmışken benim genlerimi yarattın, yazık değil mi bana, ondan aldığın iki stozin olsun, guanin olsun benim dna'mada ekleyivereydin, neden allahım neden, bana gelince stozin stokların mı tükendi, damarlarımdaki asil kan bir işe yaramıyor, neden benim damarlarımda da iskandinav, slav halkının kanından yok", şeklindeki düşüncelerle bakıyordum. Benim gibi düşünmedikleri bariz bir şekilde ortada olan bir polis arabasıda yolun ortasında durup kızı kesmeye başladı. Araba kesmedi tabi ki kızı, arabanın içinde ki polisler kesmeye başladılar, gerçi arabanın içnde de değillerdi dışarı çıktılar. Yavrucağımın hiçbir şeyden haberi yok, mutlu mutlu yanındakine bir şeyler anlatmaya devam ediyor. Daha önceki post'umda dediydim ya erkeklerinin hiç birinde iş yok diye, geri alıyorum o lafımı. Tipi düzgün olanlarını ayıklayıp akademiye almışlar, polis yapmışlar. Bu yüzdenmiş hollywood'un polis temalı bir sürü film çekmesi. Ömrümde gördüğüm, bak burada demiyorum, ömrümde diyorum en yakışıklı sarışın üç erkek, valla üniformadan değil, bildiğin yakışıklı, hippie kıyafetine koy gene yakışıklı olur, o kadar yakışıklı. Üçü de durmuş kızı kesiyor, bana bakmayın tabi, ben olsam ben de bakmam, tanrım kızma ama hep senin yüzünden oluyor bunlar, iki tanecik stozin ya, o yoksa ipliklerin sıralamasını değiştireydin, yani ben sana söyleyeyim olmamış bu dna sıralaması böyle, töbe tanrım, töbe, töbe, töbe. (Çarpılacaz ya durduk yere)

Aynı bu köprü işte, öğrencinin biri çizmiş
Bu ilginç otobüs maceralarını eve gelip (artık ev diyom) kızlara anlatıyorum onlarda şaşırıyorlar,çok ilginç bir şey anlatıyormuşum gibi, sanki uyduruyorum, bilmiyor musunuz vatanınızda binlerce dansöz, ay aman pardon, orjinal var. (dede naptın bana, nasıl cümleler bunlar)

Neyse ben bu hikayeleri anlatınca, yeterince otobüs yok, ondan böyle kalabalık oluyor diye otobüs geyiğine sardık, bende dedim çok normal yeterince olmaması çünkü öğrencilere ücretsiz otobüsler ve sadece öğrenciler kullanıyor otobüsleri okul servisi gibi, bu durumda belediye bedava işletiyor onları niye fazla koysun ki zararına dedim. Şaşkın şaşkın, çok ilginç bir fikir atmışım ortaya gibi baktılar. Hayır anlamadım kapitalizmi kuran sizsiniz, sizin mantığınızla konuştum niye öyle komünistmişim gibi baktınız, komünist olsam bir sürü otobüs koyar sadece öğrenciye değil tüm halka ücretsiz yapar, onun masrafını, size az maaş vermek suretiyle çaktırmadan sizden keserdim. Geçen gene bir konuda aynı tepkiyi verdiler. Şimdi efenim bunlar üniversitede doğal olarak toprağın göçtüğü göçme dediysem iki karış derinlikte, iki adım uzunlukta oluşumlar (iki futbol topu büyüklüğünde) yerlere tahtadan köprü yapmışlar. Dedim ne kadar ilginç, ne kadar şuursuzsunuz,   şuraya sokaydınız iki amele, iki kürek vereydiniz ellerine  bir saate düzlerlerdi, niye köprüye o kadar para harcadınız, bide odundan yapmışsınız köprüyü, yazık ağaçlara. Bir çok yerde de dere yatağı şeklinde ama dere olmayan oyuklar var oralara da köprü yapmışlar gene, ben de gene dedim tutamadım kendimi, asfaltı döküvereydiniz, yürürdü insanlar yokuş mokuş demeden, hem spor olurdu hem köprü parası boşa gitmezdi, ne kadar müsrifsiniz, işiniz gücünüz artizlik. Neymiş tahtadan köprü yapacakmışsın, doğayı bozmadan romantik romantik ormanda okuyacakmış öğrenci, öyle para harcayın, o köprüler sizin vergilerinizle yapılıyor Lane Kim. Gerçi bu fikir çok orjinal geldi biz bunu daha önce niye düşünemedik bakışı attı, ileride belediye başkanı neyi olursa bu bizim Lane kesin uygular.

Otobüs maceralarım bitmek bilmiyor. Gene tıklım tıklım bir otobüsteyim ama öğrencilerin o ilk günkü enerjisi bitmiş olacak, pek bir sakinler bugün. Bir tanesi durmak için ipi çekti (evet ip var onu çekiyorsun, bir buton bile yapamamışlar, az gelişmiş ülke işte) bayan şoför bağırıyor inecek mi var diye. Yazıyor ya orda stop requested diye mal. Çocuk sadece yanındakinin duyacağı bir şekilde yes dedi, bunu duyan önündeki gene aynı sessizlikle yes dedi, kulaktan kulağı mı oynuyorlardı artık bilemedim, bunun böyle fısıltı halindeki yes'ler ile şoföre ulaşması saatler alacak diye evvv-yess diye bağırdım, herkes dönüp bana bakmasın mı. Hacı şimdi orjinal olan ben mi oldum, ne bakıyorsunuz, gene mi ben orjinal oldum, niye ben different oluyorum hep.




2 yorum:

  1. valla nihan bişi deyim mi bu yazıları bir gün toparlayıp kitap etmek lazım ciddiyim bak the s** my dad says gibi olur oradan da işte sitcom olur:p özellikle stozinlere bittim burada bir de boğazım neyim şişmiş bildiğin boğulacaktım gülmekten.ama çaktırmadan o polislerin resimlerini neyim çekemedin mi bizi de buralarda böyle hayalgücümüze bıraktın.olmadı.

    YanıtlaSil
  2. hayalgücü herşeydir sis, hayal et :)

    YanıtlaSil