Bugün için üzülerek belirtmek zorundayım ki beş yıllık plan tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Gerçekleştirmemi istediğiniz bütün hayaller, ikinci bir çağrıya kadar ertelenmiştir. Herkes işinin gücünün başına dönsün.

27 Ekim 2012 Cumartesi

Hunter Wellies

Burada hava soğumasa da, kar yağmasa da kış döneminde yağmur alan bir bölgeymiş ve son bir haftadır akşamdan sabaha kadar yağmur yağıyor ama allahtan öğlen güneş açıyor. Bu durumda sadece bir spor ayakkabıyla yaşayamayacağıma karar verip kendime bir bot almalıyım diye düşündüm. Yerden yüksekliği 1 mm olan tek bir ayakkabıyla bu hava koşullarında hayatta kalmam mümkün değil, bir ıslansa bittiğim andır, evden dışarı çıkmayı bile başaramam yenisini almak için. Gerçi çıplak ayakla yürüyüp hippi taklidi yapabilirim. Tüm bu şartlar altında Türkiyedeyken görüp gözüme kestirdiğim ama ihtiyaç duymadığımdan alamadığım yağmur botlarının yüksek öncelikli bir hal alması ile arayışıma başladım. 

Her genç kızın hayali gelinlik giymektir ya, benimki de,hiç bir zaman ulaşamayacağımı düşünerek; geniş paça yırtık kot pantolon, deri ceket, uzun çizmeydi. Çünkü o kiloyla geniş paça kotların içine sığmıyor, deri ceketlerin içinde sakalı eksik harleyciler gibi görünüyor, uzun çizmeler de ise ne kadar zorlasam da fermuarı çekemiyordum. Zayıflamam ile ilk olarak geniş paçalı bir kot alıp, o hayalimi gerçekleştirdim, ikinci olarak bir deri ceket edindim, sıra çizmeye geldi. Ama çok büyük bir sorunum vardı, şimdi o kadar zayıflamama rağmen devasa bacaklarım yüzünden ugg botların uzunları bile yukarı çıkmıyorken nasıl esneme payı olmayan plastik bir çizmenin içine girecektim. Araştırırken araştırırken Hunter markasıyla karşılaştım. Hatta ilk onlarla karşılaştım çünkü bu yağmur botu olayını bunlar çıkartmış, selebiriti festival botuymuş hatta. 


Botların bir de tarihi varmış. Wellies demelerinin sebebi, 1. Wellington Dükü  Arthur Wellesley tarafından bulunmasıymıymış ve 19. yüzyılda aristokrat sınıfında çok popülermiş bu botlar. Adamlar İngiltere de yaşayınca tabi, hava koşullarına, ihtiyaçlarına uygun şeyler üretmişler. 1967 yılında İngiltere kraliçesi tarafından bile giyilmiş. Hatta prenses Diana bile giymiş, taa o zamanlardan meşhur.  Ama böyle abarttıklarına bakmayın annemin deyimiyle eskiden pazarda satılan 10 liralık plastik bot kendileri her yağmur botunda olduğu gibi. Diğer yağmur botlarına göre fiyatı baya uçuk bunların. Bir de üstüne çorabını falan da yapıp satıyorlar (çorapla da ayrı bir güzel oluyor ama) ki bir çorap üstünde hunter yazıyor diye dünyanın parası, pazarlama stratejisi işte. Ama nedense diğer botlara göre model olarak benim çok hoşuma gidiyorlar ama plastik bota da o kadar para vermeye gönlüm el vermiyor, o sebeple sevip ama asla almayacağım bir şey gözüyle bakıyordum ben bu botlara.

Ucuz seçeneklere baktım, aradım aradım hiç birinin içine giremiyorum arkadaş, ya estetik ameliyatla bacaktaki fazlalıkları keseceğiz, ya verdiğim kilonun iki katını daha verip sıfır beden olacağım ki imkansızın imkansızı, ya da uzun çizme giyme olayı öyle bir hayal olarak kalacak. Derken bu Hunter botların benim gibi geniş bacaklılar için üretilmiş Huntress modeliyle karşılaştım. Denedim ve girdim ya içine (gerçi birazcık bol olması gerekirken o bile tam oldu) nasıl mutlu oldum, nasıl mutlu oldum anlatamam. Allahın plastik botuna o kadar para mı verilirmiş diyen ben, hiç umursamadan aldım çıktım. Şu anda bir ayakkabıya aşk yaşıyorum diyebilirim, kendisini o kadar çok seviyorum ki sahip olduğum en kıymetli şey o. Aşkın gözü kördür derler ya, o kokusu bile beni rahatsız etmiyor. Evet kokuyor ve hani araba lastiği satan dükkanlarda olan koku varya, aynı bir lastik dükkanı gibi kokuyor. Ama çok rahat, ugg kadar olmasa da şimdiye kadar giydiğim en rahat ayakkabı, bir de hafif hiç öyle teker gibi değil, ömür boyu da bişey olmaz o kadar sağlam sonuçta araba lastiğinden yapılmış. Bir de ben de mi bir sorun var bilmiyorum ama işlevselliklerinin yanın da tipleri de bana çok güzel görünüyor.

Allahım ömrümde ilk defa diz altıma kadar uzanan bir botun içine girebiliyorum, çok mutluyum şu anda, o kadar mutluyum ki oturup blogda bot ile ilgili bir yazı yazıyorum, o kadar mutluyum ki o saçma sapan renklerinden bile almak istiyorum, uzununu kısasını kırmızısını yeşilini....










Edit: Anneme botu aldığımı anlatıp, üstüne bir de Prenses Diana'nın da giydiğini ekleyince aldığım cevap çok içime oturdu ya dudelar
 " He sende ingiltere prensesisin ya" 
İnsan yavrusuna benim kızım da prenses der, böyle mi der.... 

4 yorum:

  1. yalnız bu alttan ikinci resimdeki yüzü görünmeyen kızın bacaklara takıldı benim gözüm:D annemler de aynı annen gibi söyleniyor o türden botlara.hatta annem köyde kuzenimden kalan bir tanesini denemiş bahçede bir süre,15 dakikada ayaklarım su oldu dedi.terletmiş çok.gerçi onun denediği bu senin anlattıklarından değildir sanırsam ama bu hunterlar huntresslar öyle terletmiyor değil mi? bir de kendini çekip koysan olmamıydı ya,hani aşağı kısmı falan.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya ben alıştım o manzaraya artık gözüm falan takılmıyor :) ya bunlar terletmiyor içini kaplamışlar, birde çorapla giyince zaten hiç terletmiyor, yani ben terlemedim bilmiyorum. Kendi resmimi de koyarsam artık fashion bloga döndürüp bu gün ne giydim postları yapmaya başlarım :) Ya aslında düşündüm de, evde çekmek istemedim bir de tek başına kendi fotoğrafını kafadan çekebiliyorsun da boydan çok zor be sis

      Sil
  2. merhaba.. hunter botlarını nerden aldın bende almak istiyorum yardımcı olabilir misin??

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben amerikada bir mağazadan aldım, türkiyedeysen gittigidiyorda falan satılıyor olması lazım. Denemeden alacaksan aklında bulunsun kalıpları baya büyük, normal numaranın yarım yada bir numara küçüğünü al.

      Sil