Bugün için üzülerek belirtmek zorundayım ki beş yıllık plan tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Gerçekleştirmemi istediğiniz bütün hayaller, ikinci bir çağrıya kadar ertelenmiştir. Herkes işinin gücünün başına dönsün.
21 Ekim 2012 Pazar
Sıradaki parça benden dünyaya; Umurumda değilsin
Son zamanlarda sevdiklerimi özlemem ve alıştığım şeyleri hayatımda inanılmaz derecede geri istemem ile birlikte ortaya çıktığını düşündüğüm bir depresif ruh haliyle debelenip duruyordum.Evden çıkmak istemiyor, insan görmek istemiyordum. O derece ki kulağında kulaklık otobüste gözü yaşlı camdan dışarı bakan lise ergeni modeline dönüşmüştüm. "Doktor doktor kimse beni sevmiyor" ya da "daha onyedi onyedi onyediymiş" şeklinde teoman şarkılarını discman'ima indirecektim ki, discman'ımı getirmemişim. La benim artık bir mp3 play'ırım var şeklinde bir uyanış ile "nihan allah da seni kahretsin, 2000li yılların başındaki o ergen değilsin sen artık, ne yaptığını sanıyorsun ha ne yapıyorsun, sen artık mp3 playırı olan 25 yaşında genç bir kadınsın, discmanli sivilceli bir ergen değilsin, silkelen ve kendine gel" şeklinde bir gaz verişle silkelenip kendime geldim. Gerçi boşa bağırmışım kendime o kadar, aylık hormon seviyesindeki değişimlerden dolayı liseli ergen gibi, istediğim gibi depresyona girme hakkım olduğu dönemdeymişim.
Bu iç sesimle (ki artık kendisinden gına geldi, susmuyor sürekli herşeye karışıp nihan bunu yap, nihan bunu yapma diye durmadan içimden emirler yağdırıyor, allahım böyle bir insanla artık aynı bedeni paylaşmak istemiyorum, dışarı çıksa da ağzını burnunu kırsam.) girdiğim kavgadan sonra "iyi be iyi" deyip bari sosyalleşeyip birşeyler yapayım dedim, sırf o sussun diye. Önce seçeneklerimi gözden geçirdim. Capeola, Cooking Thai, hip hop, food system, surfing, ukulele, yoga şeklinde sıralan bir sürü seçeneği yok bu hafta içi, yok bu çok erken, yok bunun için fazla şişkoyum, bunu yaparken boğulur ölürüm, çok pahalı bu, bunu yaparken güler ölürüm, bu ne be bi bok anlamadım bundan, bunu da mı ders diye koydunuz ne malsınız, bu ne ola ki şeklinde milyonlarca sebepten ötürü eledim. En sonunda elimde soccer, voleybol, salsa, backpacking, kickbox kaldı. Önce soccer'ı düşündüm sonuçta gençliğinde mahallede futbol oynamış, topu düşürmeden ayağında altmış kere saydırabilen, bu sahneleri gören dayısına "bu erkek olaymış çok babayiğit olurmuş ha" şeklinde bir cümle kurdurmuş bir insan olaraktan azıcık bir eğitim ve zorlama ile roveşeta atabilir, belki bir Alex olamam ama bir Sabri olabilirim diye düşündüm. Evet soccer benim için doğru seçenekti ama o sutun gibi çağla şikel bacaklarımı sabri bacağına döndürmek istemediğimi farkettim, vazgeçtim. (yok la itiraf ediyorum, açık alanda geyik malzemesi olmayayım diye vazgeçtim, kapalı sahada olaydı ciddi ciddi gidiyordum.) Voleybol da aynı sebepten ötürü elendi. Dünyanın en dans edemeyen insanı olaraktan evet Salsa doğru seçenek diye düşünüp hemen kayıt olmak için harekete geçtim, dolmuş ya sınıf onu da eledik. Backpacking Çarşamba günü çok ders var o gün, hem böcek olur uyuyamam ben o çantanın için de diye onu da eleyince kickbox ile başbaşa kaldım. Tam istediğim gibi pazar günleri ve öğlen, ayrıca küçükken Van Damme aşık olmuş bir insanım, bende bir street fighter olabilirim deyip yazıldım ve böylece bir klube üye olaraktan sosyalleşme işleminin ilk aşamasını tamamladım, artık sosyal bir insanım dudelar, bana asosyal diyenin ve iç sesin artık gerçek manada ağzını burnunu kırabilirim.
Sosyalleşme aşamasını tamamladıktan sonra başka başka nereye gitsem diye düşünürken italya, italya diye bir ses duydum. Ya da duymamış da olabilirim, nereden aklıma geldi hiç bir fikrim yok, şu anda o anı düşününce o anda ne düşündüğümü hiç bilmiyorum. Okulun italyanca bölümünün birinci sınıf dersine girmek için hocaya mail atarken buldum kendimi. "Ben çok istiyore italyanca öğrenmek, geleyim bir köşeye oturuyum valla hiç ses çıkarmam, geleyim mi ha geleyim mi nolure? " diye bir mail attım. Kadın nasıl sevindi, nasıl sevindi anlatamam. Dedi ki "tabi ki gelebilirsin, gel dinle, tanışalım, görüşelim arkadaş olalım("Sure you can come! Shall we talk in person?") Ve kendimi bir cuma günü, sabahın köründe 18 yaşlarında 20 tane güzel kızın içinde buldum, sınıf populasyonu genç kızlardan ibaretti. Niye hepsi güzel bu kızların ya, elimde olsa cinsel tercihimi değiştircem ama olmuyor işte.(İki yılın sonunda Van Damme kaslarına sahip lezbiyen bir hippi olarak dönebilirim.-igyyy iğrendim ya şu an kendim, allahım şu anda kendimden çok pis iğreniyorum) Ama şöyle bir dünya düşünün çok güzel adriana lima kılasmanında kızlar var ama erkeklerin hepsi volvovitz leonard klasmanında (bölüm ayırt etmeksizin). Sokaktan rasgele bir türk erkeği seç, getir buraya okulun en yakışıklısı olur durum o derece vahim. Türk erkeği olaydım ya keşke. Ya da aklıma süper bir fikir geldi, vatana bir hayrım dokunsun, bu yazıyı okuyan herkes etrafında ki bir erkeği buraya okumaya yollasın. Sonra buraya gelen o türk erkekleri buradaki kızlarla evlensin, çocukları olsun. O çocuklar günün birinde döner türkiyeye onlarda türkiyeden biriyle evlensin, böyle böyle derken türk ırkını iskandinav ırkıyla yarışacak duruma getirebiliriz, inanıyorum.
Neyse arkadaşlar derse geçelim. Ders dünyanın en kolay dersi, tall/short, curly/straight şeklinde sıfatları öğreniyorsun falan. Ben salak gibi neden mühendislik seçtim ki. Yüzyıllık sayıysal-sözel geyiğini yapmak istemiyorum ama hacı bu ne ya, bu mu yani, bunlar on iki yaşında bir çocuğun öğreneceği şeyler ki bize ingilizce de onu yaptılar biz de öğrendik. Ben lisedeyken anneme dedim, anne dedim ben dedim yabancı dil bölümünü mü seçsem dedim. Annem bana ne dedi, tembelliğinden istiyorsun dimi dedi, bende he dedim kolay ki öss de hiç çalışmadan derece yaparım ki dedim, annem dedi ablan dil okudu senin ki de değişik olsun, akıllı kızım benim sen mühendis ol dedi, bende hmm değişik diyorsun dedim ve o anda sayısal okumaya karar verdim. O değişik kelimesini kullanmasaydı iyiydi. Çok pis ters köşeye yatırdı beni, bir vurdu gol oldu. Değişik olmalıydım, mühendis oldum, çok değişik birşey oldum, noldum ben bile bilmiyorum, böyle garip birşey oldum. Bir allahın kulunun aklına da bu kızın dile yeteneği var belki ondan kolay geliyordur, bu yeteneğinin üstüne gitmeliyiz düşüncesi gelmedi ya, gene ben değişik oldum.
Sonra yazmaya başladım. O iç ses gene bana dedi ki, nihan dedi diploma miploma mühim değil, ama o kitap bitmeden dönemezsin, yaz sen onu basılmazsa ben kendi ağzımı burnumu kırarım. Aldım ya gazı iç sesten yıllardır ufak ufak bir köşeye notlar şeklinde biriktirdiğim kitabı yazmaya başladım. Gazam mübarek olsun.
Dersler mi? Dersin birini almaktan vazgeçtim, birinden kalmayı planlıyorum seneye bir daha alırım, proje için culture shock yaşıyorum diye hocayla konuşup bu dönem üstüme gelme demeyi düşünüyorum. Bilgisayar mühendisliği senden de algoritmalarından da çok pis nefret ediyorum.
Sonuç olarak da demek istiyorum ki, ben her anne babanın korktuğu şeyler olan, uyuşturucu gibi kötü alışkanlıklar edinmedim, hırsız katil olmadım, davulcuya zurnacıya aşık olup kocaya kaçmadım, kötü yola düşmedim, tüm varlıklarını kumarda kaybetmedim, gurur duymaları için her sebebi ellerine verdim. İş kurma hayalleriyle kuruyemişçi açıp batırıp, sonra tostçu açıp batırıp, sonra mutahitlik yapıp batırıp şeklinde ilerleyen saçma işler yapmadan her ailenin hayali olan memuriyeti bile yaptım.Sıra şimdi bende. Her insanın hata yapma hakkı olduğuna inanan ben, hata yapma hakkımı burada kullanmak istiyorum. Bir pastaneye değil kendime yatırım yapıyorum ve iflas etme hakkını elimde tutuyorum. Dünyanın en umursamaz insanı olarak yaşayıp, bir daha o camdan dışarı bakarken gözüm dolarsa kafamı o cama geçiriyorum. Ömrümün geri kalanında düşünüp ilgilenmem gereken insan sadece ben olacağım içindünya umurumda değilsin.
Yazarken durduk yere gaza geldim, alla alla niye gaza geldim ki şimdi, hiç anlamadım ki. Galiba dersten kalacağım için vicdanımı rahatlatmak için yer yapıyorum. Ya banane ya ben okumak istemiyorum, keşke on beş yaşımda evlendirselerdi, bebelerime gözleme açaydım, kocamda o kuruyemişçi, tostçu mütahit olaydı, çok sıkıldım ben ya kendimden, ondan, bundan, dünyadan, kafayı yesem mi ki...
Bana Hasan'ı özleten dünya, karadeliklere gelesin...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder