Spoiler Alert
“Her bilge adamın
korktuğu üç şey vardır: fırtınalı bir deniz, aysız bir gece ve yumuşak başlı
birinin öfkesi”
İlk olarak kitabı elime
alınca büyük bir şok yaşadığımı belirtmeden geçemeyeceğim. Sebebide kargoyla
gelen kutudan çıkan 1142 sayfadan oluşan devasa boyutlarda bir kitap ve ayrıca
öyle bol boşluklu büyük fontlu da yazılmamış kitap. ( İç ses “ooo 3 ayda biter
artık “).
Kitapta Kvothe bir
efsaneye dönüşme yolundaki hikâyesine kaldığı yerden devam ediyor. Kitapta
Kvothe gene üniversite’de boğuştuğu harç ödeme sorunları, Üniversitede ki
düşmanı Ambrosse ile yaşadığı çekişmeleri anlatarak başlıyor hikâyeye. Daha
sonra yaşadığı sorunlardan dolayı üniversiteye ara veren karakterimiz,
kendisinin müzik yeteneğinden faydalanmak isteyen ülkenin en güçlüsü Vintas’lı Maer’in sarayanı
gidiyor. Maer’in hizmetinde çalışırken
saray entrikaları ve aşkları olsun, sarayın dışında ki haydut problemi olsun
Kvothe birçok sorunu çözerek Maer’in gözüne giriyor. Tabi ki Bu sırada da Denna
ile karmaşık ilişkisi gelişrerek devam ediyor.
Aslında kitabı,
üniversite, Maer’in sarayı, haydutların peşinde ve Adema kasabasında diye dört
bölümde incelemek daha faydalı olur gibi.
İlk bölüm üniversitede
geçirdiği zaman ki bence çok gereksiz bir bölüm olmuş. Tüm bu kısımda anlatılan
herşey birinci kitap’ta anlatılabilirdi böylece kaldırmakta bile zorlandığım
devasa bir kitaba dönüşmemiş olurdu.
İkinci bölüm ise Maer’in
sarayında geçirdiği zamanı içeriyor. Okurken en keyif aldığım bölümdü
diyebilirim. Belkide en fazla entrikanın bu bölümde geçmesinden dolayı en çok
bu kısmı sevdim.
Üçüncü bölüm ise
haydutların peşinde ormanda geçirdiği vakitti ve bence kitabın en gereksiz
kısmıydı. Sadece 30 sayfada anlatacağı şeyi sırf yoldaşlarından biri olan
Adema’yı tanıtmak ve ilerleyen sayfalarda geçecek olaylara altyapı oluşturmak
amacıyla sayfalarca anlatması biraz gereksiz olmuş. Haydutların peşinde
gezindiği sırada da , erkeklerin başını döndüren, bir peri olan felurianla
karşılar.Kvothe’nin kendi deyimiyle Felurian’la bir gece geçirir ve hem canına hem de aklına mukayyet olabilir.Bu kısımda biraz fazla uzun tutulmuş gibi geldi
bana ama okurken hiç sıkılmadım sadece kitabı bitirmem açısından birkaç günü
daha uzattı okuma sürecini.
Diğer bölüm ise Ademre
kasabasında geçmekte. Yol arkadaşı Adema’dan öğrendiği şeyler başına bela olur
ve Ademalardan canını kurtarmak, onların savaş sanatını öğrenmek zorunda kalır.
Gayet ilginç bir kültür yaratıp güzel bir şekilde işlemiş yazar bu kısımda.
Sonuç olarak yazar
Rothfuss gene harika bir iş çıkarmış bu kitapta da. Büyük bir merak içinde o
devasa kitabı göz açıp kapatıncaya kadar bitirdim. Tek bir sorunu vardı
gereğinden fazla uzun yazılmıştı. Galiba editöre hiç sunulmadan direk baskıya
yollanmış ya da nasıl bir editörle çalışıyorsa üçüncü kitapta değiştirir umarım
çünkü kült olabilecek bir seriyken, iyi
bir hikayeye sahip başka bir fantastik kitap olarak anılması çok yazık olur.
NOT: Kitap bittikten
sonra farkettim ki birinci ve ikinci kitabın arkasında yer alan tanıtım
yazısının ne kadar fazla spoiler içeriyormuş öyle. Rothfuss az susaymışsın da
biz okusaymışız önce kitabı diyip kendi verdiğim spoilerları hiç saymıyorum.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder