Evet, vize sorununuz olmadığını sayararak, yurtdışında yaşamaya karar verdiğimiz anda karşımıza çıkan ilk problem tabii ki konaklama sorunu. Özellikle New York'ta binlerce dolara çıkan ev kirası bir insanın gözünü korkutmaya yeterli. Ama Newyork'ta konaklamanın çok daha ucuz bir yolu var. Hem de o kadar ucuz ki, 3 ay için ödemeniz gereken miktar sadece ve sadece 225 dolar ve yaşadığınız yer dünyanın en güzel yerlerinden biri; bir kütüphane. Şaşırdığınızı biliyorum ama gerisini, NYU kütüphanesinde yaşayan Felix'den dinleyelim;
For a grand total of $225 per semester, Felix rents nine small cubbies, which he has named according to their contents: two “closets” (one for dressy clothes, another for casual), a “desk” (laptop, DVD player, several Ziploc bags filled with pens and pencils, stamps, and important documents), a “nightstand” (hairbands, water bottle, snacks), perhaps the most ironic “bookshelf” in existence, and a “bathroom” (toothbrush, deodorant, etc.). For easy access to his belongings, he has memorized every combination. ve daha fazlasını merak ediyorsanız buyrun Felix yaptıysa siz neden yapamayasanız.
Fazlasıyla güzel değil mi?
Konaklama sorununu çözdükten sonra gelelim diğer büyük soruna. Nasıl geçineceğiz? Bir şekilde çalışıp para kazanmamız lazım. Ama ne masa başında saatler geçirmek, ne de servis yapmak size göre değil? Bunun da bir çözümü var. Eğer insanlarla anlaşabiliyorsanız, hiçbir başka meziyete ihtiyaç duymadan gayet güzel paralar kazanabilirsiniz. Nasıl mı? Tabii ki zengin ve yalnız kimselere arkadaşlık ederek. Yani gerçekten arkadaşlık ederek, aklınıza başka şeyler gelmesin. Bunun da detaylarını çevirmeye çok üşendim, olayın kahramanından kendi ağzından dinleyelim;
“There is a market, a currency for paid friends in New York,” the eternally youthful fashion designer
revealed over pecan-crusted seitan at Candle 79. “Some people need the money, and some people need
the friends. It happened just last week.”
“What happened?” I asked, eyeing her tantalizing vegan cheese platter.
“My staff was taking measurements, and my client’s entire posse came to the atelier—you know, the
hairdresser, the publicist, the stylist, the personal assistant. The housekeeper also came with sliced
apples and almonds in a plastic bag as a snack. The trainer was giving my seasoned seamstress an opinion
on the length of the garment. ‘Make it shorter, make it longer. It’s too tight.’ Mostly though, everyone
was, ‘You look gorgeous.’ You know with the dramatic hand signal going to the mouth, like in an Italian
operetta.”
Read more at http://observer.com/2013/11/paid-friends/#ixzz2kG4zxRc0
Ne kadar cazip değil mi? İşte size hayatınızın fırsatı, New York'ta mı yaşamak istiyorsunuz, e o zaman daha ne bekliyorsunuz?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder