"Mesele okuduklarımızın bizi bir yere götürmemesinde. Kendimizi okuduğumuz zaman hayatın haşiyesinde dolaştığımızı biliyoruz. Garplı, bizi, ancak dünya vatandaşı olduğumuzu hatırladığımız zaman tatmin ediyor. Hulasa, çoğumuz seyahat eder gibi, benliğimizden kaçar gibi okuyoruz. Mesele burada. Halbuki kendimize mahsus yeni bir hayat şekli yaratmak devrindeyiz."
"'Buna tahammül etmek için ya bulunduğu yere adamakıllı kök salmalı, yahut da hayatı çok zengin olmalı.Yani kafi derecede yaşamış olmalı. Halbuki ben...' Sözünü birden bire kesti; neredeyse, ben hala bir çocuk gibiyim, diyecekti. Hayatında bir yığın hulyadan başka ne vardı; yarın sabah sen de bir hayal olmayacak mısın?"
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın 1949 yılında yazdığı roman Huzur. Adından da anlaşılacağı gibi Huzur'u arayan bir karakter üzerinden ilerliyor. Ama asıl olarak kitap, baş kahraman Mümtaz karakteri ve çevresi üzerinden, imparatorluk enkazı üzerinde cumhuriyeti kurma çabasındaki aydınların, doğudan kimliğinden sıyrılıp batıya dönmesini ve süreçte içlerinde yaşadıkları çelişkileri, zorlukları konu ediniyor kendisine.
"Elbette ki bizden mesut memleketler ve vatandaşları vardır; elbette ki iki asırlık hezimetlerin, çöküntülerin, henüz kendi şartlarını bulamamış bir imparatorluk artığı olmamızın bir yığın neticesini hayatımızda, ve hatta etimizde duyacağız. Fakat bu ıstırabın bizi inkara götürmesi, daha büyük bir hezimeti kabul değil midir? Vatan ve millet, vatan ve millet oldukları için sevilir; bir din, din olarak münakaşa edilir, ret veya kabul edilir, yoksa hayatımıza getirecekleri kolaylıklar için değil..."
"Ben ölümün zaptettiği bir ülkede mi yaşıyorum... Yeni bir hayat lazım. Belki bundan sana ben daha evvel bahsettim. Fakat sıçrayabilmek, ufuk değiştirmek için dahi bir yere basmak lazım. Bir hüviyet lazım. Bu huviyeti her millet mazisinden alıyor."
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın o meşhur Saatleri Ayarlama Enstitüsünden(1962) çok farklı bu romanı. Açıkçası, Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nü bir çırpıda,çok eğlenerek bitiren ben, bu kitabı okurken çok zor zorlandım. Kitap sanki beni boğuyormuş gibi bir hisse kapıldım. O uzun cümleler hiç bitmeyecekmiş gibi geldi, bir türlü kitaba odaklanmayı başaramadım. Belki ilk romanı olması sebebiyle anlatacak o kadar çok şeyi birikmişti ki yazarın, hepsini okuyucunun üzerine bir anda boşaltmış gibiydi. Her karakterin beylik lafları, hayata ait felsefik bakışı, hepsinin uzun uzun cümleleri...Belki bölünse her karakterden ayrı bir roman çıkardı. Bilmiyorum ama bana çok ağır geldi. Sonunda bitince büyük bir yükün altından kalkmış gibi hissettim. Bir grup aydının kafasında, fikir kovalamak zor iş çünkü... Aklımda sadece boğaz sefaları ve muhteşem bir İstanbul kaldı.
"Hayır, Allah'tan bir şey istemeyecekti artık. Onu kaderiyle veya ömrünün arızalarıyla karşılaştırmıyacaktı. Çünkü istediği şey olmazsa kaybı iki misli olacaktı."
"İçini çekti... İnsanlar zalimdi. Hayat tahammül edilemez birşeydi; havuç yemekle, acıkmış bir örümcek gibi kendi bacaklarından birini yemek yemek arasında ne fark vardı? Kendi bacaklarından birini yemek..."
"Şark bu, güzelliği de burada. Tembel değişmekten hoşlanmaz, geleneklerinde adeta mumyalanmış bir dünya, fakat bir şeyi, çok büyük bir şeyi keşfetmiş. Belki vaktinden evvel bulduğu için kendine zararı dokunmuş...
-Nedir o? - Kendisini ve bütün alemi tek bir varlık halinde görebilmenin sırrı. Belki de gelecek ıstıraplarını hissettiği için bu panzehiri bulmuş. Ama unutmayalım ki dünya ancak bu noktadan kurtulur. -Bulduğu şeyin ahlakını yapabilmiş mi? - Zannetmem, fakat bu buluşta kendisini avuttuğu için hareket imkanlarını az çok azaltmış... Yarı şiir bir hulyada, realitenin sınırlarında yaşamış. Maamafih bu hali benim hoşuma gitmiyor, deve kervanı ile seyahat gibi ağır ve yorucu geliyor."
"Belki de beni sentimantal ve ukala buluyor. Hakkı da var, o kadar çok şeyden bahsediyorum ki...Fakat ne yapabilirim. Madem ki o benim için artık her şeydir, o halde bütün kainatımla ona taşınacağım!"
"İnsan hayatı buydu. Yaşamak, başkaları tarafından muhasara altına alınmak, yavaş yavaş boğulmaktı. Yaşamak..."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder