Artık bölümlü felan dizi şeklinde rüyalar görmeye başladım.
İlk bölümünü bundan yaklaşık bir buçuk ay önce görmüştüm. Ama burada anlatmayacağım. Çünkü yazmadığım için detaylarını unuttum.
İkinci bölümünde ise tüm o insanlar mağarann içinde toplanmışız. Karşımızda bir ejderha, adı Quirella (ismi tam olarak buydu, ne demekse artık, ayrıca kendisi dişi bir ejderha). Her ırk kendi etrafında toplansın diye emir veriyor, benim içinde bulunduğum ırkta, akraba gibi bir şeyse herhalde, toplasan 15 kişiyi geçmez. Giriyoruz hizaya ama benim tek düşündüğüm bu durumdan kurtulmak. benim gibi özgür bir ruhu kimse tutsak edemez, ejderha bile olsa. Hem ben annemi özledim.
Efendim neyse, quirella her ırkın ne yapacağına dair emirlerini verip gidiyor, bizim garip ırk kalıyoruz bir başımıza. Bizim ırka ne görev verdi hatırlamıyorum, çünkü o konuşurken tek düşündüğüm bir an önce o ortamdan kurtulmanın bir yolunu bulmak oluyor. Bir önceki bölümde elimde olan zırhlar ve kılıçlar, kıyafetler gitmiş.(Öyleydi, tam bir savaşçıydım bir önceki bölümde) Normal insan gibi bir kotla duruyorum. İlk işim o savaşçı kıyafetlerini bulmak olmalı. Bizim ırktakilere soruyorum bilmiyorlar. Nereden buluyorlarsa artık ellerinde bir kaç tencere tava geliyorlar. (Bu rüya bir ay önce görüldü, olaylardan etkilenmişsin demeyin) Bana da bir tane sarı bakır bir kazan uzatıyorlar ama ufak, öyle düğün kazanı gibi değil. Kalkan olarak kullanacakmışım, bak hele bak. Olmaz öyle diyorum. Böyle saçmalık mı olurmuş arkadaş, ben nasıl özgürlüğüme kazanla ulaşacam, kazan mı kaldıracam Quirella'ya. Sen kazan kaldırma olayını çok yanlış anlamışsın dostum. Bir an önce kaybettiğim kılıcımı ve zırhımı bulmam lazım...
Neyse derken derken gizli bir geçitten bir yer buluyorum sonunda. Benim ırktan küçük kısa boylu bir kız başka tarafa gidiyor. Ama döndüğünde yol üzerinde bulunan zehirli ağaçtan yemiş de dönüyor, geri zekalı . (O ağaçtan yiyenler etrafa saldırıyorlarmış, zehiri o şekilde bir bilinç kaybına sebep oluyormuş, bu bilgiye rüya içinde sahibim.) Bu da bana saldırmaya başlıyor. Bir şekilde onu bertaraf edip, ondan uzaklaşmak için gizli geçidi takip ederek, aslında girmemem gereken yere, yani kıyafetlerin, zırhların olduğu yere gidiyorum. Amacım savaşacak duruma gelip, bu tutsaklık halinden kurtulmak olduğundan burayı tesadüfen de olsa bulmuş olmamdan çok memnunum. Kolları bol korsan gömleği gibi bir gömlek, deri yelek bulup üstüme geçiriyorum. Daha sonra tam bir hançer buluyorum ki Quirella'nın adamları geliyor.
Girmemem gereken bir yerde, askerlere yakalanıyorum. "Napıyorsun burada?" diye hemen sorguya çekiliyorum. İlk korku ve şaşkınlığı üstümden attıksan sonra bir şekilde diyorum ki "beni queirella cephaneyi bulmam için gönderdi, oradan bir silah alacakmışım ama geçen burada olan cephane şimdi yok, bulamıyorum" diyorum. (Bak yalana bak, ilkokul seviyesinde)
İçlerinden birisi yanıma geliyor. beni takip et diyor. Kanalizasyon borusu gibi ama boru değil, toprağın içinde kazılmış yuvarlak tüneller, bir kaç tünelden geçerek ilerliyoruz. Yalanımı yedi mi, yoksa yemedi mi anlamış değilim. Söylediğim şey üzerine tek tepkisi "beni takip et" olduğundan nereye gittiğimi bilmiyorum. Belki Quirella'nın yanına sorguya gidiyorum, belki cephaneliğe, belki de belama gidiyorum... Adamın peşinde şaşkın bir şekilde yer altı borularının içinde ilerleyerek yeryüzüne çıkıyoruz. Yalnız adam çok hızlı yürüdüğünden ben arkasından resmen koşturuyorum.Dışarı çıkmamla ağzım açık dışarıya bakakalıyorum. Öyle bir dünya ki, tek katlı tuğladan evler, her yere bahar akşamları güneş batmaya başladığında oluşan bir turunculuk hakim. Görünen şehir o kadar güzel ki, tarif edemiyorum. Gerçi tarif edemememdeki sebep betimleme yeteneğimin eksik olması da olabilir büyük ihtimalle. Ama çok olağanüstü, pastoral bir tablo görüntüsünde gibi değil, değişik ama güzel yani güzel bir şehir daha doğrusu kasaba, ağaçlar, bir dere... Ben gördüğüm manzarının şaşkınlığıyla, etrafı inceleyerek yavaş yavaş giderken takip etmem gereken adamı kaybediyorum. Hiç bilmediğim şehrin biraz dışında, topraktan yeni çıkmış bir tavşan gibi, nereye gideceğini bilemeden etrafa bakınmaya başlıyorum.
Ve o sırada uyanıyorum, en heyecanlı yerinde. Bakalım ikinci bölümde neler olacak, manyak gibi merak ediyorum. Böyle bir bölüm daha görsem bundan kitap çıkar bence...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder