Bugün için üzülerek belirtmek zorundayım ki beş yıllık plan tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Gerçekleştirmemi istediğiniz bütün hayaller, ikinci bir çağrıya kadar ertelenmiştir. Herkes işinin gücünün başına dönsün.

15 Ocak 2014 Çarşamba

Kabuslar hep aynı olmayacak...

"Bir kış daha geldi, uzun bir yazdan sonra ama ben şimdiden özledim yazı. Ama bana söylendiğine göre buralarda mevsim böyleymiş, ve ben de bu topraklara aitmişim. Peki madem öyle, kabul ediyorum, bu konu hakkında yenilgimi kabul ettim. Ama biraz büyük geldi, taşıyabileceğimden fazlası gibi, ve o güç bende yok gibi, sanki. 

Ama derler ki, eğer istersen, eğer gerçekten hani böyle yürekten, istediğim her şey olurmuş,istediğin her şey olabilirmişsin. Biliyorum olacak, istediğim her şey, ya da en azından bazıları...karanlığın içinde bekliyorum, kahramanımı değil ama kahraman olmayı. Kurtarıcımı değil, kurtarıcı olmayı, hayatımda sevdiğim herkesi mutlu edebileceğim, yıllardır sebep olduklarımı fazlasıyla telafi edeceğim o kutlu anı...olmak istediğimi olmayı. Karanlık ya şimdi, ama olsun,  karanlığın içinde öylece oturmuş o kanatların çıkmasını bekliyorum, gerçekten inandım hani böyle yürekten, bekliyorum!

O anda, tüm o karanlığın içinde bir ışık doğuyor. Galiba bu sefer yürekten inanmayı becerebildim. Evet, sanki bu sefer oldu. Tüm gücümü kazanıp, her şeyi yoluna koyacağım o an işte diyorum. 

Ama karşıdaki,karanlıktan gelen ışığın içindeki...Gene o geliyor. Yine.

"Yanılıyorsun." diyor. "Kimsenin senden fazla bir beklentisi yok. Kimse senden fazlasını istemiyor. Kahraman olmana gerek yok. Ne kanatlanıp uçmaya, ne de dünyanı kurtarmana gerek yok. Kimse senden bir şey beklemiyor. Geçmişte sana yalan söylenmiş olabilir, ah kimler soktu bu saçmalıkları kafana? Ama o zamanlar gerçeği bilmek sana bir şey kazandırmayacaktı ki."

Bağırıyorum sessizce. "Bana gerçek bir şey söyle. Bana doğru olanı söyle. Söyle. Yapabileceğim bir şeyler kalmış olmalı, yapabileceğim bir şey... Yok mu?"

"Neden korkuyorsun? Herkesi ve asıl kendini, neden korumaya çalışıyorsun? Sen gerçeği söyle, neden korkuyorsun?"

"Bir sabah uyanıyorum, etrafımda kocaman bir aile. Büyük bir aile; bir eş, bir kaç çocuk, anne, baba, kardeş... Ve bu kalabalığa rağmen kemiklerime kadar işlemiş bir yalnızlık. Gözlerim o kadar kör, kulaklarım o kadar sağırlaşmış ki, yalandan gülümsemelerim bile samimi görünüyor. Sanki mutluymuşcasına, içimdeki kocaman boşluğa rağmen. Hepimiz rolümüzü amatörce oynuyoruz. Sonra...
Sonra hepsi kaybolsun istiyorum. Kimse olmasın. Kayboluyorlar. Başım yıldızlarda, ayaklarım gökte, koşturuyorum. Basacak sağlam bir toprak arıyorum. Sonra kocaman bir ayna beliriyor karşımda. Bakıyorum. Tek başıma, ruhumun en derinlerine kadar sızmış bir yalnızlık. İçinde bir yüz göremediğim bir ayna neye yarar ki? Gözlerim hala kör, kulaklarım gene sağır, yalandan da olsa gülemiyorum dahi. Geri gelsinler istiyorum.Geliyorlar, gidiyorlar, ve kimseyi gerçekten mutlu etmeyi bir türlü başaramıyorum. Bu döngü durmuyor, sürekli aynı kabus, geliyorlar, gidiyorlar, kimse için bir şey yapamıyorum."

"Kimse senden bir şey beklemiyor! Sen bir şey yapmak için doğmadın. Sen bir şey söylemek için doğmadın. Görmen gereken her şeyi gördün. Duyman gereken her şeyi de! Sadece uyuman gerekli, sadece uyu ve ben... "

"Uyuyamam, bu rüyalar o kadar gerçek ki."

"Korkma, kabusların hep aynı kalmayacak. Sabret. Ve Korkma! Kahramanın da benim, koruyucun da."

"Ben bir koruyucu istemiyorum ki, Benim kurtarmam lazı..."

 "Sen sadece uyu..."

Gözlerimi kapanıyor, engel olamıyorum ve o kayboluyor. Uyusam da uyumasam da sabah oluyor. Ve her sabah penceremden yeni gün girmeye devam ediyor. Her gün yeniden sabah oluyor. Ve herkes mutsuzluğunu yüzüme karşı yaşamaya devam ediyor. Oluşturduğum sebepleri ortadan kaldıramıyorum. Ve biliyorum ki kabuslarım hep aynı kalmayacak, eski kabusların yerini yenileri alacak..."

Bir kış günü bir kaç şarkı dinlersin de, düşüncelerin özgürlüğünü ilan eder de şarkının sözlerine karışır ya... İşte öyle bir şey. Alakalı ama alakasız, saçma ama bence değil.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder