Bugün için üzülerek belirtmek zorundayım ki beş yıllık plan tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Gerçekleştirmemi istediğiniz bütün hayaller, ikinci bir çağrıya kadar ertelenmiştir. Herkes işinin gücünün başına dönsün.

2 Temmuz 2013 Salı

The Gates of İstanbul



Çok fazla şehir gördüm diyemem ama gördüklerim içinde en fazla İstanbul'a hayran kaldım, en çok onu sevdim ve gene en çok ondan rahatsız oldum, ondan korktum. O kadar garip bir şehir ki, bir noktasından nefret ederken, hemen yanındaki bir detaya aşık olabiliyorsun. Gördüğüm onca tarihi eser arasında ise bir tek Topkapı Sarayına hayran kaldım. Bıraksalar orada bir ömrü mutlu mesut geçiririm, bundan eminim. Hayır İstanbul yaşamak isteyeceğim en son şehir belki ama Topkapı Sarayı bambaşka. Mimariden değil, bütün o içindeki eserlerden dolayı. Sırf o sarayın bir parçası olabilmek için, bazen tekrardan tarih okumak geçiyor içimden(başka bir ortaasya sebebi de var ama o başka bir yazının konusu).
Tarih okusam, zamanlar geçse ve ben bir gün kendimi Topkapı Sarayı Müzesi başkanı olarak bulur muyum? Tıpkı İlber Ortaylı gibi? Ama önce bir 18 dili öğrenmek lazım belki, çok çalışıp, çok bilmek lazım sanki... N'apak peki o zaman? En kısa sürede her yaz yapılan gibi İstanbul gidip bir günü Topkapı sarayında geçirek, n'apak? Başka ne olacağdı da sanki?


    

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder