Bazı insanlar kurdukları cümlelerle gözüme çok zeki görünüyor. Gerçi ben görüyorsam zeka değildir belki de o gördüklerim. Zekayı tespit edebilmek için en az o kadar zeki olmak gerekmez mi? Hepimiz Einstein'ı zeki olarak kabul ediyoruz, çünkü bize öyle öğretildi. Hiç bilmesek biz Einstein'ı, o gelse, bize çalışmalarını anlatsa, anlayıp da ne zeki bu adam diyebilir miydik? İşte bu sebepten bazen biri hakkında kendi çıkarımlarımla zeki sonucuna ulaşıyorsam, o insanın zekasından cidden şüpheye düşüyorum.
80'ler ve öncesi çekilmiş filmler, günümüz son teknolojisiyle çekilenlerden daha çok ürkütüyor beni. Belki renklerdeki solukluk, belki o ses kalitesi, belki de kostümlerin hepsinin bilgisayar değil elle tasarlanmış ve giyilmiş olması. Sebebi nedir bilmiyorum ama benim için korku filmi demek, o filmler demek. Baksana dabbe'den daha korkunç değil mi allasen; (Ne dabbesi lan, paranormal activity'den daha ürkünç)
"Ben ki Buchingamda doğmuş, kraliçeyle brunch yapar, prensle flört ederdim. Lordlar dostlarım, düşesler yoldaşımdı. Ne İskoçlar istedi de ben varmadım, ne İrlandalılar istedi de ben umursamadım. Üstümde chanel ile, fiyordları dolaştım. Başım yıldızlara değerdi benim. Peki şimdi bu scotch brite'in elimde ne işi var, tüm bunlar nasıl oldu" diye düşündü Jilet Necla.
'Düş'ün Necla, 'düş'ün...
Eğer bir yazar olursam, asosyal olmamın hiç bir önemi kalmayacak. O değil de düşünebiliyor musun, istemediğin hiç bir insan evladıyla muhatap olmuyorsun, evde götü devirip yatıyorsun, bir elinde üzüm dalı hayal kuruyorsun, ama banka hesabın doluyor. Asosyalliğin en asil formu. Ne var, ne yargılıyorsunuz, benim de edebiyattan anladığım bu, benim de hayattan tek beklentim bu! Maddi hiç bir beklentim yok ki! Parasal tek beklentim, ben üzüm yerken kafamda palmiye sallayacak bir Kıvanç tutacak kadar, o kadar az ki.
Kıvanç demişken aklıma ne geldi. Hani olmaz ya, imkansız ya, ama hadi olursa, Kıvanç ile evlenirsem diye bir düşünce geldi aklıma. Düğünle ilgili beynimde beliren tek gelen görüntü insanların suratındaki ifade oldu. Ne Kıvanç ne gelinlik, ne salon hiç biri gözümün önüne gelmedi, sadece şaşkın suratlar gördüm. Annemin suratında bile "bu kızın yanında böylesine yakışıklı bir çocuğun işi ne, nasıl olabilir bu?" şaşkınlığını gördüm. Herkes de görüyorum o 'adaletsiz dünya isyanıyla karışık şaşkınlığı.' Lan gerçek olsa çok pis eğlenirdim, sanırsın dünyanın en komik filmini izliyorum, sanırsın Elvis geldi benim için rocknroll yapıyor, sanırsın sheakespeare benim için bir komedi yazmış da müziklerini mozart bestelemiş, baş rolünde de Kemal Sunal ile Nejat Uygur var, ben de oturmuş izliyorum, o derece hunharca eğlenirdim. Düğün videosunu izleyip eğlenen tek insan olarak tarihe geçerdim lan! Allah'ım tiplere bak! Nihahhahaahah! (İç ses: ne pis fantezin varmış be, pis beee)
Edebiyat demişken;
Kendi elimi, kendim tutabilirim , valla bak. Bak işte. Baksana. Hoop sana diyorum. Baksan ölürsün dimi edebiyat yapacaktım gerisinde, yapmıyorum işte.
Bir de bu işte edebiyattan anladığım.
Kimse bana hayallerinin peşinden koş demedi. "Şşş, sen arkadaki, kaldır lan kafanı, ders anlatıyoruz burada" dedi - Burak Aksak
Her şey belki bazıları için zamanla unutuluyor olabilir ama, her şey bende zamanla birikiyor.
Bir insan kahvecide (bkz.starbucks) duvarda asılı menüye baya uzun süre bakıp bakıp en sonunda cappucino siparişi veriyorsa, kesinlikle o menüde yazanların hiçbirinin ne olduğunu bilmiyordur.Soya Caffe Misto ne, ne bilsin, ne bilelim, ne var ? Yoo dostum yoo, her şeyi bilemeyiz.
Sıçan deliğe sığmamış, götüne süpürge bağlamış. - Atasözü. (Başarısızlığı kesin olan bir işe başkalarını da sürüklemek)
Kıvanç demişken aklıma ne geldi. Hani olmaz ya, imkansız ya, ama hadi olursa, Kıvanç ile evlenirsem diye bir düşünce geldi aklıma. Düğünle ilgili beynimde beliren tek gelen görüntü insanların suratındaki ifade oldu. Ne Kıvanç ne gelinlik, ne salon hiç biri gözümün önüne gelmedi, sadece şaşkın suratlar gördüm. Annemin suratında bile "bu kızın yanında böylesine yakışıklı bir çocuğun işi ne, nasıl olabilir bu?" şaşkınlığını gördüm. Herkes de görüyorum o 'adaletsiz dünya isyanıyla karışık şaşkınlığı.' Lan gerçek olsa çok pis eğlenirdim, sanırsın dünyanın en komik filmini izliyorum, sanırsın Elvis geldi benim için rocknroll yapıyor, sanırsın sheakespeare benim için bir komedi yazmış da müziklerini mozart bestelemiş, baş rolünde de Kemal Sunal ile Nejat Uygur var, ben de oturmuş izliyorum, o derece hunharca eğlenirdim. Düğün videosunu izleyip eğlenen tek insan olarak tarihe geçerdim lan! Allah'ım tiplere bak! Nihahhahaahah! (İç ses: ne pis fantezin varmış be, pis beee)
Edebiyat demişken;
Kendi elimi, kendim tutabilirim , valla bak. Bak işte. Baksana. Hoop sana diyorum. Baksan ölürsün dimi edebiyat yapacaktım gerisinde, yapmıyorum işte.
Bir de bu işte edebiyattan anladığım.
Kimse bana hayallerinin peşinden koş demedi. "Şşş, sen arkadaki, kaldır lan kafanı, ders anlatıyoruz burada" dedi - Burak Aksak
Her şey belki bazıları için zamanla unutuluyor olabilir ama, her şey bende zamanla birikiyor.
Bir insan kahvecide (bkz.starbucks) duvarda asılı menüye baya uzun süre bakıp bakıp en sonunda cappucino siparişi veriyorsa, kesinlikle o menüde yazanların hiçbirinin ne olduğunu bilmiyordur.Soya Caffe Misto ne, ne bilsin, ne bilelim, ne var ? Yoo dostum yoo, her şeyi bilemeyiz.
Sıçan deliğe sığmamış, götüne süpürge bağlamış. - Atasözü. (Başarısızlığı kesin olan bir işe başkalarını da sürüklemek)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder