Bugün için üzülerek belirtmek zorundayım ki beş yıllık plan tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Gerçekleştirmemi istediğiniz bütün hayaller, ikinci bir çağrıya kadar ertelenmiştir. Herkes işinin gücünün başına dönsün.

4 Nisan 2013 Perşembe

Jack the Giant Slayer / Dev Avcısı Jack

*Sıpoylır falan olabilir.....


Her şey bir masal olarak başlıyor, geçmiş zamanın gerçekleri efsanelere karışıyor. Geçmişin hakikatlerini masal zanneden bir krallık, masalların gerçekliğine devlerin elinde şahit oluyor.

Fee Fi Fo Fum
Ask not whence the thunder comes
Ask not where the birds have gone
For between heaven and earth is a perilous place.
Home to a fearsome giant race.
Who hunger to conquer the mortals below
Waiting for the seeds of revenge to grow.

Hepimiz biliriz Dev Acısı Jack masalını. Gökyüzüne uzanan fasulyeler, bulutların üzerinde yaşayan devler, ve onları yenen köylü Jack. Hollywood, masalların meyvesini bu filmle de yemeye devam ediyor. Masal karakterlerini alıp, sinema teknolojisinin desteği arkasında ekranı görsellikle doldurup, bir kaç ünlü oyuncuyu da ekleyip önümüze sunuyor gene. Gerçi böyle söyleyince gene bir berbat masal uyarlaması diyormuşum gibi oldu ama benim gözümde şimdiye kadar izlediğim en başarılı masal filmiydi. Belki sebebi beklentilerimi düşük tutmam olabilir ya da belki de içinde Ewan Mcgregor olması da olabilir ama kesinlikle kötü değildi. Sürükleyici şekilde, harika görselliğiyle, masalını anlatan ortalama bir yapımdı sadece. 

Filmde bir masaldan ne bekliyorsanız o var; güzel ve özgürlük peşinde bir prenses, kral, güç ve iktidar sevdalısı kötü kalpli lord, yakışıklı şövalye, fakir ama cesur bir köylü ve krallığı tehdit eden masal yaratıkları ki bu hikayede devler diyoruz onlara... Konusu, tahmin ettiğiniz gibi köylü Jack'in salaklığı yüzünden ortaya çıkan dev tehditini gene Jack'in çözmesi. Film boyunca açıkçası benim tek merak ettiğim 'bu Jack bu devleri nasıl yenecek' konusu oldu. Çünkü onların karşısında hiç şansı yoktu, devler orantısız güç kullanıyorlar, devler sonuçta. Sizde merak ediyorsanız, haydi gençlik, sinemalara...(Yazar burada bu cümleyi kurarak  reklam parası aldı diyorlar...)  'ın şovalye karakteri Elmont ise filmdeki espri unsurunu sağlamak üzere yerleştirilmiş sanki. Evet bir kaç noktada ufak esprilerle çok başarılı olmasa da komik olmayı da başarmışlar. Sonuç olarak filmi izlerken eğlendik, özellikle IMAX 3D görüntüsü çok kaliteliydi, uzun zamandır izlediğim en başarılı 3d yapımdı diyebilirim. Ama film ile ilgili bir kaç güne kalmaz aklımda hiçbir şey kalmayacak, unutacağım büyük ihtimalle, dedim ya anlık eğlence sağlayan bir yapımdı çünkü, kalıcı etki beklememek lazım, ne diyorlar, popcorn film mi, işte ondan galiba. Sadece aklıma takılan üç nokta oldu, onları da belirtmeden geçemeyeceğim, şöyle ki;

Birinci nokta şu; zavallım  (Jack)'a teklif gittiğinde, epik bir masal filmde oynayacağım, çok süper kostümlerim olacak, zırhlarım belki kılıçlarım olacak diye çok sevinmiştir ama büyük hayal kırıklığına uğramış olmalı eğer öyle ise çekimlerde. Neden bilemedim ama Jack sanki bir masal kahramanı değil de, sınıfta yanınızda oturan sessiz ama cool çocuk gibi giydirilmiş; deri ceket, kot pantolon ve kapşonlu sweet. Evet şaka yapmıyorum, aynen buydu kıyafeti. Sayın Bryan Singer (yönetmen), şakaysa komik değil, sebep her ne ise hiç hoş değil. Kınıyorum, ben masal izleyecektim, deri ceketli ergen görmek istesem Twilight izlerdim. Töbe tanrım. 

İkinci nokta ise; film çok büyük bir mantık hatası içeriyor. Prenses Isabelle () karakteri, seni hiç anlamadım. Yanında hem yakışıklı, hem karizmatik, hem güçlü, hem akıllı, hem komik, bir erkekte olması gereken her şeye sahip, ordular kumandanı Ewan, aman Elmont var, sen gidip sümsük Jack'e aşık oluyorsun. Adamın bir gülüşüne krallığın kızları "oh my god" diyip kalpten gidecek, sen ne  yaptığı belli olmayan Jack'e aşık oluyorsun. Hiç anlamadım seni, hiç...

Son nokta ise, filmde sona yaklaştığımız da ben sandım ki, film bitti, orada kesip, filmin ikincisini çekecekler. Çünkü o konunun, kalan o kadar kısa sürede anlatılmasına imkan yoktu benim gözümde. Fimdeki büyük aksiyonların son on dakikaya saklandığını  ve konunun orada çözüleceğini bilemedim tabi. Film öyle bir noktaya gelmiş ki, ben olsam o sahnede keser, üstüne ikincisini çekerdim. Filmden çıktığımda yönetmeni bu konuda çok eleştirdim ama iyi ki de konuyu ikinci filme taşımamış çünkü film gişe de batmış.

195 milyon dolarlık bütçeye sahip film, ilk haftasında sadece 27.2 milyon gişe hasılası yapabilmiş. Sebep olarak da yanlış izleyici kitlesi seçtiğinden bahsediyorlar, çocuklar için fazla korkutucu, büyükler için fazla çocukça  Ayrıca önceki masal uyarlamalarının çok kötü olması, bu filme ön yargıyla yaklaşılmış olmasına sebep olmuş olabilir.

Son olarak da filmin sonu çok kötüydü bre yönetmen, konunun sonlanışı olarak değil ama hikaye bittikten sonra o artizliği yapmayaydınız iyiydi. 
Son resim de benden size bonus, aile fotoğrafı...


2 yorum:

  1. Bende izledim beğendimdi Niyanım ama bende hiç konusuna fragmanına falan bakmadan hatta bunu bir animasyon film sanıp girdim öyle olunca da baya beğendim, demekki sıfır beklentiyle izlemek lazım filmleri :)

    YanıtlaSil
  2. İyi bari "ben animasyon izleyecektim, bu ne, gerçek insanlar var bunda" diyerek nefret etmemişsin :D

    YanıtlaSil