Bugün için üzülerek belirtmek zorundayım ki beş yıllık plan tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Gerçekleştirmemi istediğiniz bütün hayaller, ikinci bir çağrıya kadar ertelenmiştir. Herkes işinin gücünün başına dönsün.

31 Ocak 2013 Perşembe

Şimdi size bir aşk hikayesi anlatacaktım ama vakit geçmiş

Okulun içinde bir bina arıyorum, dönüyorum dolanıyorum hop başladığım yerdeyim. Her yer ağaç, ormandan ağacı göremiyorum diyeceğim ama afili benzetmelerle edebiyat yapmak istemiyorum. Bir tane baz alacağım referans noktası yok, binalar yok, insanlar yok,aşağı bakıyorum ağaç, yukarı bakıyorum ağaç, sağıma bakıyorum ağaç, soluma bakıyorum ağaç, karşıma bakıyorum aman Allah'ım o da ne, elf gözlerin neler görüyor Legolas?

Karşıdan 180 boylarında deri ceketiyle bir asilzade yaklaşmakta, lordum bana kısaca milady deyin. Etrafta kimseler de yok, büyülü ormanın derinliklerinde, sadece o ve ben. Napsam, bir şey yapayım, yapmalıyım yani ama ne yapsam. Ha buldum, alıp eve götürüyüm ben bunu diyorum içimden, ama nasıl olacak ki deyip vazgeçiyorum, öyle de bir takıntım var işte sevdiğim her şeyi eve götüresim geliyor. Sonra aklıma başka bir fikir geliyor, etrafta kimsecikler yok, arkadan sessizce yaklaşıp, bayıltıp sürükleyerek ormanın kuytusuna çeksem, sonra yavaşça yaklaşıp -lan aklında garip fikirlerle cümlenin yüklemini tamamlayan sapıklar lütfen blogu terk edin, çıkar mısınız dışarı, lütfen, bak lütfen dedim.

Valla da soldakinin uzun saçlısıydı.
Kusura bakmayın geriye kalan ahlaklı okurlarım, ama lakin ve fakat insanların düşüncelerine müdahale etmezsek sonra halimiz nice olur. Neyse, ne diyordum, he yavaşça yaklaşıp parçalara ayırıp, çantama doldursam, sonra eve götürüp tekrar birleştirmek suretiyle, eski haline getirsem diye düşünürken buluyorum kendimi. (sapıklardan daha sapıkça hatta ziyadesiyle sayko bir davranış oldu kabul ediyorum, sapıklar geri gelin) Ama insanı geri birleştirme gibi bir yetiye sahip olmadığımdan böyle bir varlığı riske atamayacağımı anlıyorum.

Neyse bari insanın muhteşemini buldum, insanca yol sorayım, "ekskuiz mi, du yu nov ver iz Kerr Hall?"  Aa ben de tam oraya gidiyordum, birlikte gidelim demesin mi? Allahım ne kadar mutluyum derken, bir de üstüne elini uzatıp ben Nathan diye eklemesin mi? Öleyim mi mutluluktan?

 Ziyarete mi geldin? Yok kayboldum,ben yeni olduğum için her şey birbirine karışıyor. Haklısın ormandan bir şey görünmüyor ki, binada kimle görüşeceksin? Graduate advisor'ımla. Haa, onu bilmiyorum ben undergrad'ım.

Allahım işte o an tüm hayaller yıkılıyor, karşımdakinin bir çocuk olduğunu fark ediyorum. Okumak yerine başka eylemlere girişseymişim zamanında, kızımın boyfriendi, oğlumun bro'su olurmuşsun be Nathan'ım, bana kısaca teyze de. Hayat çok acımasız, cani, ve vicdansızsın.

Zaten binada...
hemen...
iki ağacın...
arkasındaymış...
heyhat....

Böyle de yazdım ya şimdi ben köşe yazarı oldum mu? Bence konu, içerik, şekil, dil her açıdan yayınlayabilirsiniz hürriyette, hatta facebookta en çok paylaşılan köşe yazarı ödülünü dahi alabilirim. Hürriyet uyuma, bu saykoya sahip çık.

1 yorum:

  1. Ya o kadar da çocuk değildir o. hem sen sadece 25 yaşındasın daha 26 bile olmadın. O da 21-22 olsa çok yaş farkı yok derim ben :D

    YanıtlaSil