Bugün için üzülerek belirtmek zorundayım ki beş yıllık plan tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Gerçekleştirmemi istediğiniz bütün hayaller, ikinci bir çağrıya kadar ertelenmiştir. Herkes işinin gücünün başına dönsün.

28 Ekim 2013 Pazartesi

Ben kurtarırım geceyi...

Sabah bir sessizliğe uyanıyorum. Evde kimsecikler yok, benim de yapacak hiçbir şeyim yok. Neden kalkıyorumsa artık, bilmiyorum. Kalkar kalkmaz kendimi banyoya atıyorum, sabah ihtiyaçları işte, bütün gece uyuduk tabi. Ama garip bir şeyler var. Çok garip... Altımda gri bir tayt var, ama bunun üzerinde durmuyorum daha mühim bir sorun var; neden siyah bir külodu gri taytımın üstüne geçirmiş olabilirim ki? Bünyedeki dengeler hepten mi sapıttı acaba? Gene yaptığım bir saçmalık diye geçiştiriyorum çok sorgulamadan. Sorgulasam ne olur verecek cevabım yok.   Daha uyuyorum zaten. Yüzümü yıkamam lazım. Ama ellerim, ya o ellerim, ah o ellerim... ellerim simsiyah, bir deri kaplı, halisünasyon görüyor olmalıyım. Bir avuç dolusu suyu yüzüme boca ediyorum. Dudaklarımdan başka yüzümde hiç bir nokta ıslanmıyor. Tekrar deniyorum, gene aynı sonuç. Çok garip bir şey var, acaba hala uyuyor muyum?

Banyodan çıkarken kapı kolu gitmeme engel oluyor. O zaman fark ediyorum boynumdan aşağı doğru sallanan simsiyah kumaş parçasını. Olanlara bir anlam veremiyorum. Koşarak odadaki boy aynasının önüne atıyorum kendimi. Şu anda tamamen uyanığım ama karşımda ki...yok artık...o bir...karşımdaki aynadan yansıyan görüntü...bir Batman duruyor karşımda! Aynadaki yansıma Batman. Pelerini, gri taytı, maskesi, her şeyiyle. O kıyafetin her yerinden fışkıran adaleleri ile...
Aman Yarabbi...ben Batman olmuşum ya! Kıyafeti çıkarmaya çalışıyorum ama imkanı yok. Çekiştirdikçe canım yanıyor, sanki derimi sökmeye çalışıyormuşum gibi. Sabah olmadan neler doğar, işte benim de içimde bir kara şövalye doğuyor. Tanrım ben Batman'ın tam kendisiyim!

Neden bilmiyorum ama çok çabuk kabulleniyorum bu durumu. Zaten çabalamaya da gerek yok, o kıyafet çıkmıyor. Direk aklıma geliyor, şu mantık çıkarımı düşüyor düşünceme; eğer ben Batman olduysam arabam da Batmobile dönüşmüş olmalı. İtiraf etmeliyim ki bu düşünce çok hoşuma gidiyor. Tüm bu olanlar üstümdeki şaşkınlığı atmamla çok hoşuma gitmeye başlıyor.

Kendimi dışarı atıyorum. Koşarak etrafta Batmobile arıyorum. Ama hiç bir yerde yok. Evimizin yer aldığı etabı dört dönüyorum. Ama yok. Eski arabamı görüyorum ama onun bana ait olduğunu kabullenemiyorum, ben Batmanim çünkü, şeklini de geçtim, siyah olmayan bir şeyin bana ait olmasına imkan yok. Her yere bakıyorum ama Batmobile'den en ufak iz yok işte. Batmobilden umudu kesince arabamın yanına gidiyorum. Eski, sağında bir yumruk sonucu oluşmuş çöküntü, bir kaç noktada sarı bir şeye sürtünmesi sonucu oluşmuş lekeler... çok sıradan, mavi, ikinci el eski model bir araba. Batmobile yok. Yok! Batman olmaktan tek kazancım gri bir tayt üzerine giyilmiş siyah bir külot mu yani? Kahretsin!

Birden birinin adımı seslenmesi sonucu irkiliyorum. Şehir beni çağırıyor olmasın sakın? Direk gökyüzüne bakıyorum ama hiç de öyle etrafta yarasa figürü de yok. Sesin geldiği noktaya bakınca hiç bir muhabbetim olmadığı kuzenimi görüyorum. Ben onun soyadını bilmem, o beni facebookta tanıdıklar listesinde görse arkadaş diye eklemez. Bir birimizden uzaklığımız o derece. Ama bugün selam vereceği tutuyor. Ama bir dakika ya, beni nasıl tanımış olabilir ki, ben bile kendimi tanıyamıyorum bu derilerin içerisinde. Off ya... Aman ya.... Amaaaan... yapacak da bir şey yok, daha fazla sessiz kalamam, selamına karşılık vermem lazım.

"Günaydın" Aman tanrım, sesim, derinlerden hırıltılı bir "günaydın" Ama o neden bu kadar sakin, sanki ben annemin karnından yarasa yavrusu olarak çıkmışım gibi, neden bu halimi yadırgamıyor? Ben sanki Batman değilmişim gibi havadan sudan konuşuyoruz. Sanki her şey normalmiş gibi... Oh şükür, konuşma bitti. O otobüse binmek için yola koyuluyor. Eski arabamın yanında pelerinim ellerimde kalakalıyorum. Olanlardan,, yemin ediyorum hiçbir şey anlamıyorum ama sorgulamıyorum da, cevabını bulamayacağım her karışıklığa yaptığım gibi durumu olduğu gibi kabulleniyorum. Öyle bir kabulleniyorum ki hem de...

Şimdi ben Batmansem şehrin bana ihtiyacı var, eğer ben kara şövalyeysem garibanları kollamam gerek. Şehir uyur, suç uyumaz.Kötülere korku salan Batman'ım ben. Kötülükle savaşmak üzere arabama oturuyorum. Bindik de arabaya, ama gidecek yer yok ki. Haciiii... Hayatımda tanıdığım bir tane bile suçlu yok ki. Hiç bir suç olayını gözlerimle görmedim ki ben. Tanıdığım tek yasa dışı iş yapmış insan torrentten film indiren bir insan. Ama gidip de film indiriyorsun diye insanların ağzını burnunu kırmanın hiç bir manası yok. Suç o değil yani benim uğraşmam gereken suçlu modeli o değil. Düşün Batman, düşün, sen kara şövalyesin büyük düşün!

Düşün, düşün....düşün....

Göl...gölün kenarı..., gölün kenarına gitmem lazım. Evet, evet! Hatırla filmlerden, suçluların hep yaptıkları öldürdükleri insanları şehirdeki dere olur, göl olur, bir su birikintisine atmak. Roma'dan beri bu iş böyle yürümüş, o Tiber nehri ne suçlar görmüş..., görmüşse görmüş, Moganın ne eksiği var. Evet gölün kenarına gitmem lazım. Ama şimdi değil, akşam gecenin karanlığında, tam iş üstünde yakalamam lazım hepsini. Ne demişler, suç arıyorsan karanlığı takip et. Ya da onun gibi bir şey.

Allahım galiba tansiyonum düşüyor. Sabah uyanır uyanmaz, kahvaltı bile yapmadan Batmobile aşkına atmayacaktım kendimi dışarı. Gideyim de az bir şeyler yiyeyim. Evet gideyim, ekmek arası domates tulum peyniri iyi bir kahvaltı seçeneği. Aç yarasa uçmaz...(Herşey değişmiş de, espri yeteneğinde en ufak bir gelişme olmamış ama...) O değil de, düşünüyorum, iyi ki de spiderman olarak uyanmamışım dostum, en azından bu kıyafetin ağzı var, bırak suçla savaşmayı açlıktan ölebilirdim, tanrım korumuş.

Çıktık eve, kahvaltı elimizde, uzun pelerin tersimizde, bir gideriz Gotham'a hey Gotham'a...Bir taraftan ekmeğimi ısırırken akşamın gelişini televizyon karşısında bana her şey yakışır izleyerek geçiriyorum. Acaba ben de katılsam mı? Yeni bir pelerin alacak para kazanırım belki. Yok ya, ben en iyisi kim milyoner olmak istere katılıp, bir batmobile parası kazanmalıyım kendime. Evet, kesinlikle bu daha mantıklı. Hemen internetten formu doldurup yolladık.

Eveet, şimdi ne yapsam? Allah'ım sanki bu tayt biraz kaşındırıyor mu ne? Bu kostümün yazlık sürümü yok mu? Tamam Gotham soğuk bir şehir olabilir ama sonuçta ankara yazları sıcak ve kurak bir memleket, allah verede pişik olmasak. Lan! ya kışa kadar böyle kalırsam? Kışın da ayrı bir sakat, o soğukta taytla nasıl dolaşıcam etrafta... Ne batmobilim var, ne yeteneğim gelişti, ne yapacağım ben bu halimle? İtiraf etmeliyim ki, tüm bu durum sabah ki cazibesini kaybetmeye başlıyor.

Akşama kadar ne yapar ki bir Batman evde?Hava kararmadan suç mahalline gitmenin de bir manası yok, çünkü hava kararmadan işlenmiş bir suç yok. Aslında yere çöp atan piknikçilerle uğraşabilirim. Yok ama olmaz, koskoca Batman park zabıtasının görevleriyle vakit kaybedemez. Koskoca Batman zabıta olmuş dedirtmen ulan millete!

Off sinekler...şap.... Oh yooo öldürmeyecektim, bayıltıp balkondan atacaktım sadece... Allahım yemin etmiştim yaşayan hiçbir varlığa zarar vermeyeceğime, hiç bir canlıyı böcek dahi olsa öldürmeyeceğime...

Neyse olan oldu, hem artık Batman olduğumdan ötürü öldürmem de bir sakınca yok. Ben insanların kanını emen tüm canlılarla savaşmaya yemin etmiş, kara şövelyeyim. (Allahım ne de güzel edebiyatlı alegoriler yapıyorum.)

Peh sıkıldım ben ya, pijamayla tüm gün evin içinde oturabiliyordum ama böyle giyinik evin içinde durulmuyor, napsam, korsan film indiren arkadaşa mı gününü göstersem. Sonuçta o da bir tür suç. Allah'ım ben Batman oldum ama uğraşabileceğim ne bir joker, ne bir Bane var. Ah ben ne etsem, nerelere gitsem?

Lan arkadaş, o kadar Batman olduk, evde sıkıntıdan patlayacağım. Elimde cips HIMYM izliyorum. Hava da kararmadı bir türlü....

Aha ezan okunuyor, namazı kılsa mıydık ki? Neyse ya, nasıl abdest alacaz bu kıyafetle... ben şimdi gidene kadar hava kararır zaten. Beklerken az biraz dondurma falan yerim. Gideyim ben en iyisi.

Yavaş yavaş iniyorum merdivenleri.. Yavaş yavaş ineceksin bu merdivenleri, eteklerinde ankaranın rengi gri bir tayt... Aman tanrım bir de ne göreyim! Batmobile! Batmobile karşımda duruyor. Allah'ım demek her şeyin bir zamanı varmış. Demek ki neymiş vakitsiz horoz ötmezmiş; demek ki neymiş sakla samanı gelir zamanı, demek ki binip gidiyoruz Batmobile, suçlular suç işler, Batman şehri temizler...

İtiraf etmeliyim ki, bu iş tekrardan hoşuma gitmeye başlıyor.

Geldik sahil parka. Hava iyice kararmış. Yavaş yavaş el ayak çekilmeye başlıyor. Ya dur! Ya ben niye parka geldim ki, salak mıyım neyim valla?  Şimdi suçlu olsam gölün en ıssız kıyısına gider atarım cesedimi, neden buraya atayım ki. Gideyim gölün en ıssız kıyısında bekleyeyim en iyisi.

 Of ya ben hiç anlamıyorum ki bu suç olayından, hayır yani intikam almak istediğim biri bile yok, ne bileyim kimse Uncle Ben'imi öldürmedi, şehirde öyle Gotham falan değil, bildiğin Ankara işte. Arkadaş 11'den sonra otobüs çalışmayan bir şehir burası, nasıl bir kötülük yuvasına dönüşebilir ki. Şu anda herkes evinde uyuyordur, sadece torrentten film indiren üniversite ergenleri, eve girip birkaç şey çalan hırsızlar... Ha bir de maltepede bir kaç gazino, ulusda da bir kaç hayat kadını...bi uyanık bunlar işte. Hayatım boyunca karşılaştığım tek suç insanları da bunlar. Şimdi yazık bunların karşısına ben Batman'im diye de çıkılmaz ki. Kıyafete yazık, bruce wayne'in kemikleri sızlar...

Çiçek kadın olaydım ben Batman yerine, hippilerle takılıp festivallerde takılaydım ya. Gerçi ankarada festivalde yok. Ne olaydım, cem yılmaz olaydım kendi batmobile'imi kendim alaydım, yok la ne alaka. Ne olaydım, ne vereyim abime...ehehe kafa karıştı cem yılmaz deyince.

Off ne pis bir geyiğim varmış benim, küçükken ormanda kaybolmuşum da geyikler mi büyütmüş beni acaba? Ahanda bir şahin yaklaşıyor. Yaklaşan bir cisim keşfettik komutanım. Bordo bir şahin, doğan görünümlü mü bilmiyorum, hepsi aynı görünüyor benim gözümde. İyi fark etmediler beni. Durdular. Kapı açıldı. İçinden iki tane kara kavruk adam indi. tey tey de tey tey...anason kokusu ta bana geldi, hayır bir de maske var ona rağmen. Yav arkadaş napayım gideyim alkollü araba kullanmaktan ceza mı keseyim, neyim ben trafik polisi mi?

He dur, dur, bagaja yöneldi. Bagajdan bir şeyler çıkarıyor. Ağır olmalı. Kesin bir ceset. Evet şimdi müdahale etmenin tam sırası...

Masa mı? Karpuz mu? Bir koli 75'lik mi? Tey allahım sabahtan beri suçla savaşacağım diye iki tane alkolik mi bekliyor muşum ben şimdi? Aç aç ankaralı namık'ı da aç... Hayde deymesinler keyfimize. Arabada beş, evde onbeş,,,ağaya beleş... Allahım ne olaydım Batman olana kadar ne olaydım, memurman olaydım bu kadar sıkılmazdım. Keşke memur adam olaydım..Gidip ağzını burnunu kıracaktım ben o torrentten film indiren elemanın ya...

Saatte 12'ye geliyor, bendeki şansla kabağa da dönüşürüm ben şimdi. Aman en iyisi eve dönmek.

Hey bir dakika, dur bi dur... hehehey...Ben şimdi Batman olduysam...ehehe... yani aynı zaman da bruce wayne de oldum. Yani batmobile bile varsa olmuşumdur. Evet olmuşumdur yani... Ohoho....ehehehe.... Zengin olduk ya lan, yemişim kara şovalyesini, kötüsünü, savaşını... Gideyim de bir kaç ihaleye gireyim... Ehehe... allah'ım zengin oldum...ehehehe. Yada sonra gireyim, şimdi kim girecek o kadar ihaleye, bir sürü evrak işi.. hiç girmesem ihale işine, iş adamlığına?

Wayne malikhanesini kiraya versem, ayda 50000$ kira gelse, kirayı biriktirsem bir malikane daha alsam... ayda 100000$....

$$$$

İtiraf etmeliyim ki ben bu işi çok sevdim....

"Gregor Samsa bir sabah huzursuz düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu."

Ana fikir;  Nihan'ı batman yapmışlar, off çok sıkıldım demiş.

Not: İş bu yazının daha sonra gelmesi planlanan yazı dizisi ile hiçbir bağlantısı yoktur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder