Anlatamıyorum olayın tam olarak ne olduğunu kimseye. Galiba benden başka da kimse bilmeyecek, anlayamayacak asla. Candy izlemediniz mi siz? Anlamanız lazım aslında. Anlatabilmem lazım aslında. Dün bir rüya gördüm, ondan bir ay önce bir rüya daha ve ondan önce de bir rüya daha... Hepsinde başroller aynı, mekanlar farklı ama aslında aynı. Dedim ben, anlattım herkese, tam bundan 17 ay önce olanları. Serendipity izlediniz mi? Onun gibi birşey oldu işte, dedim ben. Beni nereye sürükledi, birinci sahne bitti. Tam bir drama, haksızlığa uğramasına rağmen tam bir kötü olarak bitirdim hemde. Mağdurluktan mağrurluğa yükseldiğimi düşündü herkes. Halbuki daha mağrur olmama çok vakit vardı. Sadece artık mağdur değildim. Tekrar mağdur olacağız gibi. Bakalım ikinci sahnede neler olacak. Sanki ikinci sahne son sahne olacak. Sahne sonunda karakter değişimi katastrofik olacak...ya bana ya başkalarına, eminim. Dönüştüğüm şeyden korkmuyor değilim. Candy gibi kalamadım ki ben. Kurtarabilirim belki, kalan kırıntılar tekrar toparlanıp bütün olur belki. Dönüştüğüm şeyden hoşlanmıyorum çünkü. Neyse rüya diyordum. Sayıklamalarım yazının bütünlüğüne dokunuyor. Sayıklamalarım...Rüyalarım, akıl bütünlüğüme dokunuyor.
Hah neyse, işte tam üç rüya. Ya da dur, bir tane daha vardı tek tek gerçekleşen. Yok sayıyorum onu. Üç rüya...ilkinde benim yanıma gelecek diye bekliyorum. İkincisinde yana yakına arıyorum. Üçüncüsünde sen benim boynuma sarılıp hüngür hüngür ağlıyorsun ama bu sefer ben itiyorum. Çünkü ben seni öyle istemiyorum. Ben seni yanımda da istemiyorum. Sana dokunmak istemiyorum. Öyle karşımda dur istiyorum, sadece dinle...Ben seni sığınak olarak istiyorum. Seni hayatımın bir köşesinde ihtiyaç anında ortaya çıkan, gerçekte kim olduğunu bilmediğim bir destek olarak biliyorum. Kimsenin görmediği gibi beni gördüğünü, kimsenin inanmadığı anda bana inandığını, bir tek senin beni takdir ettiğini, kimsenin inanmadığı gibi inandığını, bana kimsenin bakmadığı gibi baktığını, benimle kimsenin konuşmadığı gibi konuştuğunu, yakınlarımın bile sıkılıp dinlemediği tüm hayallerimi dinlediğini, rüyalarımı bile dinlediğini, kimsenin sevmediği gibi sevdiğini, bende gizli olanı bir senin ortaya çıkardığını, sen güvendikçe kendime güvenmeye başladığımı, kimsenin dinlemediği gibi dinlediğini, kimsenin güvenmediği gibi bana güvendiğini, ve ben kimseye güvenemezken bir sana güvenebildiğimi kimseye anlatamıyorum.Kimseye anlatamıyorum senin kim olduğunu. Senin benim Albert'ım olduğunu...
Hani ben kendimi sevmeyi öğrenene kadar sen yanımda olacaktın! Hani ben kendime güvenmeyi öğrenene kadar benimle duracaktın!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder