Bugün için üzülerek belirtmek zorundayım ki beş yıllık plan tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Gerçekleştirmemi istediğiniz bütün hayaller, ikinci bir çağrıya kadar ertelenmiştir. Herkes işinin gücünün başına dönsün.

25 Ocak 2015 Pazar

Üçüncü evre

Ben artık hayal kurmuyorum. Hem de hiç. Hayal kurmadığım için yazı da yazamıyorum. Sanki böyle kocaman bir boşlukta hiçbir şey hissetmeden asılı kalmışım gibi. Bazen geleceğe dair bir iki şey hayal edecek gibi oluyorum, aklımın köşesine geliveriyor işte bir iki hayal. Hemen kovalıyorum. Çünkü korkuyorum. Evet, ben hayallerimden çok korkuyorum. Şimdiye kadar bana bir zarar vermedi hayallerim aslında. Aksine çok faydasını gördüm, hiçbiri onlardan beklediğim faydalar değildi gerçi, olsun başka türlü faydalarını gördüm. Ama çok da canımı yaktılar. Hem de öyle böyle değil. Gerçek olmadıklarında da, gerçek olduklarında da...çok canımı acıttılar. O sebeple çok korkuyorum. Dualarımı dahi değiştirdim. "Allah'ım şu hayalimi gerçekleştir" demiyorum artık, diyemiyorum. Artık, "Allah'ım bana mukayyet ol, çünkü ben ne istediğimi bilmiyorum" diye dua ediyorum.

Şimdi bir köşeye sindim. İlerlemeden de gerilemeden de burada takılayım diyorum. Bu sefer oyunu sizin kurallarınıza göre oynayacağım. Gerçekten, söz veriyorum, değiştirmeye çalışmayacağım, kaçmaya çalışmayacağım, sizin kurallarınıza göre oynayacağım. Siz yeter ki hayal kurmama sebep olmayın. Mutlu olmak falan değil istediğim, canımı acıtmayın yeter.

Önce inkar ettiğim kim olduğumu. Yapabileceklerimden fazlasını denedim. Sonra kim olduğumu inkar edemez hale gelince, kızdım ve isyan ettim. Ne kadar öfkeliydim her şeye, herkese karşı fark etmediniz mi? Tanrım şimdi seninle pazarlık aşamasındayız. Kuralına göre oynayacağım, lütfen artık canımı acıtma, sadece canımı yakma yeter. Kimseye, hiçbir şeye ihtiyacım yok. Sen bana mukayyet ol yeter.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder