Bugün için üzülerek belirtmek zorundayım ki beş yıllık plan tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Gerçekleştirmemi istediğiniz bütün hayaller, ikinci bir çağrıya kadar ertelenmiştir. Herkes işinin gücünün başına dönsün.

2 Ocak 2015 Cuma

Soğuk

İnsan üzülmekten üşür mü, üzüntüden üşünür mü? Üşünülüyormuş işte. Omurgalarından, ensenin dibinden yoluna başlayan bir buz kütlesi bütün vücudunu dolaşıyormuşcasına. O soğuktan kurtulmak için bir hırkaya ya da yorgana sarıldıkça, için eksi derecelerde titrerken, bedenin sanki başka birine ait gibi terlemeye başlaması nasıl bir lanet yarabbim. Hayır, hayır metafor değil bu, tamamen fiziksel, içim üşüyor derken duygularımdan bahsetmiyorum. Dişleri birbirine çarptıracak bir üşüme bu, burnu buz kestirecek. Nasıl bir örnek vermeli, nasıl desem? Ya da neden bir örnek vermeli; insana özgü bir durum değil mi bu? Herkes yaşamaz mı bunu? Ama gene de, kendimi daha iyi açıklamak adına, örneklendirmek istiyorum. Hani bir kış gecesi, kar yağdıktan sonra gelen o ayaz akşamlarında, kap kalın atkılar ve montun içinde, bir yere yetiştirmek için koştuğunda olduğu gibi, bir taraftan donarken bir taraftan da terden sırılsıklam olduğundaki gibi... Ne kadar iğrenç değil mi?

İşte kıştan bu yüzden nefret ediyorum. Kış iki yüzlü. Tanrım üşürken terlemek de nedir? 

Üzülüyorum arada bir, çok üzülüyorum, yapamadığım her şey için üzülüyorum, korku kaplıyor içimi çok geç kaldım diye. Her şeyin bittiğini bildiğim için üzülüyorum, ve deli gibi üşüyorum. Elimden hiç bir şey gelmiyor. İstiyorum, gerçekten umuyorum biri, herhangi biri gelip sarılsın, her şey geçti desin diye. Korkma, başarısızlıklarının hiç bir önemi yok desin. Ama olmuyor, öyle bir şey olmayacak da. İşte o an kızacak birilerini arıyorum. Kızsam birilerine, kızabilsem belki bu lanet üşütme geçecek. Ama yok, kendimden başka kimse yok ki karşımda ve ben ona kızamam ki. O hiç bir şey yapmadı, onun bir suçu yok. O daha masum bir çocuk. Ne olur kendimden masum bir çocuk diye bahsediyorum diye beni yargılamayın. O gerçekten bir çocuk, kocaman hayalleri olan, büyümeye çalışan bir çocuk. Kızamam çünkü o çok çabaladı, beni değiştirmek daha iyi yapabilmek için, ama onun bir suçu yok. Benim onu korumam lazım, lazımdı, yapamadım. Benim bir şeyler yapıp onu mutlu etmem lazımdı. Kızacak kimse yok. Keşke biri olsaydı, tüm suçu üstüne atabileceğim, biri olsaydı, geçti dediğinde, yüzüne içimdeki tüm korkuları kusabileceğim. İçimde yönünü bulamamış bir öfke. Ensemin dibinden başlayıp tüm vücuduma yayılan, hedefini bulmak için oradan oraya şiddetlenerek akan bir öfke... Neden suçlayacak kimse yok, kendime kızamam ki!

Hava çok soğuk ve bu yorgan beni boğuyor. Üşüyorum, ve nefes alamıyorum. 

5 yorum:

  1. Ne kadar içten samimi şeyler paylaşmışsınız, Bana da beklerim. http://mutfakhazinem.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim yorumun için, ben de senin bloga geleceğim :)

      Sil
  2. Ben işini görür müyüm bilmiyorum ama kızmak istediğin zamanlarda bana kızabilirsin. Yani sağa sola kızıp kızgınlığını bana yönlendirip rahatlayabilirsin. Çok ciddiyim. Bunu bloğumda ya da burada ya da mailimde yapabilirsin. Unutma e mi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aldığım en anlamlı tekliflerden biri bu desem...Çok çok teşekkür ederim. Ama sen de suçlu değilsin ki, kızamam ki sana da, kızmak için ben suçlu birini arıyorum, tüm suçu üstüne atacak :(

      Sil
    2. Hah işte ben bunu anlayabilecek biriyim emin ol. Yani bana kızmıyor aslında, kızıp da söyleyemediklerine kızıyor diyebilirim:) Rica ederim şu an bir şey yapmadım umarım ileride yapabilirim.

      Sil