Bugün için üzülerek belirtmek zorundayım ki beş yıllık plan tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Gerçekleştirmemi istediğiniz bütün hayaller, ikinci bir çağrıya kadar ertelenmiştir. Herkes işinin gücünün başına dönsün.

5 Ocak 2015 Pazartesi

Kafalar Kafalar-Numaralar hep karıştı

Beni suçlayabilir misin? Bunların hepsi bana bir rüyada geldi. Ben de oturdum, cennetten açılan bir kapının ardına yazdım hepsini. Hepsi bana rüyamda geldi... Şarkı yazsam herhalde ben de böyle bir şeyler yazmak isterdim.

-Atlantis diye bir dizi yapmışlar?
-Nee, Atlantis gezisi mi varmış?
-Hee, Atlantis gezisi, giden mi? Denizaltı gidiş-dönüş bileti dahil.... (Ömrümde yaptığım en garip konuşma olarak tarihe not düşmek istedim, buralar hep tarih çünkü)

Bir haftasonu, herhangi bir haftasonu Eymir'e gitsem bütün hayatım film şeridi gibi önümden geçecek. Anlaşmış gibi bir insanın ilk okul arkadaşından, staja, akrabasından iş yerindekilere herkes aynı ortamda nasıl toplanır. Sosyal fobim sebebiyle hayatta Eymir'e gitmem ben, ne öyle ömrümün pilav günü gibi...

Hello Kitty ne acaba? Gerçekten Hello Kitty ne? Koca kafalı rengi solmuş pembe şapşal bir kedi. Çizen bile çizmeye üşenmiş, sadece daire şekliyle kardan adam yapmaya çalışırken, kızlar kedi sever diye kediye çevirmiş belli. Hello Kitty ne?

İnsanın büyüdüğü an kendi hayallerine artık kendisi bile bırak inanmayı kıçıyla gülüyorsa o andır

Yalnızlığından utanıp kafelere giremezdin, açlığını dindirmek için karanlık sinema salonlarında bir başına mısır kemiren sen, nasıl oldu da yalnızlığı bir meziyet sayar oldun?
Ne alakası var, bir şey izlemeden yemek yiyemiyorum, kafelerde film yayınladılar da ben mi gitmedim.
O değilde sinemada yemek servisi yapılan bir sistem var ya, onu türkiyeye getirseler ya. Yesek, hayallere dalsak; yesek, hayallere dalsak; yesek, hayallere dalsak... ne müthiş bir döngü Yarabbi!

Biliyorum şu kuşa gereğinden fazla kafayı takmış gibi görünüyorum ama öyle değil, yemin ediyorum öyle değil. Bir gariplik var kendisinde. Fazla kitap okuma, gerçeklik olgunu yitiriyorsun triplerine girmeden bir dinleyin hele. Hayvan gece ışığı kapatınca kafesin tellerinden baş aşağı sarkıyor. Evet bildiğin ters uyuyor. Kafesinin içinde çok mutsuz olduğu için kendince garip hallere giriyor diye düşünüyorum. Ana vatanı avusturyada yaşasak açıp kapısını salacağım ama telef olacak diye kıyamıyorum da. Of allahım vicdan azabı gibi orada duruyor, tepetaklak. Çok korkuyorum.

Kültür farkı, yaş farkı kelimesinin anlamını şimdi anladım; Kılıçlarla savaş yapalım derken benim Obi Wan Kenobi olmam, ve onun ben de BenTen'im diye bağırması. Buymuş bütün olay, o kadar abartmaya hiç gerek yokmuş. Kültür çatışması falan diye afilli isimler veriyorlar, sen de bir şey var sanıyorsun işte.

2 yorum:

  1. Aslında anlamlandırmak olarak bakarsak ben de tam anlamıyorum özellikle bu yazıyı ama çok güldüm, çok güzel güldüm ya:) Eline sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazen öyle hayatımda gördüğüm ufak detayları not alıyorum, onlardan bir kaçı bunlar da. Gülmene sevindim ama :))

      Sil