Bugün için üzülerek belirtmek zorundayım ki beş yıllık plan tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Gerçekleştirmemi istediğiniz bütün hayaller, ikinci bir çağrıya kadar ertelenmiştir. Herkes işinin gücünün başına dönsün.

30 Aralık 2013 Pazartesi

Kurt Seyt ve Shura

Biz daha Fahriye Evcen ile Burak Özçivit ikilisinin şokunu üzerimizden atamamışken, Çalıkuşu'nun dönem kıyafetlerine, dekorlarına ağzı açık bakarken Türk dizi sektörü yeni bir dönem dizisi ve kitap uyarlaması ile buluşturuyor bizi.

Dizi Nermin Bezmen'in aynı adlı kitabından uyarlama. Kitabın konusu ise arka kapağında şu şekilde anlatılıyor.

"... Çarlık Rusyasının debdebeli yaşantısından Bolşevik ihtilali ile İstanbul'a sürüklenen hayatları anlatıyor. 1892'nin Yalta'sından St. Petersburg'un saltanat günlerine, Karpatlar cephesinden ihtilalin cehennemine ve nihayet işgal altındaki İstanbul'a, 1920'lerin Pera'sına, macera dolu bir yolculuk yapacaksınız. Onlarla beraber polkaların, troykaların sihirli alemini, ihtilalin acımasızlığını, parçalanmış Osmanlı İmparatorluğunun son günlerini yaşayacaksınız. Kurt Seyt: Mirza Eminof'un oğlu olarak servet ve ünvanla doğmuştu. Yakışıklıydı, hırslıydı, cesurdu. Çar Nikola'nın Muhafız Alayında genç bir Üsteğmen oluşu onu Bolşeviklerin ölüm listesine dahil etmişti. Kaçarken getirdiği bir taka dolusu silahı Mustafa Kemal'in Kuva-yi Milliyesine teslim ettiğinde, karşılık istemeyecek kadar gururluydu. Hayatına sıfırdan başlarken elinde kalan serveti sadece gururu ve aşkıydı. Shura: Tchaikovsky nağmelerinin romantizmi ile sarılmış karlı bir Moskova gecesinde, henüz onaltısındayken saf güzelliği, beklentisiz aşkı ile Seyit'in dünyasına girdi. Ailesinin ünvanı, serveti onun da ülkesinde kalmasına yardımcı olamadı. Sevdiği erkekle atıldığı bu macerada bir daha hiç göremeyecekleri vatanlarının, ailelerinin, artık yaşamayacakları geçmişlerinin hasretlerini birbirlerinin aşklarında dindirmeye çalıtılar. Büyük bir aşkın, harbin, ihtilalin, hasret ve hüzünlerin hikayesi ile okuyucuyu baştan sona kendine has bir tat, merak ve heyecanla sürükleyen, uzun süren araştırmaların gerçeklikle aktarıldığı bir roman, Kurt Seyt ve Shura."

Konu oldukça ilgi çekici görünüyor, özellikle benim gibi Çarlık Rusya'sına ve 18. - 20. yy dönemi İstanbul'una, büyük ilgi duyan biri için böyle bir dizi ayrı bir heyecan yarattı. Tam olarak hangi gün başlayacak, tarihini iyice araştırmaya üşendiğimden bilmiyorum ama Şubat ayında izlemeye başlayacakmışız. Yılbaşı gecesinde "Yeni yılın ilk dansı saat 12:00'de" diye göstereceklerini bildirmişler web sitelerinde ama sadece Kıvanç ve Farah Zeynep'in dans ettiği sahneyi gösterecekler galiba. Dizinin ilk bölümünü ne zaman izleriz bilemiyorum.

Facebook'ta yayınlanan resimlerini görünce ben baya yüksek beklentilere girdim.Bir de Kıvanç Tatlıtuğ yeni imajıyla üniformalar içinde baya göz dolduruyor. Merakla beklemedeyim. Umarım gene bir hayal kırıklığına uğramam. Gerçi senaristlerinin adını duyunca entrikanın dibine vuracaklarmış gibi geliyor. Ama görsellikte Çalıkuşu seviyesini yakalarsa, vıcık vıcık entrikaya rağmen, o görsellik ve dönem dekoru için bayıla bayıla izlerim.

"Dostum sen Türk ve Rus demişsin de bunlar bildiğin iskandinav"






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder