Son bir yıldır içine atlamadığım duygu kalmadı; endişe, heyecan, umut, umutsuzluk, özgüven, mutluluk, gurur.... Bu dönem ki duygumuz da korku. Öyle bir korku ki misal; bir civciv olsam kafama yumurta geçirip annemin totosunun altına saklanırdım. Gerçi civcivle özdeşlecek yaşı geçtik ama tavuk olsam gene o yumurtayı kafama geçirip gene gider annemin yanına, sığışmaya çalışırdım. Ama lanet olsun ki insanım, ve kafaya geçirilmiş bir yumurtayla en fazla psikiyattiste gidebilirim.
İnsanı hayvandan ayıran en önemli şeylerden biri de bellek galiba. Ben sanmıyorum ki, bir tavuk sabah kalksın, komşu kümesteki çilli horoz dün bana ters baktı diye düşünsün. Büyük ihtimalle her sabah sıfırlanmış bir bellekle uyanıyor, belleğinde sadece hayatını devam ettirmesi için gereken bilgiler ile. Başka bir şey değil, ama ne yazık ki insanın böyle bir şansı yok. Sürekli yeni bilgiler, anılar, hatıralar sarmış dört bir yanımı, baktığım her şey de izin duruyor..... Neyse ne, diyorum ki bellek işte. Hiç kimsenin işine yaramayan bir bellek, bende de var. Sabah uyanıp sadece besin bulmayı ve üremeyi düşünmüyorum. Gerçi besini sabah akşam, gece gündüz düşünüyorum, aklımdan hiç çıkmıyor, yani düşünmüyorum dediysem sadece onları düşünmüyorum. Bellekteki eski bilgiler işleniyor, yerine yeni bilgiler geliyor, bilgiler işlemden geçtikçe değişik ihtiyaçlar açığa çıkıyor falan filan.....Şimdi benim bu bellekteki her şey de, gök kuşağı renklerinin birleşip beyazı oluşturması gibi, o bilgiler de, birleşip korkuyu oluşturuyor. Sadece korkunç bir korku... (edebiyata gel)
Gelecek korkusu, aç kalma korkusu değil bu. Sevdiğim insanların hayatını mahvetme olasılığım karşısında hissettiğim korku. Misal bir gün arabayla giderken birini öldürebilirim, bir kavgaya karışabilirim ve birşeyler olabilir, ne bileyim çantamın içinden uyuşturucu çıkabilir, biri ben fark etmeden koyduysa demek, bana göre haklı ama kanuna göre illegal bir şey yapabilirim, bir gün bir kitabın yasa dışı olduğuna karar verebilir insanlar ve evimi basıp yasa dışı bir kitap bulabilirler, internete ya da bir yere başkalarının hoşuna gitmeyen bir şeyler yazabilirim, isim karışıklığından dolayı kendimi milyonlarca liralık borcun içinde bulabilirim, işe girersem yanlış bir karar ve imza sonucu gene milyonlarca liralık borcum olabilir, bir gün çıldırıp bir banka soyabilirim, azcık işe yarayım diye örgütlere üye bir marjinal olabilirim... Çok mu abartıyorum, olmaz mı? Bir gün bilişim suçu altında 5 yıl hapis ile karşılaşamaz mıyım? "Anne ben korsan oldum!"
Belki olmaz ama kimse bana bunun yüzde yüz garantisini veremez ki. Twitter'a yapılan yorumundan başı hukukla belada bir sürü insan var. tüm bunlar sonucunda da maddi ve manevi, hapis olsun tazminat olsun yasal sonuçlarla yüz yüze bırakabilir.
Hiçbir şey olmasa hapşırırken beyin kanaması geçirip ölebilirim.
Çok ağır bir hastalık geçirebilirim.
Ya da berbat bir insanı hayatımıza sokabilirim, bir hayatı mahvetmek için bir insan yeter de artar bile.
Daha yazmaya bile korktuğun neler neler...
Sanmayın ölümden, beladan korkuyorum. Cezam neyse yatarım, öleceksek de ölünecek işte sonuçta, ne fark eder. Ama şu fark eder ki, bu saydıklarım benden çok annemi etkiler, annemin mahvolması ailedeki geri kalan herkesin hayatını berbat hale getirir ve bu beni deli gibi korkutuyor. Sağlıklı bir düşünce değil, tamam, kabul ediyorum. Hatta o saydıkların hepsi sana bağlı, akıllı durursan hiçbir şeycik olmaz, az aklını kullan korkmak yerine diyorsunuz. Ama işte, bana o beyin denilen organın kullanma kılavuzunu vermemişler, ya da vermişseler de ben onu yemişimdir kesin, sonuç el yordamıyla ancak bu kadar kullanabiliyorum, bu günlere gene iyi gelmişim. Size saçmalık gelse de yukarıda saydığım her şeyi yapma olasılığım var benim.Hatta ben hiç bir şey yapmasam da bu saydıklarımın beni bulma olasılığı var, düşük de var işte.
İşte ben de sevdiğim insanların benden dolayı zarar görmesine katlanabileceğimi sanmıyorum ve böyle şeylerin olasılık olarak bile var olması beni çıldırtıyor. Hiç bir hata yapmaya hakkım yokmuş gibi hissediyorum, giderek etrafım sarılmış, her hareketim kayıt altında bir nazi almanyasında gibi hissediyorum. Sanki bir yerlere saklanırsam başıma bir şey gelmezmiş gibi, hiç evden çıkmasam misal? Evde otururken bir aracın altında kalıp ayağımı kaybetmem belki böylece de kimse bana bakmak zorunda kalmaz hem. Kimseyle görüşmezsem, kimsenin bir zararı dokunmaz sanki? İnterneti de kapatıp iletişim yollarımı da kesersem, aptalca bir şey yapamam bence. Off Allah'ım insanlar yeter ki bana dokunmasınlar, benden bir şey istemesinler. Ben yatağın altına saklanayım. "Ben aslında yokum, yokum ben, dokunmayın bana!"
Lan ben annemin benim yüzümden utanması olasılığından bile korkuyorum; vicdan azapta, vicdan azapta, ta ta ta...
Bakma hacı öyle geyiğe sarmış gibi yaptığıma, valla çok korkuyorum.
N'olacak bu kızın hali? Çok bozdu, çook....
Ney, saçmaladım mı iyice?
Ya bi yürü git ya, ben burada korkuyorum diyorum, sen bana saçmaladın diyorsun!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder