25 Temmuz, Saat 12:45 -> İlk sorun randevu alırken konsolosluk görevlisinin pasaportunuzun süresi yeterli değil uzatmanız lazım demesiyle başladı. Halbuki öncesinde bir sorun çıkmaz demiştiniz be amca. Neyse tartışacak vakit yok, milletin almak için 2 ay beklediği pasaportu ben 3 güne nasıl alacaksam artık bir gazla hemen o gün öğleden sonrası ve ertesi gün için iş yerinden izin aldım ve kendimi vakıf banka attım. Diyorum pasaport ücreti yatıracağım;görevli kaç lira diye bana soruyorlar ee ben de bilmiyorum neyse onu ara bunu ara derken kendimi iş bankasına atıyorum onlar biliyordur diye,sıram geliyor bu seferde görevli sistemimizde sorun var işlem yapamıyoruz demesin mi, pasaport bedelini biliyorlarmış bari,öğrendim yatacak miktarı diye kendimi teselli ederek vakıfbanka geri dönüyorum, ama bu sefer de, ne hikmetse, merniste ismim görünmüyormuş. Allahtan cadde boyu sıra sıra banka. Garantiye giriyorum yok biz alıyoruz da sorun çıkıyor onun için almayalım siz ziraate gidin, böyle böyle sıradaki her bankaya girip olumsuz sonuçlarla sıranın sonundaki yapı krediye varıyorum. (Aslında bu bir işaret diyip o anda eve gidip aldığım izinlerle 2 gün evde yan gelip yatmam lazımdı, yemişim pasaportunu)Ve iş bankasında mutlu sona ulaşıp pasaport ücretini yatırıyorum.
26 Temmuz, Saat 14:00 -> Saat 15’de pasaport randevusu var oraya gidilecek ama gidip eldeki pasaporttan olmadan bir pasaport dairesi başkanlığını arayıp, 5 günden az sürede pasaportumu alabilir miyim diye öğrenmek için telefona sarılıyorum. 5. denememde sonunda biri acıyıp açıyor telefonu, durum böyle böyle diyorum, karşı ses normal şartlar altında bu kadar kısa sürede alamazsınız, vir vir vir. Ee benim durumum normal değil ki deyince polis amca nerede oturuyorsunuz diye sorunca nasıl bir soru bu, ne alaka ya derken Gölbaşı deyince iyi o zaman başvurunuz yarın öğlene bizim sisteme düşer, siz buradan elden takip edebilirsiniz dedi, Allah’ım nasıl mutlu oldum, nasıl böyle mutluyum, mutluyum yani, o mutlulukla başvurumu yaptım döndüm eve. Bir bakayım bu pasaport şeysi nerdeymiş diye google maps açtım ve o da bizim evin hemen dibindeymiş yani 5 km falan civarında yürüyerek gidilir. Polis amca ondan sormuş ya nerde oturuyorsun diye.
27 Temmuz,Saat 10:00 -> Evet sabahtan gideceğim Pasaport daire başkanlığına da, benim izin bitti napmak lazım zaten bağırsakları bozmuşum gidip rapor aldım. Pasaport daire başkanlığına varınca manzaradan gözüm korktu,böyle dışarı bir kulube koymuşlar hemen yanında da bir ptt şubesi var girişte. Ama o manzaranın en ilginç yanı bir sürü insanın kapıda oturması oturmayanların da sıra da olması. Bir şokla ve sürü psikolojisiyle giriyorum bende o kuyruğa bekliyorum. Sıra uzundu ama çabuk ilerliyordu 5-10 dk sonra sıra bana geldi. Tek yaptıkları kimlik numaramı alıp bir yere imza attırdıktan sonra 1 kaç saate pasaportunuzu yandaki ptt’den alabilirsiniz deyip insanları ptt ye yönlendirmekmiş. İnsanlarda aslında orada ptt’den gelecek pasaportu bekliyormuş bende ne bekliyeceğim ev yakın eve gider öğleden sonra gelirim diyip eve gittim ev yakın ya ;) Öğleden sonra farkettimki saat 11de benim pasaport hazırmış. İnsanların aylarca beklediği pasaportu 1 saatte (teknik olarak 3 gün) almanın haklı sevinciyle pasaportuma kavuşmuş oldum. Yani kısaca işin aslı oraya gelen kimseyi geri çevirmiyorlarmış bende sandım ki bana kıyak geçiyorlar hemşeri ayağına :P
30 temmuzda işe gidip 2 hafta yıllık izin alıp o iki haftanın ilk haftasının iki gününü evrak hazırlamakla geçirdikten sonra geri kalan günleri allahım alabilecek miyim ya vermezlerse, aman gitmeyim zaten niye gidiyom ki, yok yok gitmem lazım, aman iyiydi böyle bak ne güzel yatıyorum yatak da rahat(tüm bunları gece düşününce doğal olarak) sızlanmalarıyla, hatta abartıp -ramazanın da etkisi olmuş olabilir -yasin okumalar, dualar,anadan babadan dua dilenmeler, prinçlere okuyup kıtır kıtır yemeler falan günlerimi ” allah’ım nolur vize mi onaylasınlar, nolur yeaaa” şeklinde bir ergen yakarışı şeklindeki dualarla geçirdim. Hatta internette vize görüşmesi soruları diye birşey bulup kağıda soru cevap şeklinde bir çalışma yapacakken kendimi durdurmasam bu olay nereye varırdı bilmiyorum. Valla ben iş görüşmesini bu kadar stres yapmadıydım.
08 Ağustos,Saat 10:00 -> Ve büyük gün geldi çattı. Sabah 6 buçukta kalkıp 08:15’de ki randevuma vaktinden yarım saat önce vardım. Kapıda türkten çok iranlı vardı, hepsi de greencard için gelmişler. Süreci uzun uzun anlatmayacağım sıraya giriyorsun, sonra tekrar bir sıraya giriyorsun evrakları veriyorsun onlar sana numara veriyor. içeri oturup bankadaki sıra hesabı sıranı bekliyorsun. İlk önce numara parmak izi için yanıyor, allahım o parmak izini alan kız ne tatlı birşeydi,espriler, gülerek konuşmalar, yanlış koyunca parmağı açıklamalar falan. Neyse büyük an geldi çattı böyle zayıf mavi gözlü güzel ama itici bir tip var camekanın arkasında. Ben bekliyorum bana soracak nereye gidiyorsun niye gidiyorsun falan çünkü öncekilere hep bu sorular geldi. Bana bu soruları sormadan direk where did you graduate diye sordu ben anlıyorum when başladım two-o-o-nine(okuyamadım ya tarihi, heceledim) kadın böyle bir sinirlendi where where, nereden diye türkçede ekledi anlamıyorum diye(napıyım duyulmuyodu sesin hacı koymuşsunuz kocaman camı araya paranoyaklıktan, ben sinemada bilet bile alamıyorum türkçe olarak, o arada cam var diye, zaten geceden hiç uyumamışım tuvalete gidip gelecem diye insan 15 dk da bir tuvalete gider mi,vakalar,vakalar),neyse, mezun olduktan sonra naptın, gelince o işte mi çalışcan, nerde çalışacan, ne öğretecen (bu kısımları hep ingilizce soruyor tabi) ben bişey öğretmiyorum ki dedim. Kadında gene sinirler attı WILL, WILL(simple future tense - aha bak biliioom işte, nolduuu) diye bastırarak ekledi. Dedim gitti benim vize kadın onaylamayacak bana uyuz oldu. Sonra where is Bartın University? diye sorunca aha kolay yerden geldi ingilizce cümle kurmaya gerek yok tek kelimeyle kurtarırım diye yapıştırdım Turkey diye. Kadın biliyorum türkiyede olduğunu diye türkçe gene bana atar yaptı. NEREDE? diye de ekledi. Tabi o noktada ben kaldım, hatalı bir girdi ile çıktı almaya çalışıldığında her zaman olduğu gibi etrafta görüntü blur bir hal aldı, beyin çalışmayı durdurdu, az daha zorlasa fatal error verecem yani.Nasıl nerede ya türkiyede işte, tabi başında il ismi var ya benim mantık çalışmıyor, Bartın Üniversitesinin Antalya da olacak hali yok ya,şehir ismin içinde diye algılayamıyorum bir türlü soruyu, tek bir cevabı var o sorunun benim için, o da turkey. Tabi kadının Bartın Üniversitesi NEREDE? diye tekrarlamasıyla bilinçsizce North?!?! diye bir kelime kaçıverdi ağzımdan. Sabahtan beri istediği buymuş coğrafi koordinatlarını istiyormuş kadın. Heralde direk cevap versem iklim şartlarını falan soracakmış tey allahım. Tamam anladım geri dönüp dönmeyeceğimi çözmeye çalışıyorsun da bunu ölçmen için gerekli soru bu mu yani? En sonunda bana dayanamayıp, daha da bir şey sormayarak başvurunuz onaylandı karşı masaya gidin deyip ds-2019da imzalayıp verdi. Ama eminim istihbarat kayıtlarında adımın karşısına anlama güçlüğü çekiyor türkçe de denendi, ingilizce de dilden kaynaklı değil ,salak galiba diye not düşmüşlerdir. (valla benim suçum yok hep aradaki camdan)
Pasaport sorunu,şuydu buydu derken en sıkıntılı iki haftanın sonunda sanırım vizemi aldım. Alamamış da olabilirim gerçi pasaportun gelmesini bekleyip göreceğiz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder